yazar_isim
2012-01-31
Din, Allah'ın değişmez değerlerinin hayata yansımasıdır. Din, ne sadece zihinlerde ne bireysel ne de ruhanidir. Din seküler (dünyevi) de değildir. Bu yüzden olmalı ki dualarımızda ne sadece dünyayı ne de sadece ahireti isteriz. İkisini de isteriz; çünkü Müslümanların ikisine de ihtiyacı var. Bunu belki çoğu kardeşimiz lafız olarak bilmekte ama ne yazık ki meseleye, yaşam olarak baktığımızda Din adına oluşan değerlerin talan edildiğini görüyoruz. 
           
İslam Tarihine baktığımızda, şirkle bütünleşen Mekke müşriklerinin Allah inancının olduğunu görüyoruz. Tapınadurdukları Lat, Menat ve Uzza gibi putlar, Allah'a yaklaşma vesilesiydi! Onlar için. Allahsız bir toplum değillerdi; ama Allah'ı eksik/yanlış biliyorlardı; onu  Es-Subhan ya da Er-Rahman olarak telakki edemiyorlardı. (Rahman da neyin nesi diyorlardı.) Bu sakat bakış açısı, cehaletlerinin ürünüydü. Peygamberin kılavuzluğu, Allah'ı tanıtmak ve haliyle Din'i gerçek amacına ulaştırma yönündeydi. 
           
Küfrün sözlük anlamı örtmektir.(Müfredat) Bundan dolayı hakikati örten kişiye kâfir denilmiştir. Kâfir, Allah'ın vahdaniyetini inkâr ettiği, suiistimal ettiği için kâfirdir. İnsanlık var olduğundan beri küfür dini ve şirk dini mücadele içerisinde olmuştur. Ama bu mücadele, din ile dinsizlik arasında değil tam aksine, din ile din arasında meydana gelmiştir. Biliyorum bazı kardeşlerimiz: Hiç olur mu öyle şey, İslam tek din değil mi diye sitemde bulunabilir. Benim izah etmeye çalıştığım mesele, dinleştirilmeye çalışılan ideoloji ya da batmaya mahkûm batıl davalardır. Bu konuda Kafirun suresine bakılabilir. Küfr, mevcut din anlayışını tahrif ederek/değiştirerek bazı kavramlar, maddeler üzerinde bir kutsallık atfetmekte ve bu kutsallıklar üzerinde yeni bir ''Din anlayışı'' inşa etmeye çalışmaktadırlar. Toplumumuzda hurafelerin yaygınlaşması bu inancın sonucudur.
           
Günümüzde, modernitenin zirvesini yaşadığı bu dönemde, her ne kadar Lat, Menat ve Uzzalar olmasa da yerini alan argümanlar var: Kadını sadece ''cinsel obje'' görüp dişiliğini, kişiliğinin önüne çıkarmak! Onun adeta bir tapınma vesilesi kılınması, hem cinsel değer biçene, hem de kadına en büyük zulümdür. Kadının incizabına kapılma, şirk tehlikesi doğurabilmektedir. İdeolojileri Din'in önüne almak, yine başka bir şirk tehlikesidir. Bu örnekler çoğaltılabilir. Araba, para vs. Allah kadar sevilen her şey şirke davetiye açmaktadır. Hayatın merkezinde sadece Allah'ın (cc) olması gerekirken merkeze, tağuti sebepleri koymak, şüphesiz ki Müslüman’ın yapacağı davranışlardan değildir. İşte Maalesef sonu izm ile biten bütün ideolojilerde insanın hayatını belirleyebilme, insana yön verme çabalarını görüyoruz. Bu da insanı özne yerine nesneleştirmektedir. Din dışı değerler de, din kadar önemsendiği için de dinleştirilmektedir. Günümüz modernitesine köle olan insanları, üç büyük tehlike beklemektedir. Bunu, Hazreti Musa (as) döneminin 3 ana karakteriyle örnekleyip açıklamaya çalışalım.
                  
