Anlat ey zindan!

12 Ekim 2016 Çarşamba, 19:05

Yusuf ve zindan… Yusuf, zindana hayat verip mana katan şerefli bir misafir. Zindan, ona ev sahipliği yapan kutlu bir mekân…  

Zindan Yusuflardan sorulur; Yusuflar zindandan. Yusuflar, zindanı: ‘Zindan gülistandır bize. Orda gül derilir ümmete. Bir adım var şahadete. Dört duvar set değil bize.’ diyerek güzelce anlattılar. Ama zindan Yusuf’unu hiç anlatmadı. Oysa ki onun dert ortağı, sırdaşı idi. Yusuf’u ondan daha iyi kim anlatabilirdi? Ama zindan hep suskundu.

Kim bilir belki de bu suskunluğu, bin bir zulüm ve işkenceye şahitlik ettiği içindi. Zalim işkencecilerin nazenin bedenlere ettikleri karşısında hiçbir şey yapamayışındandı. Necis suratlarına tüküremeyişindendi. Anlaşılan bunun utancını taşıyordu çilekeş zindan.

Ey diriler kabri, belalar konağı! Ah bir dile gelip de konuşsan, içini döksen. Belli ki dopdolu için. Kim bilir ne acılar ne hüzünler saklıdır içinde? Bundandır belki sıkıntın, kasvetin.

Anlat ey zindan! Gonca güllerinin neler çektiklerini. Daha körpe iken dalından nasıl koparıldıklarını. Baharlarının nasıl zemheri kışa dönüştürüldüğünü. Esen fırtınaların yapraklarını nasıl döküp kuruttuğunu. Yarım kalan hayalleri, solan ümitleri,  gözlerin umutsuzca dalışını…

Anlat ey zindan! Ayrılık acısıyla kavrulan yürekleri. Çaresizce dökülen gözyaşlarını. Unutulmuşluğun, terk edilmişliğin, garipliğin acısını. Yalnızlığın  o derin sancısını…

Anlat ey zindan! Yağan kara, yağmura, esen rüzgâra, caddelere, hatta börtü böceğe bile nasıl özlem duyulduğunu. Nemli duvarlar arasında zayi olan hayatları, dallanıp çiçeklenemeden solmanın ızdırabını. Diriyken ölmenin ne demek olduğunu…

Anlat ey zindan!  Belki o zaman can bulur ölü bedenler. Yumuşar katılaşmış yürekler.  Açılır  âmâ gözler, işitir sağır kulaklar, konuşur lâl olan diller. Hayat bulur ölü söylemler.

Anlat ey zindan! Kimse umursamaz diye çekinme. Bülbül ezelden meftun değil mi güle? Güzel sesli bülbüller aşkla ağıtlar yakmaz mı? Bu ağıtlar insanım diyen yürekleri dağlamaz mı?  Sinelerdeki hüzün dua dua yükselip rahmet rahmet yağmaz mı?  Yağan rahmet ab-ı hayat olmaz mı suya hasret güllere?

Anlat ey zindan! Anlat ki duymayan, bilmeyen kalmasın sabrıyla destan yazan mazlumları.  Tüm dünya görsün, bilsin mustazaf kahramanları.  İslam uğruna feda edilen hayatları çekilen sıkıntıları…

Anlat ey zindan! Anlat ki utansın bu zulme sessiz kalıp göz yumanlar. Özgürlüğe hasret mazlumun feryadına duyarsız kalanlar. Haksızlık karşısında susup dilsiz şeytan olanlar. Bitsin bu zulüm’ diye haykırmayanlar! (Arzu AŞKIN)