
'Baba! Ben, Oğullarının Zekâtı Olayım'
17 Ocak 2000 yılında İstanbul Beykoz’da yapılan polis baskınıyla hayatını kaybeden Hüseyin Velioğlu’nun hayatını ve nasıl bir kişilik olduğunu ayrıca hakkında çıkan haberlerin aslını Ağabeyi Hayrettin Velioğlu ile konuştuk.Ağabey Velioğlu kardeşinin dinine bağlı, fedakâr, dünya malında gözü olmayan bir kişi olduğunu belirterek hayatını kaybettikten sonra çıkan haberlerin asılsız ve iftira olduğunu söyledi.
İSTESE RAHAT BİR HAYAT YAŞAYABİLİRDİ
Kardeşinin yetmişli yıllarda güneydoğulu olup da Ankara siyasal fakültesini okuyan nadir kişilerden olduğunu belirten Velioğlu, dünya menfaatini istemesi halinde lüks ve rahat bir hayat yaşayarak siyasete girebileceğini fakat dünya menfaati gözünde olmadığı için kendini İslam’i hizmete adadığını söyledi. Velioğlu "İslam tarihinde nice alimler, mücahidler kendilerini yüce dinimiz İslam’a feda etmişlerdir. Kardeşim Hüseyin de onlardan biridir" dedi.
İNSANLARI NAMAZA TEŞVİK EDERDİ
Hüseyin Velioğlu’nun akraba, çevre ilişkilerini de anlatan ağabey Velioğlu, "Ailesi ve akrabalarına bağlı ve sadıktı. Yakınları ile ilişkisi çok güzeldi. Onun insanlar ve akrabaları arasındaki ilişkisi İslami esas üzerineydi. Nerde bir dostunu, arkadaşını görse onunla ilgilenir ve dostluğunu yerine getirirdi. İslam’ı kendine dava edinen bir kişiden ne beklenir? Her zaman onunla dostluk kuranlara kâr sağlamıştır. Namaz kılmayan, sokaklarda boş boş gezen insanlarla ilgilenir ve namaza teşvik ederdi" dedi.
KÖY KÖY GEZERDİ
Kardeşinin genç yaşlarda bile boş durmayıp İslami tebliğ ile uğraştığını anlatan Velioğlu sözlerini şöyle sürdürdü: "Kardeşim köy köy dolaşıyor, hiç üşenmeden ziyaretlerde bulunuyordu. Hatta bir seferinde Diyarbakır’dan Batman’a kadar yürüyerek iki gün boyunca köy köy gezip İslam’i anlatmak ve görüşmek için âlimleri, şeyhleri salih insanları ziyaret ettiğine şahit oldum. Arabanın gitmediği köylere yürüyerek giderdi"
BEN YAPABİLDİĞİM KADARINI YAPARIM
Kardeşinin bu çalışmalarına karşılık bir gün babasının ona, "Oğlum, bu düşünceler seni aşar" demesi üzerine babasına şu cevabı verdiğini aktaran Ağabey Velioğlu şunları söyledi, "Küçük yaştayken bir gün babam ona, ‘Oğlum bu düşüncelerin senin gücünü aşıyor’ dedi. O da babama, ‘Ben bu davayı götüreceğim kadar ileriye götüreceğim. Peygamberin anlattıklarını ve İslam’ın emirlerini anlatacağım kadar anlatacağım. Ondan sonra daha başkaları bu yolu sürdürür. Muhakkak bu yolu sürdürecek bazıları olur’ dedi. Babam ise ‘siz daha gençsiniz, küçük bir iğneyle ile koca dağı delmeye çalışıyorsunuz. Gücünüz yetmez’ diyordu. O da babama, ‘Olsun ben iğneyle de olsa yapabildiğim kadar çalışacağım’ derdi"
BEN OĞULLARININ ZEKATI OLAYIM
Bu konuşmaları arasında Kardeşinin babasına verdiği şu cevabı hiç unutmadığını belirten Velioğlu unutamadığı o cümleyi şöyle anlattı: "Babamla aralarında bu konuşmalar geçerken kardeşim babama, ‘Baba sen çiftçi birisisin. Sen ürünün onda birini zekât olarak vermiyor musun? diye sordu. Babam da ‘evet, veriyorum’ karşılığını verince kardeşim de babama, ‘Ey baba öyleyse ben de senin oğulların arasında zekât olanı olayım" dedi. Öyle söyleyince babam da, ‘O halde yolun açık olsun. Allah seninle beraber olsun’ dedi."
1990’DAN SONRA HİÇ GÖRMEDİK
Hüseyin Velioğlu’nun 1986’dan sonra Batman’dan ayrıldığını ve Diyarbakır’a gittiğini ifade eden Ağabey Velioğlu, 1990’dan sonra kendisinden haber alamadıklarını kaydetti. 17 Ocak 2000 günü televizyonlarda çıkan haberler vesilesi ile son kez gördüklerini dile getiren Velioğlu, fotoğrafının yayınlanması üzerine kesin o olduğuna kanaat getirmek için İstanbul’a Çapa tıp fakültesine gittiğini anlattı. Velioğlu sonrasında yaşananları söyle ifade etti: "Dilekçe vererek morga gittik. Onu iyi tanırdım. Vücudunda olan bazı izlere baktım ve kardeşim olduğunu anladım. Teşhisten sonra İstanbul Fatih belediyesine giderek aynı gün Batman’da Karşıyaka mezarlığında gömmek için defin işlemlerini yaptım. Sonraki gün uçak bileti kesecektim. Fakat izin verilmedi. Uçak yok, kar yağıyor bahaneleri ile yaklaşık 13 gün beklettiler. Gayeleri kimsesizler mezarlığına defnetmekti. Hatta bana da dediler ki burada defin edelim sana yardımcı da oluruz"
