Seni Espinoza mı doldurdu Demirtaş ?

03 Mart 2015 Salı, 13:44

Yalan ve iftira bazılarının ruhlarına işlemiş. Damarlarındaki kan bile yalan bu adamların...

Dağdaki silahlıların gölgesine sığınmaktan başka hiçbir özelliği olmayan mikro eşbaşkan yine çapını ve haddini aşacak şeyler söylemiş.

İbn-i Espinoza künyesiyle meşhur mikro eşbaşkan, geçen hafta Bingöl'de, Hizbullah Cemaati'ne saygısızlık yapma cüretinde bulunduktan sonra şimdi de Batman'da yapılan kongrede Hür Dava Partisi şahsında Dindar Kürtleri hedef almış.

Doğrusunu söylemek gerekirse, kişi karşısındaki de kendisi gibi bilirmiş, diyenlerin dillerine sağlık. Ekim Ayı'nda yaşanan vahşetin baş sorumlusu olan mikro eşbaşkan, ellerinden ve ağzından akan kana bakmadan, başkalarına kimi sıfatlar yakıştırmaya kalkmış.

6-7 Ekim olayları, kimin leş kargası ya da çakal sürüsü olduğunu ayan beyan ortaya koymuştur. TV'lere çıkıp milleti kışkırtanların bu çakal sürüsünün başı olduğu herkes tarafından bilinmektedir.

Doğan medya grubunun her gün kendisini ekranlara taşıyarak pohpohlaması, mikro eşbaşkana sahte bir özgüven aşılamış gibi görünüyor. Bu pohpohlama sonucu kendini barış güvercini sanmak insanın kimyasını bozar ki, öyle de olmuştur.

Bir de Espinoza'ya, günde beş vakit, Emret Komutanım, demek var ki, o da doğrusu tiksintinin dayanılmaz hafifliğinde çok sakil duruyor. Bu Espinoza gibileri değil miydi, İmralı'dakini kuzuya çevirip paket ederek Türkiye biletini kesenler?

Ya da Halepçe'de Kürtleri katleden bombaları Saddam'a verenler de bu Espinoza'nın babaları değil miydi?

Mikro eşbaşkan bilmiyor mu acaba, kendisinden öncekileri kullanıp işleri bittikten sonra ta Afrika'nın bir köşesinde buruşturup atanlar, günü geldiğinde kendisine de aynı muameleyi yapacaklardır.

Bingöl'de, Hizbullah Cemaati'ni iç infaz iddialarıyla suçlayan kişinin, mensubu olduğu hareketin tarihte en çok Kürt Katleden çete olduğunu bilmemesi mümkün değildir. Ama eskilerin dediği gibi, Merd-i Espinoza şecaat arz ederken vahşiliğini ifşad ediyor.

Mikro Eşbaşkan'ın mensubu olduğu hareket, bizzat hareketin başının da ifade ettiği gibi sadece iç infazlarda 15 binden fazla Kürdü katletmiş, sonra da utanmadan onların bir çoğunun cenazeleri üzerinden rant elde etmeye çalışmıştır.

Beka vadisi ve Kandil'de binlerce Kürt genci Mezar taşsız olarak yatmaktadır. Mikro eşbaşkan ve onun taifesi ise, o gençlerin kanını eme eme bir yerlere gelmenin verdiği sadist bir huzurla, halen kan aksın diye çabalamaktadırlar.

Yüz yıl sonra bölgeye giden arkeologlar yapacakları kazılar sonucunda, Hewaller tarafından katledilen binlerce Kürd'ün sahipsiz kalıntıları ve mekap ayakkabılarıyla karşılaşacaklardır.

Elinden 15 binden fazla Kürdün kanı damlayanların kalkıp da bizlere Barış dersi vermeye hakkı yoktur. 

Esmer Kürtlere Kurban eti dağıtan Kürt çocuklarını katledenlerin, TV'lere çıkıp kan ter içinde kendini savunmaya kalkanların, insanlıktan nasibini almayanların bizlere insanlık dersi verecek ne cüretleri ne de sermayeleri yoktur.

