Paralel'in İN'i ve Hizbullahilerin duyulmayan feryadı!

19 Mart 2015 Perşembe, 18:38

Eskiler, bana dokunmayan yılan bin yaşasın, demişlerdi. Şimdikiler ise, yılan bana dokunduğu oranda yok olsun, bana dokunmayan yönleriyle bin yaşasın, demeye başladılar.

Erdoğan ve AKP'nin, adına Paralel dedikleri yapıyla mücadeleleri tam da bu türden bir mücadele olarak kendini gösteriyor. Çıktığı her meydanda, paralel şöyle, paralel böyle, diyen Cumhurbaşkanı, en sonunda inlerine girdik diye zaferini de ilan etti.

Sonuç mu? Sonuç ortada, Paralelcilerin, Erdoğan ve çevresine dokunanları yandılar. Halka, Müslüman camialara, Mustazaflara zulmedenlerin ise yaptıkları yanlarına kâr kaldı.

Neticede 4 eski bakan meclis tarafından aklandı, Halk Bank müdürü serbest kaldı, Türgev güçlendi, Erdoğan'ın evine böcek yerleştirenler tutuklandı…

Tabi bir de, Ergenekon, Balyoz davası ve KCK tutukluları salıverildi.

Bank Asya'nın gönderine de AKP bayrağı çekildi…

Paralelin inlerine girdiğini, alayı vala ile ilan eden Cumhurbaşkanı, nedense orada, mazlumların feryatlarını duymadı.

Paralelin inine girdiğini iddia eden Cumhurbaşkanı, orada Mustazaf Der'in kapısına vurulan zulüm kilidini görmedi…

Paralelin inine giren Cumhurbaşkanı, nedense orada Yahya Boylu'nun gözyaşlarını görmedi…

Paralelin inine giren Cumhurbaşkanı, o alçak inde yuvalan eli kanlı katilleri, Cevdet Soysal'ın katillerini görmedi ya da görmek istemedi…

Paralelin inine balıklama daldığını söyleyen Cumhurbaşkanı, orada kaçırılıp katledilen Hizbullahi Müslümanların naaşlarını ve ailelerinin, bari bir mezarı olsun, feryatlarını ya duymadı ya da duydu ama aldırmadı…

Paralelin inine giren Cumhurbaşkanı, çocukluğu çalınan Yakup Köse'nin 'Benim çocukluğumu çaldılar şimdi de çocuklarımın çocukluklarını çalmaya çalışıyorlar, buna izin vermeyin' feryadını asla işitmedi…

Paralelin inine giren Cumhurbaşkanı, tıpkı Yakup Köse gibi çocuk yaşta tutuklanıp müebbet hapis cezalarına çarptırılan Cami talebelerini görmedi. Onlardan biri olan Abdülkadir Aktaş'ın geçen gün vefat eden annesinin son isteğini duymadı. O annenin son kez oğlumu görmek istiyorum, talebini de duymadı.

Paralelin inine giren Cumhurbaşkanı, Adana, Mersin, Ankara ve daha birçok ilde Mustazaf Der şubelerine yönelik baskınlar sonucu mağdur edilen hayırseverlere dönüp bakmadı bile…

Paralelin inine bayrak diktim diyen Cumhurbaşkanı, Adıyaman Vahdet Der Davasının dosyasını orada görmedi mi acaba? Görmez olur mu? Elbette gördü, hem de sırf Kutlu Doğum Programı düzenledikleri için şu an zindanda olanları da muhaceret yaşayanları da hem gördü hem de tanıdı… Ama görmezlikten gelmeyi tercih etti.

Paralelin inine, ocağına incir ağacı diktim, diyen Erdoğan, Nedense her türlü girişime ve feryada rağmen İhya Der davası mazlumlarına gözlerini yumdu, kulaklarını kapattı… İhya Der'in mağdur başkanı Sayın Fatih Demirtaş'ın, 'Paralel Kumpası görmek isteyenler İhya Der davasına baksın!' deyişini algılayamadı…

Paralelin inine girip,  böcekçileri yakaladım diyen, Cumhurbaşkanı, İslami derneklere, partilere böcek yerleştirenleri, Hüda Par'ın programları esnasında açık açık ortam dinlemesi yaparken suçüstü yakalanan öküzleri bir türlü yakalayamadı. Garip değil mi, küçücük böcekleri gören gözler koca öküzleri görmedi.

Aslında garip değil. Yılan hep yılandı. Ama iktidar ve çevresine açık açık dokununcaya kadar sürekli beslenip semirtildi. İktidara, Erdoğan'a dokununca da, Bana dokunmayan yılan bin yaşasın, kaidesi hükmünü yitirdi.

Her fırsatta Paralel ile mücadele ettiğini söyleyen iktidara çevresi, ne hazindir ki, Paralelin sadece kendilerine dokunan yönüyle mücadeleye tutuştu.

