Tüm yollar Pekin'e mi çıkıyor? (1)

05 Şubat 2018 Pazartesi, 11:48

İngiltere Başbakanı Theresa May ülkesinin 50 zenginiyle Çin'i ziyaret etti, ‘Bir Kuşak Bir Yol' projesinin iki aktif programcısı bir araya geldi. Dünya ekonomisinde önemli bir yer edinen Çin, 21 yüzyılda da İngiltere'nin iştahını kabartmaktadır.

İki ülke arasında 9 Milyar sterlinlik anlaşma imzalandı. İthalatta aşırı temkinli ihracatta ise oldukça cömert bir politika yürütmektedir. Çin dış politikada ekonomik olarak yayılmacı iç politikada ise daha çok Uygur Müslümanlarına yaptığı zulüm ve kültürel asimilasyon politikasıyla gündeme gelmektedir.

‘Satılan her şeyi al' yaklaşımıyla Avrupa'da dev yatırımlar yapmakta, devlet tahvillerini elinde toplamaktadır. Almanya'nın ileri teknolojisine ve Avrupa'nın enerji şirketlerine özel bir ilgi göstermesi ‘ Bir Kuşak Bir Yol' projesine hazırlıktır. Kendi teknolojisini Alman teknolojisi ve markasıyla pazarlamak, devasa enerji ihtiyacını da enerji şirketleri üzerinden kapatmak, tarım ve maden ihtiyacını ise Afrika ile karşılamaya çalışmaktadır.

İhracat ve ithalat kavramlarını değiştirecek bir politika yürütmektedir. Pekin'den Londra'ya kendi teknolojisini demiryolu ve deniz yoluyla ulaştırmak masraflı olacaktır fakat güzergâh üzerinde ele geçirdiği marka şirketlerle ihracatını gerçekleştirmeye çalışacaktır. Örneğin Almanya'da tamamını satın almaya çalıştığı sanayi robotu imalatçısı ‘Kuka' ile Avrupa'nın robot ihtiyacını Almanya'dan karşılamaya çalışacaktır.

Çin'in, Afrika'da ekonomik yatırımlara ağırlık vermesi, kendisine birçok alan açmıştır. Afrika ile yaptığı ticaret hacmi 300 milyar doları aşmış durumda, Afrika'nın her karışına ilgi göstererek 52 büyükelçilik açmıştır. (Türkiye'nin Afrika'da büyükelçi sayısı 39'a ulaşmış ticaret hacmi ise 2019'da 50 milyar dolar hedeflenmiştir.) Enerji, maden ve satın aldığı tarım arazileri ile Afrika'da en etkili küresel güç olmuştur. Demiryolu projesine Afrika'da da önem vermekte, Tanzanya'dan Cibuti'ye Afrika Boynuzu ülkelerini birbirine bağlayacak demir yolu projesi Pekin-Londra İpek Yoluna ilavelerdir. Ekonomi kadar güvenlikte önemli ve taşınacak enerji, maden ve tarım ürünlerini güvenli bir şekilde Pekin'e oluşturmak gerekiyor; 800 trilyon dolar ticaret ve enerji geçişi olan Babul Manbed Boğazını kontrol altında tutup güvenliği sağlamak için Cibuti'de, ABD üssünün hemen yanında 10 bin kişilik askeri üs kurdu ve Afrika ülkelerinde de asker bulundurmaya başlamıştır.

Aden körfezinde yerleştirdiği askerlere ilave olarak Pakistan Gwadar Limanına üs yapmakla birlikte nükleer denizaltı yerleştiriyor. Hem Sincan'dan Gwadar'a kadar uzanan Çin-Pakistan Ekonomik İşbirliğinin temelini oluşturan demiryolunun güvenliğini sağlamış olacak ve hem de güvenlik tehlikesi olan, ABD'nin zaman zaman tacizine maruz kalan ve Ortadoğu'ya ulaşmak için Çin'e tek geçiş olan Malaka Boğazına ihtiyacı aza indirecektir. Hindistan'ın Çin ve Pakistan ile olan husumeti kendisine pahalıya mal olup yalnızlaştıracaktır. Çin'in, Hindistan ve Rusya'yla yaşadığı tarihsel toprak anlaşmazlıklarını hatırlatmakta fayda var.

Çin'in dünya çapında yaptığı yatırımlar, ülke ekonomilerinde önemli yer edinmektedir. Afrika, Avrupa, Asya ve Güney Amerika'da yıllardır süren ve ekonomik olarak önemli bir konumu elde etmiş durumdadır. Batının çevreleme politikasıyla etrafını kuşattığını sandığı Çin, dört kıtada Amerika'ya alan bırakmamıştır. Çin, Güney Amerika'da ABD ile kan davalı olan ülkelerde ekonomide etkindir. Yatırım, ticaret ve borç para vermede Çin oldukça cömert davranmaktadır. Brezilya'da yatırımcı, Küba'da işletmeci, Venezüela'da kredi finansmanı ve enerjiye doyumsuz davranmaktadır.

Tüm ekonomik hamlelerinde sessiz ve gölge bir politika izlemektedir. ABD ile karşı karşıya gelmemeye özen göstermektedir fakat artık mızrak çuvala sığmamaktadır. İpek Yolu Projesiyle ipler kopacaktır.

Tüm yollar artık Pekin'e çıkıyor.

Çin'in ekonomik yayılmacılığı, siyasi ve kültürel yayılmacılığa dönüşür mü? Sorusu ise şu an sadece akıllarda dolaşıyor, dile düşmüş değil.

(Doğruhaber)