"CENAZEYİ BATMAN’A GÖTÜRME" DEDİLER
"Polisler bana ‘Batman’a götürme, burada defnedelim’ dedilerse de kabul etmedim. Memleketimiz Batman’dır ve orada defnedilmesini istiyordum" diyen Ağabey Velioğlu sonrasını şu cümlelerle anlattı: "Bana dediler ki o, Hizbullah’ın lideridir. Eğer Batman’a giderse çok insan ölür. Ben dedim ki, cenazeyi Batman’a götürmeme müsaade edin. Ben bırakmam olay çıksın. Biz de istemeyiz olay çıksın. Cenazeyi vermeyeceklerini anlayınca dönemin Batman milletvekilini aradım. Yardımcı oldu ve cenazeyi Batman’a getirdik"
CENAZEDE BÜYÜK BİR KALABALIK VARDI
Cenazenin Batman’a götürülmesinin ardından büyük bir karabalık ile karşılandığını dile getiren Velioğlu, "Batman’da cenazeyi bekleyen kalabalık bir kitle vardı. Çok daha fazla kalabalık olacaktı; ama emniyet müdürlüğü Batman’a girişleri yasaklamıştı. Kimsenin Batman’a girmesine müsaade etmiyordu. Ancak ben onun yakınıyım deyip girenler hariç. Uçaktan indikten sonra havaalanından ters istikamete götürdüler. Köy’e defnedeceklerini sanmıştım ve karşı çıktım. Meğerse güvenlik açısından Karşıyaka mezarlığına farklı yoldan götürüyorlarmış. Hâsılıkelâm selametle getirip Karşıyaka mezarlığına Kalabalık bir kitle ile gömdük.
Onu seven binlerce insan ordaydı. En az bizim acımız kadar acısını hisseden binlerce kişi orda defne iştirak etti. Olayların çıkmaması için çok çaba sarf ettim. Gençler dolmuştu. Slogan falan atıyorlardı; fakat mümkün mertebe olay çıkmamasına gayret gösteriyordum. Ufak bir provoke ile birçok insan şehid olabilirdi. Polise atılacak en ufak bir tokatla etrafı çepeçevre tanklarla, zırhlı araçlarla kuşatmış emniyet güçleri silahlarla cevap verecekti. O nedenle olay çıkmamasına büyük gayret gösteriyordum" ifadelerini kullandı.
POLİSLER MEZARINI BOZUP, MEZAR TAŞINI KIRDILAR
Definden sonra hem ziyaret edenler için rahat olması hem de başka mezarlara zarar gelmemesi için mezarı geniş yaptıklarını, fakat polisler tarafından mezarının bozulup mezar taşının kırıldığını belirten Velioğlu, "Mezarlığını daha sonraları sırf ziyaret esnasında başka mezarlara basılmasın diye iki defa biraz büyüttük. Polisler de her seferinde mezarı bozuyorlardı. Ayrıca mezar taşını yaptıktan sonra yine iki kez mezar taşını kırdılar. Elle Velioğlu’nun vefatı diye yazmıştım. Herhalde ne yazdığımı anlamamışlar ki bir gün baktık mezar taşı kırılmış. Mezarını yeniledik. Zamanla mezarına bazı sevenleri şehid yazmıştı. Bir gün Tem polislerinden üç kişi gelip mezar taşının üzerinde şehid yazıldığı için mezar taşını kırdıklarını söylediler. Ben dedim ki haksızsınız biz yazmamışız başkaları yazmış. Buna rağmen sizin kırmanız doğru değil. Onlara dedim önceki sefer de siz kırmıştınız. Onlar yok dedilerse de konuşmalarından onların kırdığı çok açıktı" şeklinde konuştu.
SOYADIMIZI DEDEMİZİN İSMİNDEN ALDIK
Soy isimleriyle ilgili spekülasyonları da anlatan Velioğlu şunları aktardı: "Durmaz ailesi geniş bir aile olduğundan karışıklık olmasın diye soyadımızı 1975 yılında değiştirdik. Soyadımızı dedemizden aldık. Dedemizin ismi Veli idi. Dedemiz Rus savaşında şehid olmuştu. Onun hatırına soyadımızı onun ismiyle değiştirdik. İftira ve yalan söylemeye kimsenin hakkı yoktur. Allah’u Teâlâ öbür dünyada hesabını soracak. Ben de bu iftiralar nedeni ile onları telin ediyorum. Allah hakkımızı onlara bırakmasın".
KARDEŞİM HAKKINDA YAZILANLAR İFTİRADIR
Kardeşi hakkında çıkan haberlere de değinen Velioğlu, "Kardeşim aleyhinde yazılıp çizilenlerin hepsi yalandır, iftiradır. Birileri haksız yere size saldırsa ve size zulmetse sizin de buna sessiz kalmanız doğru olmaz. Bu durum imandandır. Zulme rıza zülümdür. Kardeşimin yaptığı da bunun ötesi değildir. Eminim ki o, haksızlıkla bir insanı incitmemiştir. Özellikle İslami cemaatler olarak bilinen bazı kesimler, gazete ve televizyonlarında eleştiride ve iftirada bulundu ki İslami kimliğe sahip bir şahsiyeti kötü gösterdiler. Onlar da biliyorlar ki bu iddia etikleri doğru değil. Ama maalesef sırf bölgedeki kardeşimin liderliğini yaptığı cemaatin varlıklarını hazmedemeyip onları karaladılar" dedi.