Paralelin mağdur ettiği kesimlerde ise değişen hiçbir şey yok. Zindanda olanlar halen zindandalar… Evinden işinden olanlar ise halen aynı mağduriyeti yaşıyorlar.

Buna mücadele değil, mağdurların mazlumiyetlerini iki katına çıkarmak denir. Hükümet çevreleri açık açık paralelci polislerin, Paralelci savcı ve hâkimlerin haksızlıklarda bulunduklarını ifade ediyorlar. Ama bu paralelcilerin uygulamalarını gidermek için hiçbir çaba sarf etmiyorlar.

Onlar, paralelin sadece kendilerine mi zarar verdiğini sanıyorlar? Böyle mücadele olmaz olsun. Paralel sorgulama dolayısıyla, mağdur oldukları iddia edilen Ergenekon ve Balyoz sanıkları için anında tahliye kararları çıkarken İslami davadan içerde olan Hizbullah Müslümanlar için ise hiçbir adım atılmadı bu güne kadar.

Aynı hâkim, Ergenekon hakkında hüküm verince Paralelci, Müslümanlar hakkında hüküm verince ise Adaletli mi oluyor?

Erdoğan ve hükümetleri değil mi bu Paralelci denilen insanları milletin başına bela edenler? Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde rahat oldukları kadar hiçbir dönemde rahat olmadılar. Arınç'ın da dediği gibi, ne istediyseler fazlasıyla aldılar.

Madem ahval bu kadar açık olduğuna göre, devlet adına yapılan zulümleri sadece paralelin üzerine yıkıp aradan sıyrılmak öyle kolay olmasa gerek.

Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere bütün AKP yetkilileri bu kolaycılığı tercih ediyorlar. Ama yok öyle kolayca kurtulmak. Paralelciler mazlumları mağdur ederken onlara göz yumanların bu gün mağdur ayaklarına yatmaları en hafif tabirle densizliktir.

İnsanlar halen zindanlardalar ve sebep olanlardan Allah katında davacılar. Yarın huzur-u ilahide de acaba suçu sadece paralelcilerin üzerine atarak kurtulabileceklerini mi sanıyorlar. Burada ellerindeki basın yayın organlarıyla insanları kandırmak kolay. Ama Allah Azze ve Celle'yi asla aldatamazlar.

Bu dünyada Paralelle koyun koyuna olanlar, mahşerde de onlarla koyun koyuna olacaklar.

Evet, adına Paralel denilen meş'um yapı, çok zulümler işledi. Hem de bunların çoğunu AKP iktidarından aldıkları yetki ile yaptılar.  Yaptıkları zulümlerin ise sonuçları halen izale edilmiş değil. AKP ve Cumhurbaşkanı ya da Başbakan bu mesuliyetten kurtulmak istiyorlarsa kendi verdikleri yetkilerle işlenen cürümlerin mağduriyetlerini izale etmek zorundadırlar.

Cumhurbaşkanı ve Başbakana naçizane tavsiyem, girdikleri o inlerde, kendileri dışındaki insanlara, İslami camialara karşı işlenen suçları da arayıp bulsunlar ve mağdurların mağduriyetlerini gidersinler…

Bizim gibi melekler de, AKP'lilerin gözyaşları içerisinde, Yeter artık, gel de bu hasret bitsin, gel de vuslata erelim Ey hocaefendi, diye Pensilvanya'ya seslendiklerini duymuş ve yazmışlardır. O defterler ellerine verilmek için AKP'lileri bekliyor…

O defterlerdeki Paralel cürümlere ortak olma durumlarını ancak mazlumların sevinç gözyaşları silebilir…

Huzur-u İlahide, ben yapmadım paralel yaptı, demek yeterli olmayacaktır. Siz sussanız da, Paralelcilere hizmet eden elleriniz, onları öven dilleriniz, onlara yetki vermek için imza atan parmaklarınız, onlar için ağlayan gözleriniz konuşacak ve aleyhinize şahitlik yapacaktır…

Bir de mağdurlar ve mazlumlar konuşacak elbet… Cevzet Soysal'ın çocukları, babamız nerede Ey Cumhurbaşkanı diye yakanıza yapıştığında, gidin Fethullah Gülen'e sorun mu, diyeceksiniz?

Oğullarına hasret giden analara da okyanus ötesini mi göstereceksiniz…

Yok, arkadaş o taraf burası gibi kolay olmayacak. Bu gün sizin için kalem oynatan gazeteciler o gün kendi dertlerine düşecekler…

Sizi kurtaracak olan Mazlumların mağduriyetlerini gidermektir.

AKP en başta da Cumhurbaşkanı ve Başbakan bu paralelcileri milletin başına bela ettikleri için millete borçludurlar. Milletten özür dilemeli ve mağduriyetleri bir an önce izale etmelidirler.

Kul hakkından sakındıklarını iddia edenler bilsinler ki; “Cennete ucuz değil cehennem dahi lüzumsuz değildir”

Selam ve Dua ile…

(Metin Gökmen/Hürseda Haber)