Bu ana karakterler, Hz. Musa(as)ın karşısında olan güçlerdi:
           
1. Bel'am-ı Baur: Dönemin en büyük sayılan din adamıydı. Tevhid dinine karşı olduğu için bu dinin yayılmasını engelleyen zat. İsrail oğullarından bazıları dini bilgileri peygamberden değil, ondan öğreniyorlardı. Çünkü insanoğlu tarihin hiçbir döneminde inançsız/dinsiz olmamıştı. Mutlaka bir şeye inanmalıydı; çünkü inanma yetisi, fıtrat olarak her insanda mevcuttu. İnsanlar da bu ihtiyaçlarını, insanları yanlış yönlendiren, hakkı hak olarak söylemeyen, insanları sırat-ı müstakimden alıkoyan Bel'am-ı Baur etrafında toplanarak manevi duygularını tatmin ediyor, ona dini güç vehmediyorlardı. Sonuçta; Cahilin dindarlığı! Arttıkça sapması da artıyordu. Bugün “ben de dindarım” diye geçinen, Kuran’dan bihaber olan çoğunlukların sahtekâr insanlara, güç vehmetmesi modern Bel'am-ı Baur'luk değil de nedir? Peygamberimize (asm) saygı adı altında sadece ''inanç'' boyutunu yeterli görenler, acaba Din'i kimden öğreniyorlardı.
          
2. Karun: Zamanın en büyük sermayedarı, en zengini, bir nevi en büyük kapitalistiydi. Karun, servet sahibi olduğundan Tevhid dinine inanarak bu gücünü kaybetmek istemiyordu. İslam'ın tüm ümmetlerde sınıf ayrıcalığının oluşturmadığı gayet açık! Belli ki Karun, servet sahibi olmayı bir üstünlük ve şeref vesilesi görüyordu. Gerçek zenginliğin Allah-u Teâlâ’dan olduğunu bilmiyor, zenginliğin verdiği sarhoşluğun geçici olduğunu aklının ucundan dahi geçirmiyordu. Zaman farklı olsa da, Mekke kodamanlarının Karun’la ortak yönlerinin olduğunu görürüz: (bkz). Ebu Leheb ve Ebu Cehil. Tarih şahittir ki, Karun gibileri, servetlerini siyasi otoriteyle taçlandırmak istemişler. Bu da günümüzde emperyalist güçlerin oluşmasına sebebiyet verecekti. Güç bendeyse ben doğruyum diyenler, günü gelecek milyonlarca siyahî insanın köleleştirilmesine neden olacaklardı. Kölelik ve esaret! Emperyalizmle zirveye çıkan durumlar. Hâlbuki Allah'a köle olunmuyordu, kul olunuyordu. Çünkü kölelikte esaret var iken, Allah'a kullukta ise irade vardı. Kölelikte daima kaybetme var iken, kullukta ebediyen kazanma vardı.
        
3. Firavun: Kendini ilah-kral olarak tanıtan üçüncü Ramses. Burada da yukarda değindiğimiz gibi siyasal otoriteyi ve dinsel argümanları kendisinde bulundurduğunu zanneden zavallı bir karakter görüyoruz. Hâkimiyet’in kayıtsız şartsız Millette görenler,  demokrasiyi bütün çarelerin kaynağı olarak görüyorlarsa, hayatın esas otoritesi, ezeli ve ebedi Hâkimi olan Allah'ı(cc) nereye koyuyorlar. Demokrasi'yi bütün çarelerin kaynağı olarak görenler, yeryüzünde en büyük katliamlarının demokrasi adına yapılmasını neyle açıklayacaklar. Yeryüzünün firavunları bugünde varlıklarını sürdürüp Tevhid Diniyle (esas din) mücadelelerini sürdürüyorlar.
       
Evet, İsrailoğulları yahudileşti, peki bizler yahudileşme tehlikesinden ırak mıyız?  Acaba biz Din-i Mubin’i kimlere emanet ediyoruz. Hayat, Allah adına mı yoksa tağuti düzenler adına mı? Allah'a inancımız şirk biçiminde mi yoksa Tevhid biçiminde mi? Asıl olana yönelerek özgürleşme varken, esareti mi istiyoruz? Tercih bizim, karar bizim. Katıksız, Muvahhid olmak varken, diğer yolu tercih etmek, akıllıca olmasa gerek.
       
İbrahim’i teslimiyetin bütün ümmet coğrafyasına hakim olması temennisiyle. 
       
