Camiler Beytullah, Saldırganlar Aduvullahtır

26 Mart 2015 Perşembe, 01:54

Gün geçmiyor ki haber bültenlerinde camilere yönelik kanlı bir saldırı haberini duymayalım.  Haber spikerlerinin ağızlarından dökülen

-Yemen’de camiye saldırı 114 kişi öldü

--Pakistan’da iki ayrı camiye düzenlenen saldırıda 85 kişi hayatını yitirdi

--Lübnan’da cami çıkışında patlama en az 30 ölü

gibi haberler, artık vaka-i adiyeden sayılmaya ve Müslümanlar tarafından da normalmiş gibi karşılanmaya başlandı.

En son Yemen’de iki ayrı camiye düzenlenen saldırıda 150 dolayında Müslüman hayatını kaybetti. Bu olay da birkaç haber ve birkaç vah vah, yazık olmuş, serzenişleri arasında eriyip gitti.

Allah’ın evlerine, Allah Azze ve Celle’nin misafirlerine saldırmak, saldıran kim veya saldırılan kim olursa olsun, hangi camiaya, hangi mezhebe mensup olurlarsa olsunlar tek kelimeyle alçaklıktır ve İslam düşmanlığıdır.

Her dinin kendine has bir simgesi vardır. Camiler de ‘Beytullah’ sıfatıyla Ka'be'nin birer şubeleri olarak İslam Dini’nin görünen en önemli simgesidir. Bu simgelerin kutsiyetini yüceltmek ve bu kutsal mekânları dokunulmaz kılmak adına, Allah Azze ve Celle doğrudan doğruya bu mekânların sahipliğini kendi üzerine almıştır.

Nitekim Allah Teala, Hz. İbrahim ve İsmail’e “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükü ve secde edenler için evimi (Ka’beyi) tertemiz tutun” diye emretmiştir.

Evler, Camiler, binalar ve diğer mekânlar doğrusunu söylemek gerekirse birer taş ve beton yığınıdırlar. Onlara şeref veren, onları muhterem kılan sahipleridir. O evlere yapılan saygısızlık ise doğrudan doğruya evin sahibine yapılmış bir saygısızlıktır. Yani lafın özü şu ki; Camilere saldıranlar Allah Azze ve Celle’ye düşmanlık ilan etmişlerdir.

Rabbimiz Ayeti Kerimede “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar ederler. İşte hidayet üzere oldukları umulanlar bunlardır.”  Diye buyurmaktayken, birileri kalkıp, bellerine bombalar bağlayarak camileri yıkıyor. Aslında onlar camileri değil, İslam’ı, yani dinimizi bombalıyorlar.

Yukarıdaki Ayet’in de belirttiği gibi Allah’ın mescitlerini imar edenler, Allah’a ve Ahiret gününe inanmış olanlardır. Allahtan korkanlardır. Ya tersini yapanlar, imar değil de yıkım ortaya koyanlar. Onlar ise Ayetin de işaret ettiği gibi, Ahirete gerçek manada iman etmeyenler ve Allah’tan korkmayanlardır.  Allah’a gereği gibi iman eden hiçbir kul, Allah Teâlâ’nın evlerinden her hangi bir eve saldırmaz.

Savaşlarda bile Kiliselere, Havralara, Manastırlara, Sinagoglara dokunulmazlık tanıyan bir din, elbette kendi simgesi olan Camilere de dokunulmazlık vermiştir. Camileri, dolayısıyla da camilerin temsil ettiği İslam Dini’ni hedef alanlar, asla ve asla İslamiyet’ten nasiplenmemişlerdir.

Tarih boyunca ne kadar İslam düşmanı varsa hepsi hedeflerine camileri koymuşlardır. Kimileri yakmış, kimileri yıkmış, kimileri Camilere giden yolları kesmiş, kimileriyse ahıra çevirmiştir. Ama tüm bu saldırılara rağmen camiler ayakta kalmayı başarmışlardır.

Ancak hiçbir dönemde bu kadar alçakça ve kalleşçe saldırılar olmamıştır. Çünkü önceki saldırganların kimlikleri dolayısıyla, Müslümanlar camiler etrafında kenetlenerek hem camileri, hem kendilerini hem de İslam’ı korumayı başarmışlardı.

Ama gelin görün ki şimdiki cami düşmanları, kendilerinin de Müslüman oldukları söylüyorlar. Asıl tehlike de burası. Evet, bu kalleşçe saldırılarda Müslümanlar hayatlarını kaybediyorlar, ama daha vahimi şu ki bu saldırılar oldukça İslam dini de kan kaybediyor. Bu saldırıları düzenleyenler, saldırdıkları camilerin müdavimlerinden ziyade İslam dinini öldürmek hedefindeler.

Tüm Âlem-i İslam’ın her türlü ihtilafı kenara bırakarak, bu tehlikeyi ber taraf etme adına el ele tutuşması lazım. Ama şimdilik ya sadece kınayanlar var, ya da olayı mezhebi endişelerle onaylayanlar veya sessiz kalanlar.

Avrupa ülkelerinin her hangi birinde, bir caminin duvarına ırkçı bir slogan yazılınca buna tepki gösteren Müslümanların, kendilerine Müslüman’ım diyenlerin camilere bombalı saldırılar düzenlemelerine karşı sessiz kalmaları kesinlikle hayra alamet değil.

Bu, İslam’a yapılan saldırılar konusunda duyarsızlaşmanın göstergesidir. Avrupa ülkelerinde çoğunlukla maddi hasarlı saldırılar olurken, İslam ülkelerinde ise yüzlerce insanın hayatına mal olan saldırılar oluyor.

