Kudüs deyince…

07 Ekim 2017 Cumartesi, 02:39

Sen ey Kudüs!

Sen kahraman nesillerin bitmeyen öyküsü, işlenmiş madenlerin değerli mücevheratısın.

Sen ümmete hayat veren, pak gönülleri dirilten, gaflet ve uzlet haletinden ırak kılan mucizesin.

Sen mazlumun gözyaşıyla kutsanmış yegâne bir diyarsın. Arşında ıssız çığlıkların feveran ettiği, sükûta saklananlara azap verdiği gurur yüklü diyarsın.

Sen her şehidinin rahmete gebe olduğu aydınlık bir diyarsın. Arzının kanla sulandığı, bağrında şehitler bittiği, hakka şahit fidanlar yeşerdiği, zalime asi kahramanların ölümsüzlük destanı yazdığı öncü bir diyarsın. Senin uğruna amaçlar, henüz doğarken belli; ilelebet vatanı korumak can pahasına, oyunlar oynayamadan dava büyüklüğüyle yürümek, yetişkin gayretiyle koşmak ve aklıyla konuşmak...

Sen maneviyat solunan yollarda toz kaldıran, iman gücüyle arkasına korku saldıran şanlı bir diyarsın. Zalimi tanımayan neslinin, ölümle tanıştığı adalet ve asalet zırhlı insanlarının, delalet hamili zelil bir kavme karşı dik duruşun dünyaya sergilendiği yürekli bir diyarsın.

Sen imtihanın enleri içinde Rabbine sadakat örneği belirten, şükrünü hal diliyle yansıtmakta devleşen bir diyarsın.

Muazzam Kudüs diyarının aziz sahipleri! Sizler varlıkları ile dünyaya şeref katan, yoklukları halinde ümmetin elem içinde imtihanını katranlaştıran abdullahlarsınız.

Ve sen ey Kudüs! Sen öyle bir diyarsın ki, zalimin seni tanımasına ihtiyaç duymazsın. Senin mazlum ve mahrumiyetine mukabil mahlûkat şaha kalkar.

Sen ey Kudüs! Sen sussan dünya susar. Konuşsan kâinat bülbüle bağlar. Baran mütecessim olur çağlar. Sen acz kulların savunmasına minnet etmedin. Nitekim Rabbin bilip anlar, melekleri arşta kulları arzda ağlar. Sana dökülen kurşunlar zenbil olur seni cennete bağlar. Mazlumiyetin şahadet eder, ruhunu fevkalâde temizleyip paklar.

Sen ey Kudüs! Öyle yüceldin ki; elindeki taş ebabilin ağzındaki taş misali hem zalimi yakıp kavuruyor hem aklının hesabını derinden şaşırtıp, kalbini eriterek azap ediyor.

Sen ölemezsin ey Kudüs! Çünkü âlemin Rabbi senin yanında, hakk senin çağrında, mü`min halk senin yanında... Sana bağlanan, sende ab-ı hayat buluyor. Sen pes etmedikçe katilin ağır aksak can vermekte. Sende dirildikçe ümmet; zalime tavır almakta, dik durarak şeref ve izzet bulmakta.

Senin ey Kudüs! Sesli sessiz ahların, lâinlerin can evlerini vurmakta, içinde beka olmayan necis kalplerini cayır cayır yakmakta.

Senin batının ey Kudüs! Sevgiyle sımsıkı sarılmış bir yumağın ipleri, kör karanlığı aydınlatacak ziyanın taa dipleri, zalime hakikati haykıran emir kipleri...

Sen ölemezsin ey Kudüs! Sen ölürsen; zaman durur, dünya söner, nass ölür, memat yaşar iken hayat ölür. Sen ümmetin yaralı kalbi, tertemiz ruhusun! Sen ümmete daim vicdanı hatırlatansın. Sen ölürsen ifsat başlar; sen durursan küffar yürür, kaos olur ziyan başlar, ümmet ölür talan başlar. Hazan başlar elem yağar.

Sen ölmeyecek kadar vicdanlısın Kudüs! Vefaya layık olmayan bizi düşünecek kadar vefakâr, İslam ümmetinin kalemini kırmayacak kadar azap veren bir fedakârlık örneğine sahipsin. Senin yaraların şifa bulmadıkça ümmet hasta, senin başın sağ olmadıkça ümmet yasta, senin mahkûmiyetin hürriyete inkılâp etmedikçe ümmet mahpusta...

Aydınlığa taşı ey Kudüs! Lakin ümmet kendi haline a`ma, idrakten yoksun, biçare ve boşluğa dalmış, haliyle epey bunamış, dünya hevasına dalmış, hırs gözünü kör, kulağını sağır eylemiş.

Ey Kudüs! Davasına adanıp kurban olmuş İsmailler hatırına ayakta kal! Daha doğmayan çocukların var; bu kez İsmail`e gelen koçlar gelmeyecek, bizzat kendileri her gün birer birer yahut topluca hakikat ve adalet uğruna imtihan için baş eğecek kurban olacaklar. Ve Musa misali karanlığın kucağında da olsa hak için yaşayanlar, ümmet kurtarıcıları hep var olacak. Firavunlara asi yeniden ve hep Hayy`a tabi olacaklar.

Şükran Eslem Dağ Nisanur Dergisi | Eylül 2017 | 70. Sayı