Erdoğan ile görüştükten sonra Trump’ın Suriye’de 200 asker bırakma kararı

04 Mart 2019 Pazartesi, 10:43

Erdoğan ile görüştükten sonra Trump’ın Suriye’de 200 asker bırakma kararı

Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından 200 askerin Suriye'nin kuzeydoğusunda kalacağına ilişkin ani kararını duyuran ABD Başkanı Donald Trump'ın bu hamlesi, Soçi'de gerçekleşen üçlü zirvede İran, Türkiye ve Rusya liderleri arasında varılan anlaşmalar ve mutabakatları geçersiz kılabilir.

 Geçtiğimiz hafta Perşembe akşamı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından 200 askerin Suriye'nin kuzeydoğusunda kalacağına ilişkin ani kararını duyuran ABD Başkanı Donald Trump'ın bu hamlesi, Soçi'de gerçekleşen üçlü zirvede İran, Türkiye ve Rusya liderleri arasında varılan anlaşmalar ve mutabakatları geçersiz kılabilir. Zirvede varılan anlaşmalardan en önemlisi, iki ülke sınırında tampon bölge oluşturmak yerine, 1988 yılında Türkiye ve Suriye arasında imzalanan Adana Anlaşması'nın hayata geçirilmesiydi. Bu sayede, hem Suriye topraklarının birliği, hem de Türkiye'nin ulusal güvenliğini koruma altına alınması hedefleniyordu.

Başkan Trump, Suriye'den tüm güçlerini geri çekme kararından dönmeyeceğini ifade ettiği sözlerini kendisi yalanladı. Zira Trump'ın, İran'ın en azılı düşmanı olan Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ve bazı askeri liderlerin baskıları ve isteklerine boyun eğdiği açık bir şekilde görünüyor. Hem Türk hem de Kürt müttefiklerini memnun etmek için gelen bu girişimin sonunda, ABD bu müttefiklerini kısmen hatta belki de tamamen kaybedebilir.

Amerikan güçleri IŞİD ile savaşmak ve onları Fırat'ın doğusunda yer alan başkentleri Rakka'dan çıkarma bahanesi altında 2000 asker ile Suriye'ye gitmişti. Bugün ise Başkan Trump, teröristlerin geri dönüşüne engel olmak ve oluşturacakları tehlikeleri azaltmanın yanı sıra, Suriye Demokratik Güçlerine koruma sağlamak için ve liderlerinin Kürtlerden ayrılma çağrısına cevap olarak, 200 askerin bölgede kalacağını söylüyor.

200 Amerikan askerinin Kürtler için koruma sağlamayacağı su götürmez bir gerçektir. Trump ve danışmanı Bolton'ın Suriye'nin kuzeydoğusunda kurmak istediği tampon bölge ve Trump'ın geri çekilen askeri güçlerinin yerine bin adet Avrupalı askerin gönderileceği iddiaları, büyük zorluklarla karşı karşıya kalacaktır. Çünkü Avrupa buna çok zayıf bir cevap verdi. Bu noktada ABD Başkanı Körfezli “normalleşme sevdalısı” müttefiklerine başvurabilir. Zira Körfez ülkeleri bu günlerde bu askeri boşluğun doldurulması ve giderleri karşılamak için fon sağlamaya yönelik ABD'nin hiçbir talebini reddetmiyor.

***

Bu satırları yazarken, Başkan Erdoğan ile birlikte Soçi zirvesine katılan Ruslar ve İranlıların, varılan anlaşmanın aksine Amerikalılar ile Suriye'nin kuzeydoğusu hakkında yeniden koordinasyon sağlayan Türkiye'nin yarattığı ani gelişmeler karşısındaki pozisyonlarını bilmiyoruz. Bahsi geçen anlaşmanın en önde gelen maddeleri, Heyet-i Tahrir eş-Şam'ın (Nusra) İdlib üzerindeki hakimiyetinin sona ermesi, Adana anlaşmasını hayata geçirmek için Türkiye ile Suriye arasında yeniden koordinasyon sağlanması ve Kürt, Arap veya yabancı tüm terör örgütü hareketlerinin ortadan kaldırılması maddeleriydi.

