Yusufilerle hasbihal

09 Ağustos 2017 Çarşamba, 00:41

Selam sizlere olsun! Hasretlerine duvarları, umutlarına bulutları katık kılan zindan bahadırlarına, Allah'a kulluğun zirvesinde, O'na Asker olma şerefiyle sabır dağlarının zirvesini mesken edinen siz Yusuflara selam olsun.

Muhaceret yurdundan, günah zindanından masumiyet zindanlarına selam olsun…

Yanınızda olup hepinize tek tek sarılmayı, ellerinizden sıkıp geçmişteki hatıralar hürmetine sizlerle kucaklaşmayı çok isterdim inanın. Sizleri, sizlerle olan hatıraları,  o görüş günü telaşını, yetim bayramları, hâsılı Yusufilere dair her şeyi özledim.

Kimine şehadet, kimine zindan, kimine ise muhaceretin düştüğü şu zalim dünya da herkes kısmetine düşeni yaşıyor.

Doğrusu size karşı çok mahçup durumdayız. Sizlere işkence edenler, sorgulayıp kaleminizi kıranlar da bu gün zindanlara düşmelerine rağmen sizler hala içerde, zindanlarda sabır çekmeye devam ediyorsunuz. Çok yazıp çizdik, çok bağırıp çağırdık ama sizin sesiniz olma adına maslahat duvarını bir türlü aşamadık.

Ha bir de iktidardakiler var değil mi? Bizzat en baştaki güç, sizlerin haksızlığa uğratıldığınızı, besleyip büyüttükleri canavarları tarafından haksızca mahkûm edildiğinizi açık açık söyledi, değil mi? Söyledi evet. Lafla peynir gemisinin yürümediğini hepimiz biliyoruz. Söyledi, Referandum bitti ve unuttu. Maslahat böyle bir şey işte…

Size yine en iyi bildiğiniz şey yani sabır düştü. Bir yanınız Yusufken bir yanınız ise Yakup olup, ‘Eşku bessi ve Huzni İlallahi' kelamıyla kuşandı.

Dile kolay, tam çeyrek asra ulaştı siz sabır kalesine surlar örmeye başlayalı. Amed'de başlayan sabır binası, Amed surlarını aşalı çok oldu. Ne iktidarlar gelip geçmedi(!) kimlere ne kapılar açıldı, kimlere neler verildi ve gel artık diye ne gözyaşları döküldü bu gün taşlananların hasretine… Ama sizi gördükleri, bildikleri hatta uğradığınız zulmü itiraf ettikleri halde kıllarını bile kıpırdatmadı zamanın muktedirleri.

Şehir şehir sizin ve ailelerinizin yaşadıkları sürgün zulmüne, hastalanınca sizlere yapılan katmerli zulümlere, domuzlar tarafından atılan iftiralara ve hepsinden de önemlisi tevekkül ve sabrınıza biz bu dünya da şahitlik ettik. Rabbim izin verirse huzur-u İlahide de bu şahitliğe hazırız.

Asıl benim merak ettiğim, hesap günü siz ve size zulmedenlerin karşılaşacağı sahne. Sizi zindanlara tıkanların, onları büyütüp besleyenlerin, onlara düşman oldukları halde, uğradığınız zulmü itiraf ettikleri halde ve izale etmeye güçleri olduğu halde bu zulmü izale etmeyen muktedirlerin sizin karşınızdaki halini merak ediyorum.

Ne cevap verecekler acaba size? Yetim büyüyen çocuklarınıza, hasretinizle ölen analarınıza, 30 yıl yolunuzu bekleyen iffet abidelerine ve dört duvarla kuşatılan gençlik yıllarınıza…?

Mahşer günü zalimlerin yakasına yapışacak o mübarek ellerinizden teker teker öpüyorum. Selametle…

(Doğruhaber)