Kutlu Mekânın Kutlu Sevdalılarına...

24 Haziran 2016 Cuma, 03:23

Sakın Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah onları ancak gözlerin dikilip kalacağı güne erteliyor.” (İbrahim-42)

Her şey ilahi davayla tanışmanla başlamıştı Yusuf… Baskılar, zulümler, hicretler derken bir medreseye  çevireceğin o zindanda bulmuştun  kendini…

Kendilerince bedenini hapsederek senden kurtulacaklardı. Ama onlar bilmiyorlardı ki seni Yusuf yapanın bedenin değil kalbindeki o kutlu sevdan olduğunu ve bu sevdayı hiçbir zincirin, pranganın, dört duvarın bağlayamayacağını. Görünüşte tutsak ama manen daha özgür olacağını…

Her çağda zalimleri hezimete uğratan, Yusuf’lara zaferler kazandıran, onları bir ölürken bin dirilten de zerrelerine kadar işleyen imanları ve sevdaları değil miydi? Evet onlar bilmiyorlardı ama öğreneceklerdi Yusuf… Senin o sevdan dalga dalga yayılacaktı ümmetin yiğitlerinin kalbine…

Sen bir iken bin olacaktın. Onlar her yerde seni göreceklerdi. Bazen bir yetimi giydirirken, bazen bir mazlumun gözyaşını silerken; kimsesizlere, düşkünlere umut kapısı olurken, bazen de kutlu doğum meydanlarında tekbirlerle yeri göğü inletirken… Kabus gibi her yerde karşılarına dikilecektin Yusuf…

Ve haykıracaktın günahtan kararmış o yüzlerine: “Bedenim dört duvar arasında olsa da benim kutlu sevdam binlerce peygamber sevdalısının kalbinde özgürce dolaşıyor“ diye..

Seni zindanlara atarak, sürgünlere göndererek, O kutlu sevdanın sel olup akmasına  ve senin Yusuf olmana o dört duvarın engel olamayacağını elbet birgün anlayacaklar Yusuf…

(Arzu AŞKIN)