Tek bildiğimiz, Suriye'nin kuzeyinde tampon bölge oluşturulmasına karşı çıkan ve Suriye devletinin ülkenin egemenliğine tam olarak geri dönüşünün kaçınılmazlığını vurgulayan Vlademir Putin'in, Soçi'de Erdoğan ile yaptığı ikili görüşmede Adana Anlaşması'nın hayata geçirilmesini önerdiğidir. Bu öneri, Türk ve Suriyeli istihbarat organları arasında resmi iletişimin varlığından söz ederek bu anlaşmayı uygulamaya hazırlanan Tayyip Erdoğan'ın onayı ile pekişmişti. Bu durumda Türkiye'nin pozisyonu niçin birden bire değişti? Rusya'nın buna cevabı ne olacak?

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın, Türk mevkidaşının bu hamlesinden beş gün önce, Erdoğan'a karşı başlattığı benzeri görülmemiş şiddetli saldırı ve Erdoğan'ı Amerikalılara bağlılık ile suçlaması, Suriye liderliğinin Türkiye'nin bu pozisyon değişikliğini yapacağından önceden haberdar olduğunun sinyallerini veriyor. Sekiz yıl önce Suriye'de savaşın başlamasından bu yana krizi finanse eden ve silah desteği sağlayan Körfez ülkelerine benzer bir saldırıda bulunmayan Esad, ilk defa Türk mevkidaşına bu sertlikte saldırgan bir açıklamada bulundu.

Rus ve Suriyeli tarafların, Amerika'nın Fırat'ın doğusunda yer alan Suriye'nin büyük petrol ve gaz rezervi üzerine Arap ve Kürt aşiretlerinden oluşan bir “devletçik” kurma planından bahsetmeleri dikkat çekti.Suriye'nin kuzeydoğusunda 200 Amerikan askerinin kalması, Suriye'nin güneydoğusunda Ürdün-Irak-Suriye sınır üçgenindeki el-Tenef askeri kampında da yaklaşık aynı sayıda askerin kalması ile paralel olarak, Amerika'nın bu planları çerçevesinde mi geldi? Hedef, İran'ın Suriye ve Lübnan'daki müttefiklerine ulaşan kara ikmal yolunu kapatmaktır.

Kuşkusuz yaşanan gelişmeler, Suriye'nin bölüştürülmesi projesini gerçekleştirmek ve buradaki İran'ın varlığını yok etmek için Bolton tarafından yönetilen bir Amerikan girişimidir. Rejim değişikliğine hazırlık olarak İran'ı kuşatma planı çerçevesinde ilk adım olarak gelen ABD-İsrail çabaları, daha sonra Türkiye'yi bölme çabasına dönüşecektir.

***

Özetle, Başkan Erdoğan'ın Adana Anlaşmasını hayata geçirmek istemediği, çünkü Esad'a karşı kişisel bir nefret duyduğunu söyleyebiliriz. Çünkü bu anlaşmayı uygulamak, koordinasyon ve ilişkilerin yeniden kurulması anlamına geliyor. Bu durum Erdoğan'ın, Amerikalı müttefiklere dönüşünü ve Savunma Bakanı Hulusi Akar'ı Washington'a göndererek Trump ile temas kurmasını açıklıyor. Tüm bunlar, belki de ters etkiler doğuracak büyük bir risk taşıyor. En önemlisi Erdoğan'ın 3 buçuk milyon Suriyeli sığınmacıyı geri göndererek tampon bölgeye yerleştirme isteğinin tökezlemesidir. Çünkü bu adım, Amerikan güçlerinin kalma kararından sonra daha güçlü bir konumda olacak olan Kürtlerin onayını almayacaktır.

Trump, Suriye topraklarındaki ve Ortadoğu bölgesindeki tüm kartlarını geri çekti ve gerginliğin şiddetini arttırdı. Belki de bu sebepten dolayı İran Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri General Ali Şemhani, ülkesinin terörle mücadele için Suriye'de kalacağını, kırmızıçizgilerini korumak ve İsrail'in saldırılarına cevap vermek için yeni önlemler alındığını vurgulayan bir açıklama yaptı.

Soçi zirvesinde varılan anlaşmaların çöküşü doğrulanırsa, büyük Rusya–İran yakınlaşması adlı yeni bir aşamaya, İdlib'i geri almak için Suriye–Rusya saldırılarını başlangıcına ve sadece Suriye'de değil Irak'ta da ABD güçlerine karşı direnişe işaret edebilir… En doğrusunu Allah bilir.

Kaynak: Ray el-Yevm

Çeviri: Merve Soydaş