Trump'ın İran Pişmanlığı

14 Mayıs 2019 Salı, 10:45

ABD Başkanı İran'la telefon görüşmesi gerçekleştirmek için istekte bulundu; çünkü Trump tehdit yönteminin ve uçak gemisi ile Boeing B-52 bombardıman uçaklarının Fars Körfezi'ne sevk edilmesinin İranlıları korkutmayacağından emin oldu.  Bu nedenle İran'a karşı oluşturduğu yaptırım ağacından inmek için bir merdiven arıyor.

Arap dünyasının tanınmış analistlerinden olan Abdulbari Atvan, Ray el-Yevm gazetesindeki baş makalesinde şunları yazdı: 

Geçtiğimiz iki gün içinde ikinci kez, Amerikan Başkanı Donald Trump İranlı yetkililerden istekte bulunarak, müzakere masasına oturmaya davet etti. Amerikan CNN televizyon ağı, Beyaz Saray’ın, İran’ın ABD’deki çıkarlarını güvence altına alan İsviçre’ye özel telefon numarasını verdiğini ve böylece İranlıların isterlerse arayabileceğini açıkladı. Ancak, İsviçreli makamlar, İranlılar talep etmeyene kadar bu memuriyeti yerine getirmeyecekler.

Geçen Perşembe günü, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı basın konferansında İranlılara seslendi ve yeni bir nükleer anlaşmaya varmaları için müzakere masasına oturmalarını istedi. Trump, anlaşmanın adil olacağına iddia etti; ancak İranlıların sadece yapması gereken onunla bir telefon görüşmesi yapmak.

İranlı otoritelerin, Amerika Birleşik Devletleri'nin özel telefon numaralarını arayacaklarına ve onlarla bağlantıya geçmeleri konusunda istekli olduklarına ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani veya dışişleri bakanı Muhammed Cevad Zarif bir basın toplantısında Amerikanın diyalog çağrısını kabul etmek istediklerini ilan edeceklerine inanmıyoruz. Ancak bu iş basit bir delilden ötürü gerçekleşmiyor ve İranlıların bu alandaki net şartlarına bağlılığı iki şekilde özetlenebilir: Birincisi, ABD'nin ülkelerine karşı yaptırımlarının derhal kaldırılması ve ikincisi, ABD hükümetinin, ayrıldığı nükleer anlaşmaya geri dönmesi.

İranlılara yapılan bu çağrı, Trump'ın tehdit yönteminin ve uçak gemisi ile Boeing B-52 bombardıman uçaklarının Fars Körfezi'ne sevk edilmesinin İranlıları korkutmayacağına inanılmasından sonra yapıldı. Bu nedenle İran'a karşı oluşturduğu tehdit ağacından aşağı inmek için bir merdiven arıyor.

Özellikle Suudi Arabistan olmak üzere Fars Körfezi bölgesindeki Arap devletlerinden başka hiç kimse  Trump'ın tehditlerine teslim olmaz. Trump, Cuma günü son 10 gün içinde ikinci kez Suudi Arabistan'a serzenişte bulunarak, ABD'nin onları gerektiği gibi himaye ettiğini dile getirdi. Trump, Florida'daki taraftarlarına yaptığı konuşmada, "Suudi Arabistan gibi ülkeler çok zenginler ve paradan başka hiçbir şeyleri yok ve onları himaye ettiğimizin bedelini ödemek zorundalar." dedi.

İran liderleri Libya'nın başına gelenler de dahil olmak üzere, bu alandaki tüm dersleri öğrendiler. Libya, Amerika’nın vaatlerine güvenerek, nükleer ve kimyasal programlarını terk etti ve bu alandaki depolarını ABD hükümetine teslim etti. Bu güven, Libya’ya çok pahalıya mal oldu.

Trump, ticari işlemlerde uzmandır ve bu alandaki becerilerini uluslararası ilişkilerin yanı sıra bilgisiz olduğu politik alana da aktarmaya çalışmaktadır ve bir yenilgiden çıkıp başka bir yenilginin içine giriyor. Trump, İşadamı olduğu için İran’a karşı savaşa girmekten daha çok korkuyor ama korkulması gereken, Netanyahu, Bolton ve Kushner gibi üç siyonistin onu bu savaşa sürüklemesidir. Çünkü bölgedeki liderliklerini empoze etmeye çalışmanın yanı sıra, planlarını uygulamak ve savaşlarına sokmak için Trump'dan daha iyi bir cumhurbaşkanı bilmiyorlar.

İran'ın bu şantajlara ve ABD'nin tehditlerine teslim olacağına inanmıyoruz. Yaptırımların tamamen kaldırılması, Trump hükümetinin nükleer anlaşmaya geri dönmesi durumunda, belki herhangi bir müzakereye geri dönmek için taahhütlerine tamamen bağlı kalacaktır. Aksi takdirde, mümkün olan en yüksek oranda uranyum zenginleştirmeye dönmesi mümkün. Amerikan saldırganlığına karşı koymak için; Amerikan üslerinin, uçak gemilerinin ve gemilerinin bombalanmasının yanı sıra Hürmüz ve Bab'ul Mendep Boğazı'nı mayınlaması ve böyle bir gün için hazırladığı füze cephanelerinin açılması gibi elinde her ne bulunuyorsa kullanacaktır.

Irak'ta, hepsi Haşdi Şabi kuvvetlerinin menzilinde olan yaklaşık 6.000 Amerikan askeri var. ABD aynı zamanda Fırat'ın doğusunda aynı kaderi paylaşan  2.000 asker konuşlandırdı. Lakin, Hizbullah ve İslami Cihad’ın İsrail’e karşı füzeleri yeterli olacaktır. (Ray el-Yevm)