Şer koalisyonu Yemen'de Ümmeti ateşe atıyor

03 Nisan 2015 Cuma, 02:03

ABD ve diğer Emperyalist devletlerden izin almadan neredeyse ayakyoluna bile gidemeyen kukla idareciler tarafından yönetilen 10 ülke ya da on kapı kulu bir araya gelerek adına, Kararlılık Fırtınası, dedikleri bir operasyon neticesinde Yemen’i bombalamaya başladılar.

Bir de şirin görünmek adına kendilerine Sünni Blok demekteler. Son soracağımız soruyu en başta soralım. Operasyonda başı çeken, Suud’un Sünnilikle ne alakası var acaba? Ya da Suud idarecilerinin İslam ile olan ilişkileri ne durumda? İngiliz orijinli Vahhabilik ne zamandan beri Sünnilik olarak kabul edilmeye başlandı?

Olay şu ki; Yemen’de belli bir çoğunluğa sahip olmalarına rağmen sürekli ezilen ve haksızlığa uğrayan Husilerden oluşan Ensarullah Hareketi, uğradıkları haksızlıkları izale etmek adına kıyama kalktı ve başarılı oldu.

Aynı durum, adına Arap Baharı denen yelpaze içerisinde birçok Arap ülkesinde de yaşandı. Tunus’ta zalime başkaldıranları alkışlayanlar Yemen’deki muadillerini ise bombalamaya başladılar.

Neymiş efendim, seçilmiş bir Cumhurbaşkanı varmış da Husiler onu devirmişlermiş. Hani nerede o Cumhurbaşkanı? Madem halkın seçip desteklediği biri idiyse neden ülkesinde kalıp da halkının desteğiyle mücadele yolunu seçmek yerine Suud’a sığınmayı tercih etti acaba?

Ya da sormak lazım, şu an bu operasyona katılarak ABD’den aldıkları emirle İslam ülkelerinden biri olan Yemen’i bombalayan o ülkelerden kaçının başındaki insanı halk seçti? Suud Kralını mı yoksa Ürdün Kralını mı halk seçti?

Ya da daha önemlisi, Sisi’yi kim getirdi Mısır’ın başına? Halk mı yoksa yaptığı kanlı darbe mi? Sisi’nin kanlı darbesi sonucu devrilen Mursi’yi seçen Mısır halkı değil miydi? Sisi askeri darbe yapıp Mursi’yi devirdiğinde Suud ve avaneleri o zaman Mısır’ı neden bombalamadılar acaba?

Kendilerine Sünni ittifak diyenler ya da Sünnilerin haklarını korumak arzusunda olduklarını iddia edenlere göre Sisi zalimi İhvan’dan daha bir Sünni her halde…

Şimdi de utanmadan Sisi’nin başını çektiği diktatörler bir araya gelmiş Halkın seçtiği Cumhurbaşkanın hakkını iddia ediyorlar. Tıpkı kendi menfaati için Hz. Osman’ın kanını onu korumak için çabalayan Hz Ali’den isteyen Şam Sultanı gibiler.

Bombardımanlar başladıktan bu yana yüzlerce sivil,  kadın çocuk denilmeden katledildi. Nedense katliamlarına önce hastaneleri vurarak başladılar. Biz bu tavrın yabancısı değiliz. Biz bu hastanelerin hedef alınmasını Gazze’den iyi biliriz. ABD ve İsrail İslam topraklarına saldırırken hangi yolu izliyorsa bu şer koalisyonu da o yoldan gidiyor.

Saldırı ile ilgili gözden kaçan şu ayrıntıya özellikle dikkat çekmek istiyorum.  Hava saldırısıyla ilgili ilk resmi açıklama nereden yapıldı biliyor musunuz? Tabiki de Suud’un baba yurdu Washington’dan. Suud’un Washington elçisi Adil El Cübeyr, Washington’da yaptığı açıklamayla saldırının başladığını ilan etti.

Bu durum bile, saldırıların arkasındaki gücün kim olduğunu ortaya koymaktadır. Kendi başkentleri dururken ABD’nin başkentinden saldırganlıklarını ilan edenleri haklı görmek kadar büyük bir körlük olabilir mi?

Bu saldırganlık, kimden, hangi sebeple gelirse zulümdür ve fitnedir. Dünyanın her yerinde Müslümanlar zulüm altındayken kıllarını kıpırdatmayan müstekbirler, birden bire Ensarullah Cemaati’ne karşı el ele tutuşarak şer koalisyonu oluşturmayı başardılar.

Hadi Arakan uzak diyelim. Ya Gazze? Gazze de mi uzak Suud’a ya da Mısır’a? Bu gün ABD’nin emriyle ortak Arap ordusu kurmaktan bahsedenler, 70 yıldan fazladır işgal altında olan Mübarek toprakların kurtuluşu için kıllarını dahi kıpırdatmadılar. Hatta tam aksine, son Gazze saldırısında olduğu gibi defalarca İsrail’e, Gazze’yi Hamas’ı bitir, diye yakardılar.

