"Diyarbakır'ın manevi güzellikleri gösterilmiyor"

"Diyarbakır'ın manevi güzellikleri gösterilmiyor"

Diyarbakır’ın, Mekke ve Medine’den sonra en çok sahabenin metfun bulunduğu yer olduğuna dikkat çeken Müftü Burhan İşliyen, kenttin manevi güzellikleriyle gündem olmaması için özellikle çaba sarf edenlerin olduğuna dikkat çekti.

Diyarbakır’ın var olup da gizlenen güzelliklerini ortaya çıkarmaya gayret ettiklerini söyleyen İl Müftüsü Burhan İşliyen, "Biz Diyarbakır'daki manevi güzellikleri bizden sonraki nesillere aktarmakla mükellefiz. Çünkü bu şehirde manevi güzellikleri, sanki özellikle göstermemeye çalışan, böyle bir gayrette olanlar var gibi gözüküyor." dedi.

Müftü İşliyen, Diyarbakır’ın İslam ordusu tarafından fethedilişin yıldönümünde İLKHA'ya açıklamalarda bulundu.

Diyarbakır’ın kargaşa ve şiddetle yan yana gösterildiğini ifade eden İşliyen, düzenleyecek olan fetih etkinlikleri ile Diyarbakır’ın var olup da gizlenen güzelliklerini ortaya çıkarmaya gayret ettiklerini söyledi.

Diyarbakır’ın her yönüyle manevi zenginliklere sahip olduğunu dile getiren İşliyen, bu manevi güzelliklerin sonraki nesillere aktarmakla mükellef olduklarını ifade etti.

"İslam ordusunun şehre girmesi mayıs ayına ve son haftasına denk gelmektedir"

Diyarbakır’ın İslam ordusu tarafından fethedilmesinin ardından hiçbir zaman gayrimüslimlerin hâkimiyetine geçmediğini hatırlatan İşliyen, "Hz. Ömer döneminde İslam toprakları hızla gelişmeye başladı. Hz. Ömer, İyaz Bin Ganem komutasında sahabe ve tabiinlerden müteşekkil İslam ordusunu bu bölgeye gönderdi. Gerek Şanlıurfa, Şırnak ve Diyarbakır’ın fethi hicri 7'nci yıla, miladi olarak 639 yılında tekabül etmektedir. Kaynaklarımıza göre de Diyarbakır'ın surların açılıp da ilk İslam ordusunun şehre girmesi mayıs ayına ve son haftasına denk gelmektedir. Anadolu’nun her köşesi ayrı manevi güzellikleri ile zengin, bu zenginlik içerisinde en çok zengin ve bereket taşıyan şu an üzerinde bulunduğumuz topraklardır. Diyarbakır, Mekke ve Medine'den sonra en fazla sahabenin bir arada bulunduğu şehirlerden bir tanesidir. Diyarbakır, 639 yılında fethedilip de Müslüman devletlerin İslam devletlerinin girişinde günümüze kadar gayrimüslim hâkimiyetine hiç geçmemiştir. Bu, hakikaten şükür edilmesi gereken, bilinmesi gereken ve bizden sonraki nesillerde aktarılması gereken bir husustur. Bu topraklara gelen ordunun içerisinde sahabelerin büyükleri vardır. ‘Allah'ın kılıcı’ unvanını kazanmış olan ‘Seyfullah’ lakaplı Halit Bin Velid gelmiştir. Burada en değerli evladını bırakmıştır. O’nun şehit olduğu yerde Hz. Süleyman Bin Halit Camii adını yaşatmaktadır." dedi.

"Manevi güzellikleri özellikle göstermemeye çalışan, bir gayrette olanlar var"

Diyarbakır’ın var olup da gizlenen güzelliklerini ortaya çıkarmaya gayret ettiklerini söyleyen İşliyen, "Biz Diyarbakır'daki manevi güzellikleri bizden sonraki nesillere aktarmakla mükellefiz. Çünkü bu şehirde manevi güzellikleri sanki özellikle göstermemeye çalışan, bir gayrette olanlar var gibi gözüküyor. Diyarbakır daha çok kargaşa, şiddetle ve terörle gösteriliyor. Dışarıda bir algı var, 'Diyarbakır’ın sokaklarında yürünmüyor, herkes birbirini öldürüyor sokakta!' şeklinde. Şehirde zaman zaman meydana gelen lokal olaylar, bölgesel olaylar, şehrin tamamında yaşanıyormuş gibi bir algı yürütülüyor. Maalesef algılarla yönetildiğimiz bir dünyada yaşıyoruz. Bunu kırmaya çaba göstermemiz gerekiyor. Bunu kırmanın yolu da manevi güzelliklerimizi zenginliklerimizi ön plana çıkarmaktır." açıklamasında bulundu.

