Hür Adaylar Meclise Girebilir mi?

18 Mayıs 2015 Pazartesi, 13:57

Türkiye’de cari olan adaletsiz seçim sistemi öyle kurgulanmış ki; sürekli olarak iktidar partilerinden yana işliyor. Örneğin hazine yardımı… Devlet, 2015 Yılı için partilere toplam da 531 Milyon TL ödenek ayırmış.

Bu 531 Milyonun aslan payını yine her zamanki gibi iktidar partisi alacak. AKP bu paranın yarısından fazlasını yani tam 298 Milyon lirasını alacak. CHP ise 115,3 Milyon Lira alarak Ana Muhalefet olmanın nimetlerinden faydalanmış olacak. MHP ise 77,8 Milyon TL alarak onları izleyecek.

Genel seçimlere ilk kez parti olarak girecek olan HDP ise bu yardımdan istifade edemeyecek. Bu açıdan bakacak olursak seçime parti olarak girmek istemelerinin sebeplerinden birinin de bu olduğunu söyleyebiliriz. Anlaşılan o ki bir sonraki seçimde HDP’de hazine yardımı alacak.

Hazine yardımının yanında bir de Baraj gibi bir sorun daha var. Bu iki mesele bile yeni partilerin kurulması veya kurulduktan sonra başarı sağlaması önünde büyük bir engel. Seçim sürecinin kıyasıya devam ettiği bu günlerde elbette bu iki etken seçimin sonucuna da yansıyacaktır.

Seçim sonuçlarındaki sıralama ile Hazine yardımında ki sıralama paralellik arz edecektir. En çok oyu alan en fazla yardımı en fazla yardımı alan ise en fazla oyu alacaktır. Bu döngü devam ettikçe adaletsizlik de devam edecektir.

Bu döngünün dışında kalan diğer partiler ise doğal olarak bu engeli aşmak için ya ittifak arayışlarına giriyorlar ya da baraja takılmamak için etkin ve yetkin kişilerini partiden istifa ettirip bağımsız olarak yarışa katıyorlar.

Bu mağduriyeti yaşayan partilerden biri de ilk kez bir genel seçim dönemi yaşayan Hür Dava Partisi. Kendisine dayatılan tüm zorluklara rağmen kuruluşundan hemen sonra yapılan yerel seçime parti olarak giren Hüda Par, bu genel seçimde ise bağımsız adaylar çıkarmayı tercih etti.

En son yapılan yerel seçimin sonucu beklenenden daha aşağıda kaldı. Doğrusu o seçim bir tecrübe olarak iyi incelenmesi gereken bir durumdu.

Şimdi ise, yerelden genele doğru yükselen bir trend ile karşı karşıyayız. Desteklenen 9 adaydan kaçı kazanır onu Allah bilir.

Ama şu gerçek ki; son düzlüğe girilen bu seçim döneminde Hüda Par’a gönül veren dava insanlarına kadın erkek ayrımı yapmaksızın çok iş düşmektedir.

Hür Dava Partisi’nin inanmış kadroları, daha fazla gayret göstermeli ve mecliste kendi seslerini duymak adına daha fazla çaba sarf etmelidir. Elbette herkesin yapabileceğinin bir adım ötesi vardır. İşte önemli olan o adımı zorlamaktır.

Hiçbir seçim, sadece o partiye gönül verenlerin oylarıyla ya da onlara yapılan propagandalarla kazanılmaz.   Ya da sadece adayların veya parti yetkililerinin gayretleriyle de başarıya ulaşılmaz. Önemli olan millete ulaşıp milleti ikna edebilmektir.

İslami Camiaya gönül veren herkes hem oy hem de zaman ve gayret vermelidir. Dava bilinciyle ve dava disiplini içerisinde yapılacak çalışmaların hayırlı neticeler doğuracağına tarih şahitlik etmektedir.

