İnsan hukuku

15 Eylül 2017 Cuma, 00:03

Şehrin bütün elektrikleri kesik, giriş çıkışlar kapalı, her tarafda çukur kazılmış haftalarca evlerinden çıkamayanlar aç ve susuz kalanlar, bomba ve silah sesleri arasında korkan çocuklarını teskin etmeye çalışan anne babalar....

Diyarbakır Suriçi daracık parke taş sokaklar ve iç içe geçmiş evler, akşam çağı karanlık bir sokakta küçük bir kız çocuğu tek başına polislerin olduğu sokağa doğru ilerliyor.

Projektörlerin olduğu yere yaklaşınca uzaktan dur ihtarı geliyor polisten; kimsin adın ne?

Korkudan titreyen çocuk cevap veriyor.

Üstündeki ceketi çıkar diyor polisler, çıkarıyor. 

Buluzunun kollarını yukarı sıvamasını, eteğini yukarı kaldırarak bacaklarını göstermesini istiyorlar.

Belliki çocuk talimli, asker ve polise nasıl karşılık vermesi gerektiğini biliyor. Karnını göstermesini istiyorlar, yavaşça ilerlemesini istiyorlar söylenenleri harfiyen yapıyor çocuk.

Gerisi yok, görüntü burada bitiyor.

Görüntü yok ama 15 yıl sonra görünen bir şey var ; vatandaşı olduğu ülkede 7 yaşlarında bir kız çocuğunun devleti tarafından gördüğü muamelenin Onun zihninden çıkmayacak olması!

Yıllar sonra hangi gerekçe bu çocuğu büyüdüğü zaman maruz kaldığı bu muameleden ötürü ikna edebilecek?

Yıkılan şehri ve hatta camiileri onarmakla iş bitmiyor!

Evi başına yıkılan hangi çocuk bu ülkenin vatandaşı olmaktan gurur duyacak?

Kürt halkını HDP'den ibaret sanan bir politikayı benimseyenlerin tüm bu olanlara "hak ettiler Onlar da desteklemeseydi teröristleri" demeleri ancak kendi tezatlarının alametidir.

Bilmem kaç milyonluk Kürt halkının kaderini sadece bir görüşü/ideolojisi olan PKK endeksli bir partiyle masaya oturup pazarlık konusu yapmak, tüm Kürtlere potansiyel HDP/PKK'lı olarak görmek değil de nedir ?

İslam'ın bir birlerini kardeş kılarak onurlandırdığı, kardeşini kendi nefsine tercih edecek kadar bir birlerine yakınlaştırdığı birbirine eşit Türkler ve Kürtler; Türk bayrağının altında, Türkiye cumhuriyeti çatısı altında yaşamaktan gocunmayan Kürtler olduğunu bildiğimiz kadar, Kürd bayrağı altında Kurdistan cumhuriyeti çatısı altında yaşamaktan gocunmayacak Türkler de varmıdır ?

"Ne mutlu Türküm" diyebildiği kadar "ne mutlu Kürdüm" diyebilecek bir Türk varmıdır ?

Mutluluğun kaynağını Türk milliyetine aidiyette gören birine Kürdün mutluluğundan söz edebilirmisiniz?

Yanı başımızda kurulması muhtemel bir Kurdistan'ı emperyalistler, batılılar ve siyonistler kurdurtmasa ve desteklemeseydiler şayet, yine de karşı durmayacakmıydınız?

Şu yer yüzünde siyonistler dahi devlet kurmuş ve dahi neredeyse tüm halkı Müslüman ülkeler onunla müttefik ve dost iken bir Kurdistan'a mı yer yok bu coğrafyada?

Meseleleri hangi siyasi zaviyeden değerlendirirsek değerlendirelim bu insani durumu görmezden gelemeyiz.

Yıllardır gözardı ettiğimiz bu gerçek, şimdi art niyetli bir takım harici güçlerin yerli işbirlikçileriyle önümüze konulmuş bulunmakda hem de hiç olmadık bir dönemde .

Biz hiç bir halkın diğerini reddetme hakkına sahip olduğuna inanmıyoruz. 

Kimsenin milliyeti üzerinden üstünlük taslama hakkına sahip olmadığına inandığımız kadar, hiç bir halkın milliyetinden ötürü tahkir edilemeyeceğine de inanıyoruz.

Yazık, bir Kürt vatandaşın kürtlükten ve kürtlerden bahsederken dahi; 'Kürdüm ama HDP/PKK'lı değilim' deme gereği duyacak kadar politize edilmiş olmasına...

Kutsiyeti misakı milli sınırlarında aramaktansa, yüzyıllardır bu coğrafyada hayatı paylaşabilen insanların "insan hukuku" sınırlarında aramak daha doğru değilmidir?

Gönlümüzde yatan İnsan devletinin çatısı altında, tüm renklerin ve ırkların örfü âdeti gelenek ve görenekleriyle hür insanlar olarak eşit yaşam hakkına sahip olduğu bir  yeryüzünde buluşmak temennisiyle....

(Abdulmecid Özer)