Tatilde ne yapmalı?

14 Haziran 2017 Çarşamba, 02:42

Geçtiğimiz Cuma gününden itibaren 2016-2017 eğitim-öğretim yılı sona erdi. Öğrenciler 3 aylık bir tatil sürecine girdiler. Aileleri ise tatlı bir telaş sardı. 3 aylık süre nasıl değerlendirilecek? Çocuğumuz tatilde ders çalışsın mı? Ne tür etkinliklere katılmalı? Soruları aileler tarafından soruluyor. Biz de doğal olarak diyoruz ki zaman kavramı rabbimizin biz kullara lütfüdür, boşa geçirilemez ondan dolayı tatil değil tebdil diyoruz. İlahi ferman gereği bir işte yorulduğunda başka işe koyul düsturunca boşa geçecek zaman yoktur değerlendirilecek zaman dilimleri vardır.

Üstad Bediüzzaman'ın deyimi ile :‘' En bedbaht, en muztarip, en sıkıntılı, işsiz adamdır. Zira, atalet ademin birader zadesidir. Sa'y, vücudun hayatı ve hayatın yakazasıdır.''

Bedbaht, muzdarip, sıkıntılı ruh hali yaşamamak için mutlaka çalışmak çabalamak gerekir.

  Çalışma ile ilgili meşhur bir hikâye. Şöyle ki; Baba bir gün oğluna, “Artık büyüdün, delikanlı oldun.  Bu yaştan sonra kendi ekmeğini kendin kazanmalısın” demiş.

O güne kadar hazır yemeye alışmış çocuk, babasının sözüne gücenmiş, annesinin yanına gitmiş ve yalvarmış: “Anneciğim, babam artık benim de çalışmamı, eve para getirmemi istiyor. Ama ben çalışmak istemiyorum, zor gelir. N'olur bana yardım et!”

Annesi “Ben sana nasıl yardımcı olabilirim ki oğlum?” deyince çocuk şu teklifi yapmış: “Ben her gün vereceğin küçük işleri yapsam, bunun karşılığında her akşam 1 altın versen, ben de babama ‘ben çalıştım bu bir altını kazandım' desem, olur mu?”

Anne yüreği işte, önce kabul etmemiş, sonra delikanlının ısrarına dayanamamış: “Peki, tamam.”

Delikanlı o gün annesinin verdiği ufak tefek işleri yapmış, gün bitiminde de 1 altın almış. Akşamüzeri babası gelince lafı yetiştirmiş: “Bak baba bugün çalıştım bu altını kazandım.”

Babası tebessüm etmiş, “Aferin oğlum… Ver o bir altını bana ve peşimden gel.” diyerek oğlunu bahçeye çıkarmış.

Bahçedeki kuyunun başına gelmişler.

Babası çocuktan aldığı bir altını parmak uçlarında tutarak kuyunun üzerine getirmiş. Çocuk şaşkın gözlerle babasına bakarken parmaklarının arasında tutuğu altını bırakıvermiş. Altın kuyuya düşmüş.

Çocuk şaşkınca sormuş: “Baba neden altını kuyuya attın?” Babası tebessüm ederek, “Vakti gelince anlarsın!” demiş. Ardından sükûnetle içeri girmiş. Çocuk babasının arkasından öylece bakakalmış.

Ertesi gün yine çocuk annesinden bir altın almış ve babasının yanına gelerek, “Babacığım bugün de bir altın kazandım” demiş. Babası, çocuğun elinden altını almış, “Gel hadi” diyerek yine bahçeye çıkmışlar ve oğlunun gözüne bakarak altını kuyuya  atmış. Çocuk şaşkın şaşkın bakarken  babası yine hiçbir şey söylemeden oradan ayrılmış.

Günler böyle geçmiş… Ancak bir süre sonra, annesi, “Oğlum artık bende altın kalmadı. Kendine bir iş bul çalış, yoksa akşam babana karşı mahcup olursun” diye uyarmış.

Çocuk, çaresizce o gün akşama kadar zor ve zahmetli işlerde çalışmış, karşılığında ancak yarım altın kazanabilmiş.

Akşam olduğunda, yorgun ve tükenmiş halde babasının karşısına çıkan delikanlı müjdeyi vermiş: “Baba, bu gün çok çalıştım ama ancak yarım altın kazanabildim” Babası, “Peki oğlum” demiş, “Ver hadi o yarım altını” diye elini uzattığında, çocuk aniden tepki göstermiş: “Ne yapacaksın baba bu altını?”

Güngörmüş baba, sakin bir sesle karşılık vermiş: “Her gün yaptığımızı yapacağız oğlum, kuyunun başına gideceğiz ve altını kuyuya atacağız!” Çocuk, “Asla olmaz baba! Atamazsın bu altını kuyuya. Bir yarım altını kazanmak ne kadar zor biliyor musun?” deyince babası tebessüm etmiş: “İşte oğlum kuyunun hikmeti bu. Yarım altının bir tam altından daha kıymetli olduğunu nasıl da ortaya çıkardı değil mi?”

Sonuç olarak;

Çocuklarımızın emeğin kıymetini anlamaları, paranın kolay kazanılmadığını öğrenebilmeleri için mutlaka yaşlarına uygun olarak belirli zaman periyotları içinde çalışmalarını öneriyoruz. Bütün öğrencilerimizin kişisel gelişimine uygun kitaplar okumasını, spor etkinliklerine katılmalarını, aileleri ile bol vakit geçirecekleri bir 3 ay geçirmelerini temenni ediyoruz. Böyle yaparak hem çocuklarımızın sosyal becerileri gelişiyor hem de çocuklarımız boş durmadıkları için olumsuz davranışlara vakit ayır(a)mıyorlar. Tatilde yapılacaklar ile ilgili söylenecek çok şey var fakat köşemiz sınırlı olduğu için bu kadarı ile iktifa edelim. Gerek öğrencilerimize gerekse de ailelerine bu konuda ciddi iş düşmektedir. Öğrencilerimize ve ailelerine dopdolu geçirecekleri sağlıklı, mutlu tatiller dilerim.

 Vesselam…

(Doğruhaber)