(DOĞRUHABER GAZETESİ)



Mavi Marmara iddianamesi tamamlanarak İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesine teslim edildi.
Aralarında; Anadolu Der Başkanı Yılmaz Geçer, Adana İhya Der Başkanı Ekrem Ertaş ve Adana Umut Der Başkanı Selahaddin Yeniay'ın da bulunduğu 33 tutuksuz sanığın yargılanmasına bu gün devam edildi.
'Ensar Kardeşlik Platformu' çevresinde örgütlendikleri ve 'El Kaide'ye üye oldukları' ileri sürülen 7 kişinin yargılanmasına başlandı.
TBMM Genel Kurulu'nda, Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı kabul edildi.
Akrabalarının düğününe katılmak üzere Kanada'dan Denizli'ye gelen Alancı ailesinin 1.5 yaşındaki ferdi, ağzına aldığı bir eriğin nefes borusuna kaçması sonucu hayatını kaybetti.
İHH İnsani Yardım Vakfı, Mavi Marmara saldırılarının ikinci yıldönümünde Taksim'de büyük bir yürüyüş gerçekleştirecek. 30 Mayıs akşamı tüm gemi katılımcılarının tekrar Mavi Marmara'da bir araya gelerek gemide sabahlayacakları belirtildi.
Başörtülü okumak isteyen kızına destek verdiği için ceza verilen Güllü Çevik'e bir destek de Mazlum-Der İstanbul şubesinden geldi. Yapılan açıklamada, verilen karar kınanarak "Ulus Devlet, bütün küstahlığı ile çocuklarımız, gençliğimiz, bilgilerimiz ve yaşantımız üzerindeki söz sahipliğinden vazgeçmiyor" denildi.
Tesettür Seferberliği Platformu (TESSEP) düzenlediği kitlesel basın açıklamasıyla Mustazaf Der'in yargı kararıyla kapatılmasını kınadı. Basın açıklamasında, Mustazaf Der'in küresel güçlerin oyunlarını bozduğu ve hesaplarını altüst ettiği vurgulandı.
Başbakan Erdoğan, Uludere'de operasyon emrini kendisinin verdiğine ilişkin iddiaları Pakistan'da yalanladı. Operasyondan önceden haberi olmadığını belirten Erdoğan, "biz yetkiyi vermişiz TSK da kullanmış. Hata da olabilir, hatayı da özrü de açıkladık" dedi.
Eğitim Bir Sen Hükümetle yapılan toplu görüşmelerde bir sonuç alınmaması üzerine yarın tüm Türkiye'de sevksiz iş bırakma eylemi yapacak
Türkiyede sistem korkusuna dayanan bir muhafazakarlık var.
Yazar Cevdet Kara, Mustazaflarla Dayanışma Derneği'nin kapatılmasını konu alan yazısının sonunda, "Mustazaflar üzülmesin… Elbet güneş yeniden doğacak… Çünkü Hak geldi batıl zail olacak…" şeklinde bitirdi.
Kros yarışmasında dereceye giren başörtülü öğrencinin ödülü verilmedi! Hatayı, kaymakam telafi etti.
Konya Büyükşehir Belediyesi ile Hazreti Mevlana'nın doğduğu şehir olan Afganistan'ın Belh Vilayeti Mezar-ı Şerif şehri arasında kardeşlik protokolü imzalandı.
İHH Ankara Yönetim Kurulu Üyesi Serkan Codal, “Başörtülü hanımların belli alanlara girememesinin hem de AK Parti Kadın Kolları tarafından hazırlanan böyle abes bir metinle legalleştirilmeye çalışmasını akıl iz’an almamaktadır” dedi.
Yaklaşık 30 polis tarafından darp edilen Mustazaf Der Osmaniye Şube Başkanı Abdulkadir Alakuş, yaşadığı olayı İLKHA'ya anlattı. Polisin terörist muamelesi yaparak kendilerine silah doğrulttuğunu, biber gazı sıkarak darp ettiğini ifade eden Alakuş, hem darp ettiklerini, hem de kendilerini temize çıkarmak için davacı olduklarını söyledi.
Marmara İnsani Hak ve Özgürlükler Platformu İstanbul'da yaptığı kitlesel basın açıklamasıyla Mustazaf-Der'ın kapatılması ve Gaziantep'te kızının başörtüsüyle okuması için mücadele eden Güllü Çevik'e ceza verilmesini kınadı.
Hatay'ın İskenderun ilçesine bağlı Karaağaç beldesinde serinlemek için denize giren Kur'an kursu öğrencilerinden 5'inin boğulduğu, 1'inin kaybolduğu bildirildi.
Mustazaflarla Dayanışma Derneği'nin (Mustazaf-Der) Yargıtay'ın aldığı karar sonucu kapatılması İzmir'de düzenlenen basın açıklamasıyla kınandı. Açıklamada Mustazaf-Der'in kapatılmasının gayri hukuki olduğu ve alınan bu kapatma kararının İslami STK'ların önünü kesmeye yönelik olduğu ifade edildi.
Hükümet ile memurun 21 gün süren zam pazarlığından sonuç çıkmayınca kamu çalışanları aldıkları kararla greve gittiler. Özgür Eğitim-Sen Diyarbakır Temsilciliği bir basın açıklaması yaparak, 3+3 zam teklifinin son derece ciddiyetten uzak olduğunu belirtti.
HSH- İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Uludere'de sınırı geçerken savaş uçaklarıyla vurularak katledilen ve kamuoyunda Uludere Katliamı olarak adlandırılan olayla ilgili tarihin kara sayfalarına yazılacak açıklamalarda bulundu.
Açlık grevi anlaşması sonucu tek kişilik hücreden koğuşa çıkarılan Muhammed Arman, ilk defa cuma namazı kıldı.
HSH- Lübnan İslami Direniş Hareketi Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah, türbe ziyareti için gittikleri Suriye'nin Halep kentinde kaçırılan 12 Lübnanlı haberinin ülkede gerginliğe sebep olması üzerine, halka itidal çağrısında bulundu.
Yaklaşık 30 polis tarafından darp edilen Mustazaf Der Osmaniye Şube Başkanı Abdulkadir Alakuş, yaşadığı olayı İLKHA'ya anlattı. Polisin terörist muamelesi yaparak kendilerine silah doğrulttuğunu, biber gazı sıkarak darp ettiğini ifade eden Alakuş, hem darp ettiklerini, hem de kendilerini temize çıkarmak için davacı olduklarını söyledi.

