Aytaç BARAN'ın Şehadeti ve Zalimlerin Mukadder Sonu

12 Haziran 2015 Cuma, 01:59

Pkkhdp kanadının son günlerde yaptıklarına bakınca gittikçe Moğollaştıkları tespitinde bulunmak yanlış olmasa gerek. 

Seçimden önce işaretlerini verdikleri saldırganlığa seçimin üzerinden 48 saat geçmeden hemen başladılar. Kürtleri katletme konusunda, haklarını teslim etmek lazım ki; gerçekten de sözlerinin eriymişler.

Neticede dediklerini yaparak Kürdistan şehirlerinin çeşmelerinden kan akıtmayı başardılar. Seçim sonuçlarının verdiği zafer sarhoşluğuyla adeta Kürdistan’ı ateşe atmak istercesine Müslüman Kürt halkına saldırmaya başladılar.

Ama gelin görün ki; daha önceki yazılarımızda da belirtmiş ve PKKHDP bir daha saldıracak olursa hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, demiş ve gerekli uyarıları yapmıştık. Ancak ne yazık ki, taşıdıkları Moğol kibri, gözlerini kör ettiği gibi kulaklarını da sağır etmiş anlaşılan.

Tıpkı o çok eleştirdikleri IŞİD zihniyeti gibi, Kendilerini Kürdistan’ın sahibi sanarak vahşi katliamlar işlemeye başlıyorlar. Maalesef, PKK, Kürdistan’ın DAEŞ’idir, diyenler her geçen gün haklı çıkıyorlar. Tıpkı zalim DAEŞ çeteleri gibi masumları vahşice katlediyorlar.

Zafer sarhoşluğunun verdiği, serkeşlikle gidip Aytaç BARAN gibi öylesine değerli bir şahsiyete kurşun sıktılar ki; o şehidin arkadaşları anında gereken cevabı verdiler. Umarım saldırı sonrası yaşananlar ve özellikle de şehidin kabrinde söylenenlerden bu saldırgan gurubun sahipleri gereken dersi çıkarmışlardır.

Ya da şöyle diyelim; kimse elindeki silahına ya da aldığı oy oranına bakıp da Müslüman Kürtlerin ne sabrını ne de gücünü sınamaya kalkmalıdır. Bu, akıllıca bir davranış değildir. Çünkü nice az toplulukların Allah’ın izni ve yardımıyla sayıca kalabalık toplulukları alt ettiğine uzağıyla yakınıyla tarih de Kürdistan toprakları da şahittir.

Peki, neden Aytaç Baran gibi değerli bir şahsiyeti hedef seçtiler. Çünkü bu zihniyet Mazlum Kürt Halkına hayrı olan, iyilikte bulunan, sinesinde insani değerleri barındıran her şahsa ve her kuruma düşmanlık beslemektedir.

Bölgedeki kendi dışındaki her yapıya düşmanlık besleyen bu katliamcı zihniyet, kimi grupları katlederek, kimini Kürdistan’dan kovarak ya da son seçim sürecinde olduğu gibi kimi yarı İslamcı yarı Kürt grupları ise meclisin tek bir rahat koltuğuyla satın alarak bölgeyi adeta Kuzey Kore’ye çevirdi.

Teslim olmayan tek yapı olan Hizbullah Cemaati ve ona yakın kurumları ise, seçim sarhoşluğuyla ortadan kaldırmayı hedefleyen bu katliamcı yapının kendisine gösterilen dirençten sonra afallaması ve mağdur edebiyatına yatması kurdukları tuzağın boşa çıkarıldığının göstergesidir.

Seçim sonrası oluşan zafer balonundan üflenen hava ile her gece sokaklarda sabaha kadar silahlarla kutlama yapanların süngüleri, Aytaç Baran’ın şahadetinden sonra birden bire düşüverdi.

Aytaç Baran Kardeşimize planlı bir şekilde düzenlenen suikast sonrası yaşananlar ve Aytaç’ın katili olduğu belirtilen kişilerin onların jargonuyla halk tarafından etkisiz hale getirilmeleri, Müslüman Kürt Halkı için halen tutunacak sağlam bir kulpun olduğunun müjdesidir. Yeter ki Mazlum halk bu zalimlerin baskısına karşı, Aytaç ve onun yoluna sürdürenlerin zekatı kadar cesaret göstersinler.

İnsanların veya orduların en zayıf oldukları dönemin kendilerini en güçlü hissettikleri zamandır, gerçeği bir kez daha tezahür etmiş oldu. Önemli olan anlayana anladığı dilden konuşmaktır.

Türk Kemalizmi için çırpınanların, Beyaz Türkler tarafından pudralanması ekranlarda sazlı sözlü şovlar yapması Kürt Halkı’nın geleceği için yazılmış olan felaket dramasını icra etmekten başka bir şey değildir.

Hani filmlerde olur ya hep. Profesyonel Suikastçılar suikast silahlarını silahlarının büyüklüğüne göre ya gitar kutularında ya da keman kutularında taşır ve monte ederek saldırı gerçekleştirirler. Anlaşılan o ki, Müslüman Kürtlere düzenlenecek olan Suikastlar için ise saz kılıfı kullanılmış. Cici oğlan ya da küçük Enişte, Doğan’ın stüdyosundan çıkarken sazını orda bırakıp içi Kürtlere yöneltilecek suikast silahıyla dolu kılıfı almış yanına.