Seçimlere bağımsız olarak girmenin getirdiği bir çok handikap ve zorluk vardır. En başta herkes bağımsız adaya gidecek oyu kendine çekmek için, o zaten seçilemez ona gidecek oy boşa gider, türünden iddialar seslendirir. Bu tam anlamıyla bir aldatmaca ve iftiradır.

Bu tezvirata inanmamak lazımdır. Çünkü mü’min bilir ki, Allah Azze ve Celle dilerse o sandıklar dolup taşar.

Biz şunu biliyoruz ki; Hür Dava Partisinin desteklediği adaylara verilecek her oy;

Milletin özgürlüğüne

Dillerin ve ırkların özgürlüğüne

İslami ve İnsani yaşamın özgürlüğüne

Şehirlerin kalkınmasına

İşsizliğin son bulmasına,

Vahşi kentleşmenin durdurulmasına,

Kadın cinayetlerinin son bulmasına,

Kadının toplumdaki güçlü ve hak ettiği statüsüne kavuşmasına,

Çocuk ve gençlerimizin daha iyi eğitim almasına,

Atanamamış öğretmen kalmamasına

verilmiş olacaktır.

Bu konuda Adaylar kadar  davaya gönül verenlere de iş düşmektedir. Özellikle de kadınlarımızın sorumluluk almalarının tam da zamanıdır. Ev ev, kapı dolaşıp hedefleri anlatmak bir hedef olmalıdır.

Başka partilerin adaylarının gün boyu yerel ve ulusal kanalların ekranlarında boy gösterdikleri bir dönemdeyiz. Bu konuda da büyük bir adaletsizliğin yaşandığı ortada. Bunu aşmak için elbette kapıları çalmak ve insanlarla yüz yüze konuşmak lazım.

Hür gençlerimiz de şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm enerjileriyle sahada olmalı ve Adayların seslerine ses vermek suretiyle hak sedayı yükseltmelidirler.

Yasin ve arkadaşlarının uğradıkları zulümleri duyurmak istiyorsak eğer daha fazla çalışmalıyız…

Kürdistan’ın Yasin’in katillerine teslim edilmesini istemiyorsak eğer daha fazla çalışmalıyız…

Özgürce bir yaşam istiyorsak eğer daha fazla çalışmalıyız…

Sesimizin Mecliste duyulmasını istiyorsak eğer daha fazla çalışmalıyız…

Yahya Boylu’nun Meclis’te babasına yapılan zulümleri haykırmasını istiyorsak eğer daha fazla çalışmalıyız…

Kürtçe’nin daha özgür bir şekilde resmi dil olmasını, Kürtçe eğitimin her kurumda hakkıyla kaim olmasını istiyorsak eğer daha fazla çalışmalıyız…

Zindandaki kardeşlerimizin dualarını almak istiyorsak eğer daha fazla çalışmalıyız…

Her kesimle barışık bir şekilde yaşamak istiyorsak eğer daha fazla çalışmalıyız…

Barışın garantisi bir güç olmak istiyorsak eğer daha fazla çalışmalıyız…

Umut ve tebessümün merkezi olmak istiyorsak daha fazla çalışmalıyız…

Yeni yeni Roboskilerin yaşanmasını istemiyorsak eğer daha fazla çalışmalı ve daha fazla fedakârlık göstermeliyiz…

Şundan da emin olalım ki; tarih bizim kadar fedakârlık yapan topluluklara nadiren şahitlik etmiştir.

Bize düşen elbette inanmak ve inandığımız hedef için çaba sarf etmektir. Adaylarımıza Rabbimiz seçilmeyi nasip ederse Hamd ederiz. Seçilemezlerse de dünyanın sonu değildir.

Ama şunu biliyoruz ki; Allah Teâlâ hiçbir gayreti, hiçbir ihlâslı adımı karşılıksız bırakmaz…

Tüm bunlardan sonra, başlıkta sorduğumuz soruyu, Evet, neden olmasın ki? diye cevaplayabiliriz.

Evet; Şimdi Tam Zamanı…

Selam ve Dua İle

(Metin Gökmen / Hürseda Haber)