Sahte politika çağı

11 Ocak 2017 Çarşamba, 02:07

Perşeme günü, kaba bir tahminle, 75 bin Amerikalı işverenleri tarafından işten çıkartıldı veya kovuldu. Bunlardan bazıları daha iyi yeni işler bulacaklar, ancak bir çoğu daha az kazanacak, ve bir çoğu aylarca veya yıllarca işsiz kalacak.

Bu durum kulağınıza korkunç geliyorsa, veya bu yaşanan felaketin ne olduğunu soruyorsanız, cevap hiçbiri. Aslında, Perşembe günü işgücü piyasasının normal günlerden birisini yaşadığını varsayabilirim.

ABD ekonomisi, her şeye rağmen, 145 milyon kişiyi istihdam eden bir devasa. Aynı zamanda da sürekli evrilmekte: endüstriler ve firmalar çıkıyor ve yükseliyor, her zaman kazananlar ve kaybedenler var. Sonuç, yeni mesleklerin ortaya çıkarken, yine bir çok mesleğin yok olduğu sürekli bir “çalkantı”. Ayda ortalama 1.5 milyon (günde 75 bin) “gönülsüz” işten ayrılmalar (gönüllülerin aksine) söz konusu. Bunlar benim hesaplamalarım.

Bunları niçin size anlatıyorum? Son zamanlarda medyada çok fazla dikkat çeken sahte politikalar ile, gerçek ekonomik politikalar arasındaki farkı göstermek için.

Gerçek politikalarda, Amerika gibi zengin ve büyük bir ekonomide, yüksek miktarda paralar söz konusudur ve bunlar ekonominin geniş kesimlerini içerir. Örneğin, orta ve düşük gelirli ailelere verilen sigorta teşviklerindeki milyarlarca doları yok edecek ve 30 milyon insanın sigorta kapsamı dışında bırakacak Obamacare’yi yürürlükten kaldırmak bu kapsama girecektir.

Aksine, birkaç hafta önce haberlerde gezinen şu hikayeyi ele alalım: Donald Trump’ın Carrier firmasının Meksika’ya işlerin taşınması kararını durdurmak için müdahalesi. Bazı raporlar 800 işin kurtarıldığını söylüyor; diğerleri de firmanın basit bir şekilde işçiler yerine makineleri kullanacağını öne sürüyor. Ancak en olumlu senaryoyu kabul etsek bile, bu anlaşma ile kurtarılan her işçi başına aynı gün yüzlerce işçi işini kaybetti.

Bir diğer deyişle, Mr. Trump Carrier firmasına müdahale ederek önemli şeyler yapmış görünebilir, ancak öyle değil. Bu, gerçek sonuçlar elde etmeyi amaçlamayan, avanakları etkilemek için niyetlenilmiş bir şov, sahte bir politikaydı.

Aynı şey Ford’un Michigan’da 700 kişiyi daha istihdam etmesi kararının verdiği heyecan veya Mr Trump’un Meksika’daki Chevy Cruze’nin üretimi için General Motors’u kınama mesajı için de geçerlidir.

Gelecek yönetim Ford’un bu kararı ile ilgili bir şey yaptı mı? Politik baskılar General Motors’un stratejisini değiştirebilir mi? Çok zor bir ihtimal: yukarıdan yapılan vaka bazında müdaheleler 19 trilyon dolarlık bir ekonomide asla anlamlı bir etki yapmayacaktır.

Peki bu hikayeler niçin medyanın bu kadar çok dikkatini çekiyor?

Gelecek yönetimin sahte politikalarla uğraşma güdüsü çok açık: sahte popülizmin karşılığı olması. Mr. Trump, onun yanlarında olduğuna inanan beyaz işçi sınıfının baskın gelen desteğiyle seçimi kazandı. Ancak onun gerçek politik ajandası, olası ticaret savaşı dışında, standart modern Cumhuriyetçilik: milyarderler için yüksek miktarda vergi kesintileri ve bir çok Trump seçmeni için gerekli olan acımasız sosyal harcama kesintileri.

Peki Mr Trump’un çevirdiği bu dolabı ne devam ettirebilir? Cevap, burada birkaç iş kurtarılmış gibi gösterilip sunulan, havalı, ancak önemsiz müdahalelerdir. Bunlar dev bir ülkede yuvarlama hatalarından daha fazlasına ulaşamayacak. Ancak bir süre için iyi bir PR stratejisi olarak iş görebilir.

Korporasyonların konjonktür ile birlikte hareket etme güdüsüne sahip olduğunu da unutmayın. Yeni gelen yönetime yalakalık yapmak isteyen bir CEO olduğunuzu varsayalım. Yapabileceğiniz şey, öncelikle, işlerinizi Trump Otellerine yönlendirmektir. Ancak bir diğer şey Trump dostu başlıklar yaratmaktır.

Birkaç yıl için birkaç yüz işi ABD’de tutmak kampanya katkısına katkısının oldukça ucuz bir halidir; zaten bir şekilde işe alacağınız birkaç kişiyi işe almaya yönetim tarafından ikna olmuş gibi görünmeniz ise daha ucuzdur.

Ancak yine de bunlar medyanın yardakçılığı olmaksızın işe yaramayacaktır. Ve şu anda sahte haberler üzerine konuşmuyorum, bunların, her geçen gün daha da büyük bir problem haline gelen saygı değer, ana akım medyadaki yer alma ağırlığı üzerine konuşuyorum.

Üzgünüm çocuklar, sahteliğini hiç göstermeksizin işlerin kurtarıldığına dair Trump iddialarını tekrar eden başlıklar, gazeteciliğin ihanetidir. Bu, birkaç paragraf da da olsa, bazı makalelerin bu başlıkları çürüttüğü durumda da geçerlidir: bir çok okuyucu başlığı iddianın doğrulanışı gibi algılayacaktır.

Ve sahte politikalar tarafından ilham verilmiş başlıklar gerçek politikanın ağırlığını dışladığı durumda bu daha kötü olur.

Sahte politikaların medyada nihayet, haber organlarının hak ettiği gülünçlükle Carrier olayı gibi numaraları işlemeye başlayacağı bir geri tepme olasılık dahilindedir. Ancak şu anda gördüğümüz hiçbir şey iyimserliği beslememektedir.

Paul Krugman – New York Times

Çeviri: Uğur Aytun - Medyascope