Vesselam…
 
(Ömer ÖZDAĞ)


mehmet baki
Tevhid
2012-02-02
Allah razı olsun.Yeryüzü var oldukça Tevhid ve şirk mücadelesi devam edecek. Rabbimiz bizi Tevhidden ayırmasın.
Gazete Son Dakika RSS Hava Durumu twitter facebook
GÜNÜN RESMİ
-Yorumsuz-
-Yorumsuz-
reklam
ANKET
Neden Mustazaf-Der Hakkında Kapatılma Kararı Verildi?
Anket
VİDEOLU HABERLER
Haber1
Uludere Özür Dilenecek Bir Olay Değil!
HSH- İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Uludere'de sınırı geçerken savaş uçaklarıyla vurularak katledilen ve kamuoyunda Uludere Katliamı olarak adlandırılan olayla ilgili tarihin kara sayfalarına yazılacak açıklamalarda bulundu.
Haber1
Arkadaşlarıyla İlk Defa Cuma Namazı Kıldı
Açlık grevi anlaşması sonucu tek kişilik hücreden koğuşa çıkarılan Muhammed Arman, ilk defa cuma namazı kıldı.
Haber1
Seyyid Nasrallah'tan İtidal Çağrısı
HSH- Lübnan İslami Direniş Hareketi Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah, türbe ziyareti için gittikleri Suriye'nin Halep kentinde kaçırılan 12 Lübnanlı haberinin ülkede gerginliğe sebep olması üzerine, halka itidal çağrısında bulundu.
Haber1
Mustazaf-Der Şube Başkanı: Üstüme 30 Polis Çullandı!
Yaklaşık 30 polis tarafından darp edilen Mustazaf Der Osmaniye Şube Başkanı Abdulkadir Alakuş, yaşadığı olayı İLKHA'ya anlattı. Polisin terörist muamelesi yaparak kendilerine silah doğrulttuğunu, biber gazı sıkarak darp ettiğini ifade eden Alakuş, hem darp ettiklerini, hem de kendilerini temize çıkarmak için davacı olduklarını söyledi.
Haber1
Başörtüsavar Profesörün Sicili Kabarık Çıktı
Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nadide Kazancı ise, Astronomi ve Uzay Bilimleri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rennan Pekünlü'nün öğretim üyeliğinden uzaklaştırılma noktasına gittiğini söyledi.
EN ÇOK OKUNANLAR
Haber Resim Yok
Seyyid Nasrallah'tan Büyük Vefa Örneği
HSH- Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah'ın, şehid İmad Muğniye'nin şahadetinden birkaç ay sonra sivil kıyafetlerle şehidin mezarını ziyaret ettiği ortaya çıktı.
Haber Resim Yok
Hizbullah'tan Şehid Alimler İçin Başsağlığı
Hizbullah Genel Sekreteri Yardımcısı Şeyh Nuaym Kasım, Lübnan Müftüsü Muhammed Reşid Kabbani'yi arayarak, Nasrullah'ın Kuzey Lübnan'da şehid edilen iki alimle ilgili taziyelerini ilettiği öğrenildi.
Haber Resim Yok
Seyyid Nasrallah'tan İtidal Çağrısı
HSH- Lübnan İslami Direniş Hareketi Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah, türbe ziyareti için gittikleri Suriye'nin Halep kentinde kaçırılan 12 Lübnanlı haberinin ülkede gerginliğe sebep olması üzerine, halka itidal çağrısında bulundu.
Haber Resim Yok
Türkiye Alman Müslüman'ı İade Edecek
Türkiye'nin, Alman Federal savcılığınca "terör örgütü" üyesi olmakla suçlanan Alman Müslüman Thomas U’yu önümüzdeki günlerde Almanya’ya iade edeceği bildirildi.
Haber Resim Yok
Arkadaşlarıyla İlk Defa Cuma Namazı Kıldı
Açlık grevi anlaşması sonucu tek kişilik hücreden koğuşa çıkarılan Muhammed Arman, ilk defa cuma namazı kıldı.
sag alt
Sitemiz Sadece İnternet Üzerinden Yayın Yapmaktadır. İzinsiz ve Kaynak Gösterilmeden Kullanılamaz.
hur-seda@hotmail.com   © 2008 - 2012   Tüm Hakları Saklıdır.