Hamas Sünni bir yapılanma değil mi? Neden bu güne kadar Hamas’a bir atımlık barut dahi vermediler de bu gün kalkmış Sünnilik adına erkeklik taslıyorlar.

Gazze’nin can damarları olan tünelleri kapatarak Gazzelileri açlığa terk eden Sisi’den Yemen Halkı için kurtarıcı çıkarmak Firavundan Musa çıkarmaktan daha zor bir şeydir.

Açıklamalara göre bu saldırıya Suud 100, Birleşik Arap Emirlikleri 30, Bahreyn 15, Kuveyt 15, Katar 10, Ürdün 6, Fas 6 ve Sudan 3 uçakla dâhil olmuş. Ayrıca Mısır ise 4 uçak gemisiyle bombardımana katılmış. Bir de dışarıdan gelen ve kendi içindeki onca sorunu görmeyen Pakistan’da bunlara destek verecekmiş. Tabi bir de ABD…

Benim merak ettiğim şu, Golan Tepeleri de bir Arap bölgesi değil mi? Yemen’i kurtarmaya kalkan bu Arap ülkeleri, 1967’den beri İsrail işgali altında olan Golan Tepeleri’nin kurtarılması için bu güne kadar ne yaptılar acaba?

Şimdilik fiili olarak bu şer koalisyonunun dışında olmasına rağmen, sivil halka yapılan saldırıları desteklediğini beyan eden Türkiye’nin politikası da enteresan bir şekilde devam ediyor.

Mısır’daki darbeden bu yana, Sisi için her yerde haklı olarak, darbeci darbeci, diyen Erdoğan, birden bire Sisi ile aynı kurtlar sofrasına oturmuş oldu. Ne değişti acaba? Sisi ve aveneleri İhvan üyelerine haksızlık yapmaktan vaz mı geçtiler?

Her ne kadar bu şer koalisyonunun başını Suud çekse de, olayları organize eden en büyük ülke şüphesiz ki, Sisi yönetimindeki Mısır'dır.

Aylardır Sisi’ye saydıranlar şimdi de zımnen, yaşa be Sisi, diye tazahhurat yapmaya başladılar. Başta Erdoğan olmak üzere tüm devlet yetkilileri birden bire Suudcu ya da Sisici kesildiler.

Yola, sıfır sorun politikasıyla çıkıp Müslüman olmayan komşularla gayet iyi anlaşan AKP iktidarı, nedense Müslüman komşularıyla devletin tarihinde hiç olmadığı kadar sorun yaşamaya başladı.

Şimdiye kadar İran ile bir şekilde anlaşabilen Türk Hariciyesi; araştırmadan, Yemen’de yaşayan Husilerin yıllardan beridir çektikleri eziyetleri görmeden hemen onlara yardım ettiği gerekçesiyle İran’ı suçladı.

Neo-Osmanlıcılığın Suriye’de nelere sebep olduğunu idrak edemeyenler, bir kez daha imparatorluk geçmişinin vesveselerine yenik düştüler.

Öğle namazını Sultanahmet’te kılıp ikindiyi Şam Emeviye Camii’nde kılma hayalleri boşa çıkanlar şimdi de kalkmış Akşam Namazını Sana’daki Cami’ül Kebir’de mi kılmak istiyorlar.

Eğer Türkiye, iddia ettiği gibi büyük bir devlet ise, her konuda kendini taraf olmak zorunda hissetmezdi. Suud ve devletçiklerinin saldırılarına engel olmak için çaba sarf eder ve bu sorunun çözümü için diplomatik arayışlar içerisine girerdi. Ama nedense AKP iktidarı körfez sermayesinin yanında durmayı tercih etti.

Bu tercihin yanlış bir tercih olduğu zamanla anlaşılacaktır. AKP iktidarı ekonomik kaygılarla böylesi bir tercihe yönelmiş olsa da Körfez sermayesi ABD, İngiltere ve diğer Avrupa ülkeleri dururken Türkiye’ye zırnık koklatmazlar.

Netice itibariyle şu an ABD’nin verdiği emirle hareket eden ve kendilerine Sünni Blok, diyenler, Ümmete kanlı bir Mezhep savaşı dayatmaktadırlar.

Bu devletlerin geçmişlerine bakınca hiçbirinin derdinin ne İslam ne de Sünnilik olmadığı açıkça görülecektir.  Yıllardır Müslümanların, Ümmetin hiçbir derdine bir gram bile merhem çalamayan diktatörlerin bu gün Ümmetin kaderiyle oynamaları düşmanlıktan başka bir şey değildir.

Aslında insanımız bu konudaki son sözünü bundan yüzyıl önce söylemiş de anlayan kim?

Ah o yemendir gülü çimendir
Giden gelmiyor acep nedendir

Anlamak lazım. Yemen, Türkiye insanı için acı hatıralar ülkesidir. Tekrardan bu acıları yaşamaya veya yaşatmaya hiç kimsenin hakkı da yok buna gerek de yok…

Selam ve Dua ile

(Metin Gökmen / Hürseda Haber)