Kral Henry, Anglikan kilisesi ve içimizdeki Henryler

02 Aralık 2016 Cuma, 10:07

İngiltere tarihinin en ilginç krallarından bir tanesi de Sekizinci Henry’dir. Henry’yi ilginç klan kadınlara olan aşırı düşkünlüğüdür. Kral Henry altı defa evlenmiştir.(Resmi nikâhlıları) Diyeceksiniz ki tarihte Kral Henry gibi çok evlilik yapan birçok kişiye rastlamak mümkün. Ama tarihte hiçbir kimse sevdiği kız için bir devletin dinini değiştirmemiştir.

Kral Sekizinci Henry, 1509’da 18 yaşında tahta çıkar. Daha önceki krallara göre Henry’nin şansı yaver gider. Çünkü babası Yedinci Henry, uzun süredir karışıklık içinde bulunan İngiltere’yi bu durumdan kurtarmıştı. Yedinci Henry, Lancaster ve York hanedanlarının 1455-1485 yılları arasındaki "Güller Savaşları"nı sona erdirerek, Tudor Hanedanı’nı kurmuştu. Dolayısıyla Sekizinci Henry tahta çıktığında herhangi bir karışıklıkla zaman ayırmak zorunda kalmaz. Bunun yerine O zamanını daha faydalı(!) olan bir işe, kadın işine, ayırır.

Sekizinci Henry’nin ilk evliliği, Avrupa’nın en güçlü devleti olan İspanya’nın desteğini kazanmak için yapılmış siyasi bir evlilikti. Kralın ilk eşi, ölen ağabeyi Arthur'un karısıdır. Kayınbiraderlerle, yengelerin evlenmesi yasak olduğundan bu evliliğin gerçekleşmesi için papadan özel izin alınması gereklidir. Papadan alınan özel izinle evlilik gerçekleşir. Ama bir sorun çıkar. Kralın zoraki evlendiği eşi, tahta çıkmak için erkek bir çocuk vermeyince, Kral yıllardır aşık olduğu, rüyalarının kadını, Anne Boleyn'le evlenmek ister. Kilise kurallarına göre bu evliliğin olması mümkün değildir. Çünkü Papalık tarafından kıyılan nikah, ömür boyu süren Katolik nikahıdır. Bu nikâhın bitirilip, boşanmanın gerçekleşebilmesi için ikinci kez papanın kapısı çalınır. Papa, boşanma için gerekli izni bir türlü vermez. Çünkü Kralın eşi Catherina, kutsal Roma Cermen İmparatoru Şarlken’in teyzesidir. 1527’de boşanma için papalığa başvuran sekizinci Henry, 6 yıl boyunca papanın iznini bekler. Ama beklediği izin bir türlü çıkmaz. 

Ortaçağ Avrupa’sında kralların üstünde bir güce sahip olan papa, Henry’i boşanma mahkemesine davet eder. Bu bardağı taşıran son damla olur. Henry, gitmeyi reddeder. Cambridge’li ilahiyatçı Thomas Cranmer, sorunun çözümü için, krala üniversitelerdeki ilahiyatçılara başvurmasını tavsiye eder. İngiltere `deki Oxford ve Cambridge’in ardından Sorbonne ve Bologna üniversiteleri, verdikleri kararla, kralın evliliğini geçersiz sayarlar. Kral, Papa ve Katolikliğe göre suç olmasına rağmen, resmi bir boşanma olmadan 25 Ocak 1533’te Anne Boleyn ile gizlice evlenir. Cantenbury Başpispokosu Cranmer`in kralın evliliğini 23 Mayıs 1533`te geçersiz ilan ettiğinde kral Anne Boleyn ile 4 aylık evliydi. Papa, bu gelişmeler üzerine kralı aforoz eder. Yani kralın, krallığının düşürülmesine karar verir. Eski nüfuzunu kaybeden papalığın bu kararına karşılık, İngiltere Parlamentosu, Katolik kilisesiyle tüm bağlarını koparıp yeni bir klişe kurar. Kurulan bu klişeye Anglikan klişesi adı verilir. Bu klişenin başına da kral getirilir. Katolik manastırları kapatılıp, mallarına el konulur. Roma’ya gönderilen paralar kralın hazinesine girer. Papa, sadece Roma piskoposu olarak kabul edilir. Papazlar krala bağlılık yemini edip, Katoliklikten vazgeçerler. Başbakan Thomas More gibi karşı çıkanlar olsa da öldürülürler. Sekizinci Henry için hikaye mutlu sonla biter. Henry, devletin dinini değiştirmek pahasına sevgilisi Anne Boleyn ile evlenip muradına erer.

