Demirtaş'tan PKK, HDP ve YDG-H'ye Beddua

16 Nisan 2015 Perşembe, 17:47

Pensilvaya’dan Ağrı’ya Beddua Seansları...

Pensilvanyadakinin yaptığı kadar etkili olmasa da Demirtaş’ın Bedduası da can-ı gönülden, Âmin denilecek türden…

Ağrı Diyadin’de yaşanan çatışmadan sonra, Beyaz Türklerin çok kullanımlık prensi Demirtaş, Silahla oy toplayanlara beddua etti.

Bu bedduaya Âmin demeden önce yakın geçmişte bir gezintiye çıkarak Demirtaş’ın aslında kime beddua ettiğini anlamaya çalışalım.

Çok değil, bundan bir yıl önce 30 Mart 2014 Yerel Seçimleri kapsamında Lice’den geçen Hür Dava Partisi konvoyuna o zamanki adıyla BDP ilçe binasından çıkan partililer tarafından saldırı düzenlenmişti. Bunu bir yere yazalım…

Saldırıdan sonra konuşan Demirtaş, 'Hüda Par'ın orada bir tek üyesi bile yok. Liceye neden gidiyorlar' türünden çok demokratça (!) bir beyanatta bulunmuştu. Ona göre kendilerinden başkası Lice'ye giremezdi... Ya da girse bile silahlı saldırıya uğrardı ve bu da gayet demokratik bir tepkiydi. Kendileri asla ve asla silahla ya da zorbalıkla oy toplamıyorlardı...(!)

30 Mart seçiminden önce Silvan’a bağlı Dağcılar Köyüne inen PKK’lılar, köylülerden sadece BDP’ye oy vermelerini istiyorlar. Ellerinde keleşleriyle köylülerin karşısına dikilen kişiler, BDP dışında her hangi bir partiye özellikle de Hüda Par’a oy verilmesi durumunda köylülerin cezalandırılacağını söylüyorlar.

Seçim günü Dağcılar Köyündeki sandık açılınca Hür Dava Partisi’ne sadece iki oy çıktığı görülüyor. Sadece bu iki oy bile bazılarının inlerinden dışarı çıkmalarına ve köyü basmalarına sebep oluyor. Köye gelen PKK’lılar, Hüda Par’a oy verdiğini düşündükleri Hüseyin Adıyaman isimli yaşlı köylünün evini basıyorlar.

Yaşlı adamı zorla evden çıkaran, PKK’lılar başına silah dayayarak Hüseyin Adıyaman’dan Hüda Par’a oy verdiği için evini kendi elleriyle yıkarak köyü hemen terk etmesini istiyorlar. Keleş dipçikleriyle darp ettikleri yaşlı adamı ve yaşlı hanımını tehdit eden PKK’lılar İslam’ a Peygamberimize de hakaret ederek köyü terk ediyorlar… Bunu da bir kenara yazalım…

2014’ün Mayıs Ayındayız. Lice’nin Darakol diye adlandırılan bir köyü var. Gariban bir köylü olan Mikail AYIK, büyük bir suç işleyerek Hüda Par’a oy vermiş hatta bu da yetmezmiş gibi bir de Belediye Meclis üyeliğine aday olmuştur.

Gece 23 gibi evini kuşatan PKK’lılar Mikail Ayık’ı kaçırmak isterler. Mikail Ayık ve ailesi direnince de PKK’lılar onları tarayarak kaçarlar. Mikail Ayık’ın yanı sıra Ağabeyi ve kızı da kurşunlarla yaralanmıştır… Bunu da kaydedelim…

Gelelim Piran’a ya da Diyarbakır’ın Dicle ilçesine… Dicle’de Hür Dava Partisi ilçe yöneticisi olan Ercan Alpaslan’ı özel aracından alıp silah zoruyla kaçıranlar da PKK’lılardı. İlçeye dönerken yolu kesilip kaçırılan Ercan Alpaslan’ın da tek suçu Hür Dava Partisi’nde siyaset yapmaktı… 4 gün alıkonulan Alpaslan, yapılan girişimler sonucunda serbest bırakılmıştı. Kaçıranlar Alpaslan’dan kendisinin ve ailesinin Hür Dava Partisi’nde siyaset yapmaktan vazgeçmelerini istemişlerdi…

Bu anlatılanların dışında bölgede neredeyse saldırıya uğramayan hiçbir Hüda Par binasının olmayışı, kurulduğu günden beri molotoflanışı ve şehid edilen üyeleriyle Hüda Par hep siyasetin dışına itilmek istendi .