Bundan sonra Dünyanın her hangi bir yerinde her hangi bir camiye yapılan saldırılara ne diyebiliriz ki? Yemen’de 150 dolayında Müslüman can verirken, biz kalkıp da kırılan camların hesabını mı yapacağız.

Bu durumda elin gâvuru kalkıp da bize, siz camilerinize bizzat kendiniz intihar saldırıları düzenliyor ve yüzlerce Müslüman’ı katlediyorsunuz. Bunu normal karşılarken benim kırdığım iki camın hesabını mı yapıyorsun, diye sormaz mı?

Camilere saldıranlar doğrudan doğruya o evlerin sahiplerine yani Allah Azze ve Celle’ye O’nun katındaki tek din olan İslam’a saldırmışlardır.

Gelinen aşamada, İslami birçok ilkeyi terk eden Müslümanların ellerinde neredeyse sadece Namaz ibadeti kalmışken, bu İslam düşmanları, camilere saldırmak suretiyle Namazı da Müslümanların ellerinden almak istiyorlar.

Bu saldırıları düzenleyenler veya onlara bu saldırıları düzenletenler Camileri birer tehlikeli mekân gibi göstermek suretiyle, Müslüman-Cami ilişkisini yok ederek İslam dinini yok etmeyi hedeflemektedirler.

Bunun bir de dünya kamuoyuna yansımaları var ki; o işin en korkunç boyutu. Müslüman olmayan topluluklar nezdinde, Müslümanlar, bir birlerini kendi kutsal mekânlarında katleden vahşiler olarak anılmaya başlandı. İnsanlar; İnşallah, Bismillah, Elhamdülillah ve Allah-u Ekber, lafızlarını duyunca kaçacak delik arar oldular. Buna sebep olanlar nasıl İslam adına hareket edebilirler ki?

Camilere saldıranların hedefi, o camilerde Allah Azze  ve Celle’nin anılmasına engel olmaktır. Bakara 14’te bu durum ve neticeleri açıkça beyan edilmektedir.

“Allah’ın mescitleri içinde, Allah’ın isminin anılmasını men eden ve o mescitlerin harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır? İşte o zalimler yok mu, onların bu mescitlere  korka korka girmekten başka hakları yoktur. Bunları yapan o zalimlere, dünyada büyük bir felaket ve mahrumiyet, ahirette de büyük bir azap vardır.” (Bakara 114)

Bellerine bomba bağlayıp Namaz kılan Müslümanların arasına dalarak sacidleri katledenler, katletme niyetinde olanlar, bu saldırıları planlayanlar veya bu saldırılara alkış tutanlar, yukarıdaki ayeti okuyup kendi akıbetlerini görsünler.

Rabbimizin de buyurduğu gibi bunu yapanlar, Zalimdirler ve zalimler ise Ahirette büyük bir azaba düçar olacaklardır.

Çok açık bir şekilde beyan etmek gerekirse, El Halil Camii Katliamı’nı gerçekleştiren Siyonist Barush Goldstien ile Yemen, Irak, Afganistan, Lübnan, Susa ya da Pakistan’daki cami saldırılarını gerçekleştirenler arasında İslam düşmanlığı konusunda hiçbir fark yoktur.

Neticede, kurşunlanan, yıkılan, yakılan Allah Azze ve Celle’nin evi; katledilenler ise O’nun misafirleridir. Dinleri, mezhepleri, isimleri farklı olsa da katillerin yolları ve hedefleri aynıdır. Tarih boyunca İslam’a düşman olan herkes muhakkak ki camilere saldırmak suretiyle düşmanlığını açık etmiştir.

Enteresan olan şu ki; El Halil Camii katliamına öfkelenen Müslümanlar, Yemen ya da bir başka Müslüman ülkedeki cami saldırılarını gayet normal karşıladılar. Aslında bu durum, saldırganların hedeflerine ulaştıklarının göstergesidir.

Şunu unutmayalım ki; Camilerimiz her hangi bir ırkın, Cemaatin ya da Mezhebin değil, Din-i Mubin-i İslam’ın en başat mekânı ve simgesidir. Bu yüzden camilere yapılan saldırılar karşısında kimden gelirse gelsin, yapan hangi dinin, hangi mezhebin mensubu olursa olsun, katledilenlerin mezhep ve ırklarına bakmadan hep beraber sesimizi yükseltmeli ve karşı koymalıyız.

Müslümanlar bireysel ya da toplumsal olarak tehlikede olabilirler, elbette bunu aşmanın yolu da Müslümanların birlikteliğidir. Ama asıl tehlikede olan İslamiyet’tir.

Tekfiri anlayışın yaşattığı yıkımları, ne Haçlılar ne de başka İslam düşmanları yaşatmamıştır. Rahmet Peygamberi’nin barış dininin vahşetle beraber anılmasına sebep olanlar, elbette Allah Azze ve Celle’nin huzurunda bunun hesabını vereceklerdir.

Müslümanlar savaşta bile, rakiplerinin kutsal mekânları için dokunulmazlık zırhı dokuyan insanlar iken; Kendine Müslüman’ım diyenlerin hem de utanmadan İslamiyet adına camilere saldırması, İslam düşmanlığından başka bir şey değildir.

Ne yani İslam harakiri mi yapıyor. Kiliseye, Havraya dokunulmazlık veren İslam dini, kendi ibadet mekânına bu hakkı tanımıyor mu? Bunu ancak İslam düşmanı zalimler iddia edebilirler.

Sözün özü, Camiler Beytullah, camilere saldıranlar ise Aduvullahtır… Aduvullah ise Cehenneme odundur…

Selam ve Dua ile

(Metin Gökmen/ Hürseda Haber)

Müslümanların Kanı