İslam ümmeti içinde de Henry’ler hep var olmuştur. Bizim içimizdeki Henry’lerin, sekizinci Henry’den farkı, onların da baş olma sevdası uğruna, adını koymasalar da yeni dinler ihdas etmeleridir. İçimizdeki korkak Henry’ler, sekizinci Henry kadar cesur değillerdir. Sekizinci Henry’nin ne istediğini İngiltere’de bilmeyen yoktu. İçimizdeki Henrylerin ne istediğini en yakınlarındakiler dahi bilmemektedir. Kral Henry, sevgilisine ulaşmak için geliştirdiği yeni klişeye Anglikan klişesi adını vermiştir. İçimizdeki Henry’ler kendi kiliselerinin adını hiçbir zaman söylememişlerdir. Tek amaçları Anglikan kilisesine benzer bir kilise kurmak olmasına rağmen bunu hiçbir zaman dillendirmemişlerdir.

İslam toplumunda, İslam beldelerinde yaşayan içimizdeki Henryler, Müslüman tebanın güç ve imkanlarından yararlanmak için yaptıkları işin yeni bir klise değil yeni bir cami olduğuna halkı inandırmışlardır. Oysaki izledikleri yol ve yöntemin ne Kuran ne de sünnette bir benzeri yoktur. Bir savaş sırasında imam Ali'ye bir askeri bir soru sormak için gelir. İmam namaz kılmaktadır. Kıldığı namazın, her zaman kıldığı namazdan kıldığı namazdan hiçbir farkı yoktur. “Onlar namazlarında huşu içinde olanlardır”(Müminun 2) selam verdikten sonra gelen asker sorar “Ey imam, bu savaş esnasında namazınızı biraz daha seri kılsaydınız olmaz mıydı?” Evliya ve Salihlerin severi İmam şu sözleri söyler: "Biz bu savaşı bu namazı kılmak için yapıyoruz. Bu namazı kılmayacaksak bu savaşın ne anlamı vardır."

İçimizdeki Henry’ler yıllardır bir savaş vermektedirler. Verdikleri bu savaşın adı İslam’a davet ve O’na hizmet savaşıdır. Ama bu savaşta garip olan şey, İslam adına verdikleri bu savaşta İslam’ın olmayışıdır. İslamsız ve Muhammed (sav)’siz bir İslam.

İçimizdeki Henry’ler bu görevlerini o kadar başlarıyla yapmışlardır ki, onların gerçek yüzünü görmek neredeyse imkânsızdır. “Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin.”(münafikun 4) İçimizdeki Henrylerin bu özelliğinden dolayıdır ki, Kuranda onca Allah düşmanlarına rağmen sadece onlar için ”هُمُ الْعَدُوُّ“ yani, (Asıl) düşman onlardır denmiştir.

Kendi kiliselerini kurmak için Allah’ın ayetlerini, Peygamberin hadislerini işlevsiz bırakacak kadar pervasız olan içimizdeki Henrylerin İslam alemini ateşe vermelerine şaşırmamak lazım. Henrylerin baş olma sevdası, toplum düzeninde ve dinî hayatta tedavisi güç, derin yaralar açmıştır. Makam hırsıyla gözü dönen içimizdeki Henryler, yırtıcı bir hayvandan daha zararlı olabilmişlerdir. Tarihte de misallerine rastlanacağı gibi, bu açgözlü, makam, mevki, baş olma sevdalıları, bu amaç uğuruna Peygamber (as)’ın torunun kanını dökmekten çekinmemişlerdir. Peygamberin torunun katleden Henry Yezit “Emirel Müminin” yani müminlerin emiri, halifesi sıfatını kullanmıştır. O da İslam’a hizmet(!) için Peygamber (as)’ın torununu katletmiştir. Peygamber efendimiz (sav) onlar için  “Mala ve mevkie düşkün bir adamın dinine verdiği zarar, bir koyun sürüsünün içine salıverilmiş iki aç kurdun o sürüye verdiği zarardan daha büyüktür.” (Tirmizî, Zühd, 43) buyurmuştur.

Sarıklarının altında kippalarını, cübbelerinin altında haçlarını saklayan içimizdeki Henrylerin gerçek yüzlerini görmek istemeyip körü körüne kilise fedailiği yapan saf ve iyi niyetli Müslümanların oyunu görme vakitleri gelmiştir. Unutulmaması gerekir ki, bu dini gönderen Allah, bu dine hizmet noktasında izlenecek yol ve yöntemlerini de göndermiştir.  Bugün dönülmezse yarın çok geç olabilir.

Bizleri de dualarınızda unutmamanız dileğiyle…

(Zafer Birikli - Hürseda Haber)