Kudüs bize iman, aşk ve cesaret pompalıyor

17 Aralık 2017 Pazar, 00:24

Kudüs, kalbin damarlara kan pompalaması gibi, bize, iman, aşk ve cesaret pompalıyor

Siyonist işgalcilerin, Kudüs ve Mescid-i Aksa üzerine oynadıkları kirli oyuna karşı, İslam âlemi teyakkuza geçti. Dünyanın her tarafında duyarlı Müslümanlar, bu zulme, bu vahşete karşı güçleri nispetinde tepkilerini ortaya koymaya çalıştılar. Bugün oraya gidebilme gücü, kuvveti ve imkanını kendinde bulabilse, başta siz okuyucularımız olmak üzere, kalbi imanla çarpan her bir Müslümanın oraya gideceğinden zerre kadar şüphem yoktur. Bediüzzemanın hatıralarında Beytüşşebap’ta olmuş bir olaydan söz eder: “Bir zaman, Beytüşşebâb aşâirinde isyan vardı. Ben gittim, sordum: "Sebep nedir?" Dediler ki:"Kaymakamımız namaz kılmıyordu. Öyle dinsizlere nasıl itaat edeceğiz?" Halbuki bu sözü söyleyenler de namazsız, hem de eşkıyâ idiler.” Günahkâr da olsa, her Müslümanın kalbinde, imandan gelen bu gayret vardır.

Bugün namaz kılmayan, kötü ahlakı olan, ama kalbinde zerre kadar iman olan her Müslüman Kudüs için gayrete geliyor. Paramparça edilmiş, mezheplere meşreplere bölünmüş İslam âlemi, Kudüs denince, mescidi aksa denince, aralarındaki ihtilafları bir tarafa bırakıp, bir araya geliyor. Hangi meşrep ve mezhebe mensup olursa olsun, Kudüs denince, Mescidi Aksa denince, ciğerlerinin yandığını, gözlerinin yaşardığını görüyorsunuz. Özellikle bugünlerde, meclislerimizin, sohbetlerimizin konusu, Kudüs olmuş. Kudüs’le yatıp Kudüs’le oturuyoruz. Kudüs, İslam âleminin içinde bulunduğu durumdan dolayı, yüzlerimizde azda olsa kalan tebessümü; hayatımızda, az da olsa kalan neşeyi, alıp götürdü.

Bu halimiz tıpkı atamız Selahaddini Eyyubi’nin halini andırıyor. 1099’da Kudüs, haçlılar tarafından işgal edilince, Selahaddin’in de yüzü gülmüyor, ağzını bıçak açmıyordu. Bunu gören ilim adamları ve devlet ricali, Salâhaddin’e İslam’ın tebessüme verdiği önemden ve tebessümün faziletinden söz ettiklerinde, O ise onlara şu sözleriyle karşılık vermişti:

“Kudüs işgal altında iken bir Müslüman nasıl olur da gülebilir, Kudüs işgal altında iken bir Müslüman nasıl olur da rahat uyku uyuyabilir, Kudüs işgal altında iken bir Müslüman nasıl olur da rahat bir yemek yiyebilir ve rahatça bir su içebilir…”

Kudüs’ün ne olduğunu, mescidi aksanın İslam ümmeti için önemini anlamayanlar, Kudüs’ün şu an İslam ümmeti içerisinde bıraktığı bu etkiye baksınlar. Rabbim kendisine hayırlı ve bereketli bir ömür ihsan etsin, muhterem Mehmet Göktaş hocamızın da dediği gibi; “Aslında biz Kudüs’ü desteklemiyoruz. Kudüs bizi destekliyor.” Gaflet uykusunda olan ümmet, Kudüs sayesinde uyanıyor. Kudüs, kalbin damarlara kan pompalaması gibi, bize, iman, aşk ve cesaret pompalıyor. Cenabı Allah’ın etrafını bereketli kıldık, dediği Kudüs’ün bu bereketi, tüm İslam âlemini çepeçevre kaplamış durumda. Bu bereket ümmeti gayrete getirdi. Bu bereket sayesinde, Kudüs ve mescidi aksa düşmanlarının uykuları kaçtı. Müslüman kılıklı, Siyonist uşaklığı yapan kahpelerin, soysuz, şerefsiz alçakların, tüm planları suya düştü. Ferasetli Müslümanlara ayan olmakla beraber, onların necis yüzlerini örten maskelerini düşürdü.

Kudüs safları netleştiren bir mizan, bir ölçü, bir terazi, bir mihenk taşıdır. Kişilerin İslam’ını bağlılıklarının ağırlıklarının, kaç kilo olduğunu tartıyor. İslam’a ve Müslümanlara, yakınlık ve uzaklıklarının kaç metre olduğunu ölçüyor. Altından arabalara binen, altından evlerde yaşayan, altından elbiseler giyen insanların, gerçekte kaç ayar olduklarını ölçüyor. Bu nedenle, kendi davalarının haklılığını, yollarının doğruluğunu iddia eden herkese şu soruyu soracağız. Senin dava anlayışında, yol ve yönteminde Kudüs var mı? Kudüs davasının neresinde duruyorsun? Eğer onun hayatında, hedef ve amacında Kudüs varsa; Kudüs’ü kendine dert ve amaç edinmişse, onu kendimizden bilecek, yol ve davasının doğruluğuna hükmedeceğiz. Yok, eğer, şekliyle, giyimi, kuşamıyla; konuşma ve sözleriyle Müslüman olsa, hatta Allah’ın yeryüzündeki en mukaddes topraklarının yöneticiliğini yapıyorsa dahi, ama Kudüs düşmanlarıyla beraber, Müslümanların karşısındaysa, ona diyeceğiz ki sen münafıksın, sen hainsin.

Kudüs İslam’ın ve Müslümanların sembolü olduğu gibi, İslam âleminin içinde bulunduğu durumun da sembolüdür. İslam’ın ve Müslümanların içinde bulunduğu durumu öğrenmek isteyen Kudüs’e baksın. Ne zaman Kudüs özgür odmuşsa, İslam âlemi de özgür olmuş; ne zaman Kudüs esir olmuşsa İslam âlemi de esir olmuştur. Kudüs düştüğünde, topyekûn İslam âlemi düşmüş, Kudüs kalktığında topyekûn İslam âlemi kalkmıştır. İslam âlemi olarak özgürleşmemiz, özlediğimiz yarınlara ulaşabilmemiz, Kudüs’ün özgürleşmesiyle mümkündür.

Rabbim Kudüs’ün ve İslam âleminin özgürleştiği günleri görmeyi tez zamanda bizlere nasip etsin inşallah. Bir daha ki yazımızda buluşmak ümidiyle Allah’a emanet olun. Dualarınızda bizleri de unutmayın inşallah.

(Zafer Birikli - Hürseda)