Kürt halkını dört parçaya ayırıp her bir parçasını başka bir devletin egemenliğine verenlerin emriyle Dindar Kürtlere saldıranların, Kürt halkının değerlerini emperyalistlere peşkeş çekenlerin özgürlükten yana söyleyecek bir tek kelamı bile yoktur. Onların özgürlükten anladıkları tek şey kendi egolarını tatmin için Kürt halkını pazarlamaktan başka bir şey değildir.

Kürt halkının dinamizminden istifade etmek isteyenlerin oyuncağı olduklarının farkında olmayanların Kürt halkı adına konuşmaları ancak efendilerini hoşnut etmek içindir.

Alçaklıkta sınır tanımayanların, çarşaf konusunda duyarlı davrananları alçaklıkla suçlaması alçaklığın itirafından başka bir şey değildir.

İki de bir kadim iftira olan domuz bağını gündem edenler, bunu ancak işkenceyle katlettikleri Kürtlerin feryatlarını bastırmak için yapmaktadırlar.

Mikro eşbaşkanın her gittiği yerde, Hüda Par'ı hedef almasının,  Ekim ayında giydikleri eteklerin tutuşmasından başka bir anlamı yoktur.

Mikro eşbaşkan bu tavrıyla, sürekli olarak Hüda Par'ı kendi vandallarına hedef gösteriyor. Aklınca, o konuşacak, vandallar saldıracak ve inananlar sinecek. Yok, öyle yağma!

Kürdistan Müslümanlarını en güçlü oldukları zamanda sindiremeyen, katliamlara rağmen bölge dışına itemeyenler bundan sonra da asla buna güç yettiremeyeceklerdir. Bir kez daha buna yeltenecek olurlarsa da; En hafif tabiriyle onlardan korkan onlar gibi olsun…

Hiçbir Müslüman, ne yaşamak için ne de siyaset yapmak için vandallardan, ellerinden kan damlayanlardan izin almamıştır, bundan sonra da almayacaktır.

İnsanlıktan azıcık nasibini almış biri, başkalarını aç kurt olarak suçlamadan önce,mazlumların kanı damlayan kendi dişlerine bakar. Dişlerindeki Yasin ve arkadaşlarının kanı daha kurumadan, başkalarına aç kurt iftirasında bulunmak, kana doymamanın yansımasından başka bir şey değildir. Ne de olsa boğazları mazlum Kürt çocuklarının kanlarına alıştı. Kürt kanı emmeden yatamıyorlar anlaşılan.

Kobani'de kendileri dışındaki Kürt partilerinin temsilcilerini acımasızca katledenlerin, köylülere gidip Hüda Par'a oy verirseniz sizi öldürürüz diyenlerin, Hüda Par'a oy verenleri tarayanların, sırf Hüda Par'a oy verdiler diye iki yaşlı köylüyü öldüresiye dövenlerin Kürtler adına siyaset yapma hakkı yoktur.

Biz çok oy alıyoruz, Kürtlerin temsilcisi biziz, halk bize destek veriyor diyenler dönüp Saddam'a ve Kaddafi'ye baksınlar hele. Eğer Kürdistan Halkı üzerindeki silahlı baskı kalkacak olursa bu eş bilmem nelerin hiç birinin Kürt Halkı için bir anlam ifade etmediğini hepimiz göreceğiz.

İşte bu yüzden silahların susmaması, kanın durmaması için ellerinden geleni yapıyor, ha bire kışkırtmaya çalışıyorlar. Mikro eşbaşkanın Bingöl ve Batman'da yaptığı konuşmalar bu tür bir kışkırtmadan, Provokasyondan başka bir şey değildir.

Ama herkes bilsin ki, ellerinden Kürt gençlerinin kanları damlayanlardan, insanlık, barış ya da Kürtlerin özgürlüğü adına alınacak zerre kadar bir şey yoktur.

Onlar için tek hedef Espinoza'nın emrini uygulamaktır. Kürtleri Pazarlamaktan daha önemli hiçbir şey yoktur onlar için...

Ama Kenya, piknik yapılan bir yer değildir. Bu yüzden, akıl yoksunlarının akıllarına da ihtiyacımız yoktur.

Selam ve dua ile…

(Metin Gökmen/Hürseda Haber)