Tüm bunlara rağmen güzel gelişmelerin de olduğunu belirten İşliyen, "Hz. Süleyman Camii ve çevresine günlük 10 binden fazla ziyaretçi geliyor. Özellikle Perşembe günlerinde Hz. Süleyman'a girmek neredeyse imkânsız hale gelmeye başlandı. Bu ticarete, ekonomiye ve sosyal hayata da yansıyacak. Geçtiğimiz yıl Hz. Süleyman Camii bölgesi çok sıkıntılar çekti. Bu çalışmalar, bütün bu sıkıntıların unutulmasına, acıların unutulmasına, güzelliklerin ortaya çıkmasına sebep olacaktır." ifadelerini kullandı.

"Amacımız Diyarbakır’ın var olup da gizlenen güzelliklerini ortaya çıkarmaktır"

Müftülük olarak Diyarbakır’ın fethedilmesini yıl dönümünde çeşitli etkinlikler düzenlediklerini aktaran İşliyen, "Amacımız sadece Diyarbakır’ın olmayan değil, var olup da bilinmeyen, saklanan, gizlenen güzelliklerini ortaya çıkarmak, tanıtmak ve tanıtmaya gayret etmektir. Bu çerçevede bir dizi etkinlikler düzenleyeceğiz. Yarın Diyanet İşleri Başkanımızın katılacağı bir konferansımız olacak. Ayrıca akademisyen hocalarımızın katılacağı bir konferans var. Aynı zamanda camilerimizde okutacağımız hutbeler ve vereceğimiz vaazlar var. Bunun yanında Diyarbakır’ı bize emanet bırakan sahabe-i kiramın ruhu için okunmuş olan hatimlerin duaları var, Mevlid-i Şerif var. Dolayısıyla böyle bir gündem oluşmasını istiyoruz. Bu da halkımızın sahip çıkmasıyla, katkı vermesiyle, destek olmasıyla, bu bilinci kavraması ve bizden sonraki kuşaklara taşımaya gayret etmesiyle sağlanacaktır." şeklinde konuştu.

Diyarbakır’ın tanıtımı noktasında da çalışmalarının olduğunu söyleyen Müftü İşliyen, sözlerine şöyle devam etti:

"Valiliğimizin Diyarbakır’ın tanıtımı hakkında hazırlamış olduğu sinevizyon ve videolar var. Biz de fetih etkinlikleri çerçevesinde Abdülaziz Yatkın hocamızın yazmış olduğu ‘Sahabe şehri Diyarbakır’ kitapçığını büyükşehir belediyemizin katkılarıyla 5 bin adet bastırıp bu etkinliklerde dağıtacağız. Müftülük olarak daha önce bu zenginlikleri anlatan kitapçık çalışmalarımız olmuştu. Bundan sonrada benzer görsel çalışmalarımız olmaya devam edecek."

"Eğil, ziyaret edilmeye ve Fatiha okunmaya en uygun bir mekân halinde getirilmiş"

Eğil ilçesinde metfun bulunan peygamberlerin türbelerinin çevre düzenlemesi çalışmalarına da değinen İşliyen, " Eğil, ziyaret edilmeye ve Fatiha okunmaya en uygun bir mekân halinde getirilmiş. Emeği geçenlerden Cenab-ı Hakk’ın razı olmasını niyaz ediyoruz. Bundan sonraki eksik olan hususlarda inanıyoruz ki kaymakamlığımız ile Vakıflar Bölge Müdürlüğümüzün çabalarıyla en kısa sürede bitirilecektir." diye konuştu.   

İşliyen son olarak yarın saat 14.00’te Büyükşehir Belediye Kongresinde Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in katılacağı "Anadolu'nun İslam'a açılan ilk kapısı Diyarbakır Nebiler ve Sahabeler Şehri" isimli konferansa bütün Diyarbakır halkını davet etti. (M. Hüseyin Temel, Emrah Deniz- İLKHA)