Yani PKK ve YDG-H çeteleri Hüda Par’a oy verilmemesi buna mukabil bütün oyların PKK partilerine gitmesi için çabalayıp durdular. Bunun içinde her türlü sialahı kullanmaktan geri durmadılar. Eğer Demirtaş'ın bedduası kabul olacak olursa, başlarına gökten taş yağabilir...

Ağrı’da yaşanan son olaydan sonra HDP eşbaşkanı Demirtaş modaya uyarak Beddua etti. Ağrı’da ne olduğu ya da Devletin mi yoksa Demirtaş’ın mı doğru söylediğinin hiçbir önemi yok.

Devlet kanadı PKK’lilerin oraya HDP’ye oy toplamak için geldiklerini iddia ediyor. Devlet dediğin de böyle bir şey zaten. Süreç başladığı günden beri PKK’lıların silahlarıyla ellerini kollarını sallayarak dolaşmalarına göz yuman, hatta Valiler aracılığıyla PKK’lılara araç tahsis eden devlet, seçim yaklaşınca birden bire şahin kesildi.

Tehdit edilen Hüseyin Adıyaman’a, biz seni koruyamayız sen evini boşaltıp köyü terk et diyen Devlet, Ağrı’da birden bire uykudan mı uyandı acaba?

Kaçırılan Ercan Alpaslan’ın ailesine, Ercan için BDP’ye gidin, diyen devlet, çözüm sürecini seçim sürecine kurban etmeye başladı.

Gelelim Demirtaş’ın Bedduasına…

Hükümet kanadından gelen, silah zoruyla oy topluyorlar, tespitine cevap veren Demirtaş, Pensilvanya’da ki muadili gibi beddua etmeye başladı. Altına imza atacağım ve yürekten binlerce kez Âmin, diyeceğim Beddua şöyle;

"Silah siyasetinden beslenen malum partiye oy vermeyin yaygarası koparmaya başladılar. Kim silahtan beslenerek oy topluyorsa Allah onun bin defa belasını versin. Kim silaha güvenerek, kim elindeki silah gücüne güvenerek, emrindeki silah gücüne güvenerek oy toplamak istiyorsa, Allah onun burnundan fitil fitil getirsin. Seçimi görmeyi nasip etmesin. Bizsek biz, sizseniz siz. Fakat bu provokasyon ortamıyla bizler, yaratmak istedikleri bu atmosferle Türkiye'yi seçime götürmeye izin vermeyeceğiz."

Şimdi yukarıda verdiğimiz örnekler ışığında bu bedduayı bir kez daha okuyunca bu bedduanın muhatabının kim olduğu ortaya çıkmış oluyor.

Aslında beddua etmek doğru bir davranış değil. Fakat âmin demek de suç olmasa gerek…

Bir de bu kesimin Amentu gibi kullandıkları Provokasyon, denen bir kavram var. Ne zaman bir suç işleseler hemen, Provokasyon da Provokasyon, deyip işin içinden sıyrılmaya çalışırlar. Tıpkı 6-7 Ekim’de olduğu gibi.  

Önce birileri çıkıp emir verir birileri ise katleder, yakar, yıkar çalar çırpar sonra da o emir verenler çıkıp kan ter içinde, Provokasyon var, diye yırtınır.

Ama bir kez olsun bu Provokasyonu yapanların kimliğine bakmazlar.  Provokasyon olarak adlandırdıkları her olayın içerisinde olduklarını görmek istemezler. Birileri çıkıp Provokasyon kelimesini yasaklayacak olursa eğer bu adamların dilleri tutulur.

Ağrı olayıyla Türkiye gündemine oturan konu, aslında bölgenin kadim sorunu. Yıllarca devletin yaptığını şimdi de PKK yapıyor, Doğan Medyasının Barış Güvercini Demirtaş da haklı olarak Silah zoruyla oy toplayanlara beddua ediyor…

Ne diyelim silah da onların oy istenen parti de… Köylüleri dipçikle döven de onlar Hüda Par'a oy verirseniz sizi yakarız diyen de onlar. Beddua eden de onlardan Bedduanın muhattabı olanlar da öz be öz kendileri... Bu durumda bize, Âmin demekten başka ne düşer ki…

Üzgünüm ama ilk kez, Demirtaş’a katılıyorum…

Âmin Allah’ım Âmin…

Selam ve Dua İle…

(Metin Gökmen - Hürseda Haber)