Aytaç Baran’ın şahadetinden sonra da hemen Provokasyon ve biz yapmadık MİT yaptı iddialarına sarılanlar, bu davranışlarıyla adeta suçlarını itiraf etmiş oluyorlardı. Çünkü dünya alem biliyor ki, bu zihniyet ne zaman bir olayı çarpıtmak istemişse hemen olayı provokasyon olarak göstermiştir.

En son İdil’da yaşanan ve iki Müslüman Kürd’ün şehadetiye sonuçlanan olaya da açıkça kendi adamları katil olduğu halde Provokasyon demişlerdi. Nasıl bir provokasyondur ki bu iş, hep katleden taraf kendileri oluyor.

Evinden çıkıp Hayır Derneğine giden ve bu zihniyetin alayının tırnağına bile yetişemeyeceği kadar muhterem olan Aytaç Baran’ı katledip sonra da Provokasyon demek ancak tarihin kaydettiği en çukur insanların davranışıdır.

Tıpkı Moğollar gibi bunlarda her yerde ve her şartta kendilerini dokunulmaz sanıyorlar. Kendileri öldürünce halk müdahalesi kendileri ölünce ise basıyorlar feryadı. Ama Allah Şahittir ki; Hizbullahi Müslümanların korkusundan neredeyse ciğerleri parçalanacak. O yüzdendir ki günlerdir ağızlarından damlayan kandan utanmadan, bize saldırılıyor, diye ağlayıp devleti yardıma çağırıyorlar.

Oysa Şex Said Seriyyeleri ise daha önce yaptığı bir açıklamada, Devlet nerede diye sormayın, Devlet Cehennemdedir, diyerek kendi tabanına seslenmişti.

Evet, ne zaman Dindar Kürtlere yönelik bir saldırı olursa o zaman devlet cehenneme gidiyor. Bölge Müslümanları AKP iktidarı döneminde olduğu kadar neredeyse hiçbir dönemde bu kadar saldırılara maruz kalmadı.

AKP-PKK kardeşliğini görmek isteyenler İhya Der ismine dikkat etsinler. Elazığ İhya Der üyeleri AKP döneminde onlarca yıllık hapis cezalarına çarptırılırken, Diyarbakır İhya Der ise defalarca tarandı, yakıldı önce derneğin müdavimi Yasin Börü ardından da derneğin başkanı Aytaç kardeşimiz katledildi.

Çözüm süreci diyerek bölgeyi PKK’ya teslim eden AKP zihniyeti akan kanların baş sorumlusudur. Paralel yapı için ne istediniz de vermedik diyen ampul kafalılar yakında eli kanlı bu katiller için de, kimi katletmek istediniz de engel olduk, diye yırtınacaklardır.

Aytaç BARAN’ın şehadetinin üzerinden onca zaman geçmesine rağmen ne Erdoğan’dan ne de Neo Osmanlıcı Davutoğlu’ndan en ufak bir açıklama bile yok.

Emin olun ki, erken bir genel seçim olursa o zaman orada kullanırız, diye şimdi bu konuyu gündem etmiyorlar. PKK ve AKP’nin ortak paydası ikisinin de nekrofili oluşlarıdır.

AKP, başta başbakan yardımcıları Akdoğan ve Atalay olmak üzere, Valileri, emniyet müdürleri ve silahlı güçleriyle adeta bölge Müslümanlarına savaş açmış durumda. 

Şehid Aytaç Baran’ın Avukatı A.Gani Orhan katıldığı televizyon programında bu gerçekliği sıcağı sıcağına ifade etmişti. “Buradan da kamuoyuna, savcılığa, valiliğe, hükümete de net sesleniyorum; Bakın bu iyi görülsün bu katliamın sorumlusu AK Parti’dir. Net bir şekilde şu anda bakın ilgili yetkililere sesleniyorum; Elli ya da yetmiş ayrı yerden duydum eli keleşli insanlar şehitliktedir silah seslerini duydum polisler kendilerine ait mekânın dışına gitmiyorlar. Olay yerinde durmuşlar 200 metre bile olmayan ileride keleşler ile havaya ateş edip halkı tehdit eden YDG-H üyelerine hiçbir müdahalede bulunmuyorlar. Onlar katildirler, çünkü katiller orada polis kamerası var beklemişler saatlerce orada kalmışlar, Aytaç’ın öldürüldüğü yeri kamera net görüyor öldürenler belli kaçtıkları güzergâhta net bir şekilde belli. Katiller ortada bunların biran önce yakalanması lazım… Saldırının olduğu bölgede yedinin üzerinde sokak var, her sokağı ikişerli, üçerli gruplar halinde tutmuşlar. Aytaç bir başka sokaktan gelse, o sokaktakiler onu katledecekti. Planlı programlı bir katliam, suikast yapıldı… Bu saatten sonra sivil halkın kanı akarsa, bunun tek sorumlusu AK Parti’dir, Valiliktir, Diyarbakır Emniyeti’dir, oradaki görevli polislerdir.”

Diyerek durumu ifşa eden Orhan’ın yanılmadığını bir sonraki gün konuşan Emniyet Amirinin açıklamalarından anladık. 6-8 Ekim olaylarında olduğu gibi yine AKP polisi olayı sadece izlemiş.

Son olarak şunu belirtelim ki; Kimse ne silahına ne de sandığına güvenerek Hizbullahi Müslümanların gücünü ya da sabrını sınamaya kalkmasın…

Rabbim şehadet öğretmeni, yaşayan şehid olan Aytaç Kardeşimize rahmet eylesin. Allah şahittir ki, Kanı yolunu sürdürenler için bir meşale ve Zülfikar olmuştur.

Selam ve dua ile…

(Metin Gökmen / Hürseda Haber)