Kürt Meselesine İslami Çözüm Arayışları

27 Şubat 2015 Cuma, 01:23

Sorun ve anlaşmazlıkların çözümünde takip edilen en yanlış yollardan biri, çözümü asıl mecrasının dışında aramaktır.

Bu yanlışın en fazla yapıldığı yerlerin başında ise Türkiye gelmektedir. Ortada bir asırlık önemli bir sorun var. Adına Kürt Meselesi ya da Kürt Sorunu denen meselenin varlığını artık herkes kabul ediyor. Kabul edilen bu sorunun çözümü için de kimi çabalara şahit olmaktayız.

Ama çoğunlukla bu çabalar bir noktaya kadar geliyor ve akamete uğruyor.  Oslo ve Habur Süreci bunun örneklerinden biridir.

Şimdi de kör topal ilerleyen bir süreç var. Bu sürece Kürdüyle Türküyle halkın kahir ekseriyeti destek veriyor. Ama buna rağmen bir türlü istenilen neticeler alınmadığı gibi, bir ileri iki geri temposuyla devam ediyor.

Bunun birçok sebebi var elbette, en başta sürece taraf olanların samimiyetlerinin ve süreçten ne anladıklarının, beklentilerinin ne olduğunu sorgulamak gerek. 

Son tahlilde koca bir milletin geleceğinin, karşı tarafa hizmet etmekten zevk duyacağını ifade eden birine havale edilmiş olması Kürt Milleti'ne yapılan zulümlerin en büyüğüdür. Sorunun çözümü konusunda postacılık görevine atanan ve milletin değerlerinden fersah fersah uzak olanların kafalarındaki sosyalist düşünceler ise onları gerillacılık oynamaya sevk ettiğinden anılan grup için barış kavramı bir tür ilizyondan başka bir anlam ifade etmiyor.

Dağdakiler ise bir başka telden çalıyorlar. Bam telleri kopmuşçasına ha bire bozuk akortla vızıldayıp duruyorlar.

Gelelim devlet cephesine, tam bir denize düşmüşlük ve yılana sarılmışlık hali var devlette. Aslında belki de bu bilinçli bir tercihtir. Kürt halkının asıl sorunlarını ötelemek adına; Sorun, devlet tarafından İmralı-Kandil koridoruna hapsedilmek isteniyor da olabilir.

Devlet, zaman zaman kimi adımlar atmak suretiyle ha bire zaman kazanıyor. Örneğin Akil adamlar denilen tanımlanamayan bir şey ortaya atıldı. Bazıları bir anda Akil olup ortaya çıktılar. Sanki bölgede Akil insan yokmuş gibi alakasız insanlara bu paye verilip halkın içine salındılar.

Magazin dergilerinin, dedikodu mecmualarının vazgeçilmezleri bir anda akıllanıp birer kahraman oldular. Onlara sorsan o artistler bölgeyi ve bölge insanını çok iyi tanıyorlardı. Nasıl mı? Bölgede 3 film çekmişlerde ondan. Ömrü boyunca bir Kürt köyüne adım atmamış, esmer Kürtlerle bir kelam etmemiş baylar ve bayanlar bir anda çözüm sürecine müdahil oldular.

Sonuç mu? Yazdıkları raporları okuyan bile olmadı. Dostlar alışverişte gördü ve bitti.

Asıl muhatap alınması gereken mağdurlar dışında herkes çözümün bir parçası olarak lanse edilmeye başlandı. Ama halk ve onları temsil edenler hep ötelendi.

Özellikle insaf ve izan sahibi dindar kişilikler ise çözüm sürecinin hürmetine, zalimlere adeta altın tepside sunuldu.

Bu güne kadar, bu sorunun çözümü konusunda söz sahibi olmalarına rağmen sessizliğe itilen Dindar insanların da artık söz sahibi olmalarının zamanı gelmiştir.

Kürt meselesine İslami bakış açısıyla çözüm üretmenin meselenin özünü anlama açısından çok önemli olacağını düşünmekteyim.

Dili, yaşam hakkını, namus mefhumunu ve kişi hak ve hürriyetlerini muhafaza altına alan İslam Dini'nin esasları, bu konuya dair en doğru çözümleri ortaya koyarak sorunun aşılmasında rehberlik edebilir.

Mesele ne PKK meselesi ne de İmralı, Kandil ya da HDP meselesi değildir. Şimdi İmralı'daki serbest bırakılınca Kürt Meselesi çözülmüş mü olacak? Ya da dağdakiler gelip HDP çatısı altında siyaset yaparlarsa Kürt Halkı özgür mü olacak?

Elbette ki hayır. Anılan durumların olması halinde Kürtlerin esareti katmerlenecektir. Kürtleri de diğer halkları da kurtaracak olan, Adalet-i Mahza olan İslam Adaletidir. İslam adaleti, hak sahibinin hakkını teslim etmek için vardır.

Kürtler yıllarca hakları gasp edilmiş bir halk olarak yaşamak zorunda bırakıldı. Tüm bunlar yapılırken de kavgalar, savaşlar çıkarılarak halkın kırılması istendi.

Ama çözüm hep yanlış yerlerde ve yanlış insanların yanında arandı. Bu da yeni yeni sorunların ortaya çıkmasına vesile oldu.

Devlet, sorunun çözümü konusunda sürekli olarak yarı feodal yarı sosyalist ya da bir tür yerel faşizm taşıyan grupları muhatap almak suretiyle meseleyi farklı mecralara taşımayı başardı. Bu da meselenin her geçen gün daha da kanamasını doğurdu.

Kürt gençlerinin PKK vandalizminden korunması adına Müslümanların bu konuda aktif olmaları, ellerini taşın altına koymaları ve sonuç odaklı çözümler üretmeleri son derece önemlidir.

İslami Camialar, bu sorunun halli konusunda daha fazla çaba sarf ederek, Kürt gençlerinin sağa sola savrulmasına engel olmak adına ellerinden geleni yaparak halkın umudu olduğunu gösterebilmelidir.

Rabbim Müslümanların çaba ve gayretlerinin hayırlara ve Barışa vesile olmasını nasip eylesin.

Selam ve Dua İle…

(Metin Gökmen/ Hürseda Haber)