HSH- Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah'ın, şehid İmad Muğniye'nin şahadetinden birkaç ay sonra sivil kıyafetlerle şehidin mezarını ziyaret ettiği ortaya çıktı.

Hizbullah Genel Sekreteri Yardımcısı Şeyh Nuaym Kasım, Lübnan Müftüsü Muhammed Reşid Kabbani'yi arayarak, Nasrullah'ın Kuzey Lübnan'da şehid edilen iki alimle ilgili taziyelerini ilettiği öğrenildi.

HSH- Lübnan İslami Direniş Hareketi Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah, türbe ziyareti için gittikleri Suriye'nin Halep kentinde kaçırılan 12 Lübnanlı haberinin ülkede gerginliğe sebep olması üzerine, halka itidal çağrısında bulundu.
Açlık grevi anlaşması sonucu tek kişilik hücreden koğuşa çıkarılan Muhammed Arman, ilk defa cuma namazı kıldı.

Türkiye'nin, Alman Federal savcılığınca "terör örgütü" üyesi olmakla suçlanan Alman Müslüman Thomas U’yu önümüzdeki günlerde Almanya’ya iade edeceği bildirildi.




























.jpg)
























Ulusal Kanal'da Mustazaf-Der'in Kapatılması Sevinci
Muhteşem Mevlid Etkinliğinin Tüm Ayrıntıları...
Diyarbakır'daki Tarihi Etkinlik Görüntüleri (17) 