Sözün Özü Güzellik Arayışında Hakikat

19 Kasım 2018 Pazartesi, 11:16

Arayışın kendisi bir arayıştır. Bir yola girme ve bir yolu sürdürme çabası. Hayat yolculuğunun karmaşıklığı insanın türlü nedenlerle farklı yollara yönelmesine neden olabilir. Hakikat çizgisini ilke edinenlerin tutturduğu, ısrar ettiği yol, insanı kendi özüne vardırır. Hakikate ulaşmanın ve varmanın biricik tercihi.

İnsan, ilkeleriyle var ve ayakta durur. İlkesizlik insanı savurur. Hakikatin özünden uzaklaştırır. Bize gösterilen, önerilen yolu Peygamberimiz’in aracılık ettiği Kur’an ile bir yön tayininde bulunuruz. Hakikatin kendi varlığı içindeki varlığa erme çabası ile.

İnsanın insana değer verdiği, öncelediği, insanı kendine yol arkadaşı edineceği gerçeğini yadsımadan. Bir insanı insanlıktan çıkaran davranışlar zulümdür. İnsanın kendi kendisine olan zulmü. Hakikat dışılık. Kendi beni etrafında kurduğu ve kendinden başkasını görmediğinin zulmü. Onun için bütün araçlar birer nesnedir. Zulmün kendisinde bir nesneye dönüşür ve onun parçası hâline gelinmiş olur.

Zor olan, insanın İlâhi bir soluğu ruhunda duyuşu, bunu hayatına özümseyişi ve bundan yola çıkarak hakikat üzere yaşayışıdır.

Rezzak olan Allah’tır. Verici ve besleyicidir. İnsan yeryüzünde onun arayışındadır ve yaşaması için bu, zorunludur. Arayış, yolun başındaki ilk çıkış. Rezzak’ın rızkından payını arayan insan beslenmesini hem bedenî hem ruhî oluşu için yapar. İlk doğuş anı ile alınan yolculuk sürecindeki aşamalar beslenmeyle ilgili.

Şeytan insanın yol aldatıcısı, benine yenik, gururunu ve kibrinin tuzağına düşürücüsü. Ondan da bir zulüm putu oluşturucu olur. Ve o sadece bir nedendir. Şeytan bir neden ve bir araç. Bu araca ve tuzağa kapılanlar yakalarını ondan kurtarmadıkça kurtuluşa eremezler. Şeytanın kötü birer oyuncağı olurlar.

Hakikat arayışında insan asla doğrudan, iyiden ve güzelden ayrılamaz. Kendini küçük oyunların ve çıkarların oyuncağı hâline getiremez. Dünya mülk ve saltanatı da insan için bir sınanma nedeni. Kendini yoklayışın aracı. Çıkarın tuzağını bir amaç olarak görenler uçuruma doğru bir yoluculuğa çıkarlar. Farkında olurlar ya da olmazlar, sonuçları ve vardıkları, varacakları yer önemli.

İşin zorluğu, bilinci ve varlığı kendine ilke edinenlerin göze alacakları yaşama zorlukları ve çileleridir. Yaşama aşkı, bilinci insanı güzellikler yolculuğunda heyecanlı ve var kılar. Bu aşk hâlidir. Coşkunluk ise vecd hâli.

Kendi kendimizle bir oyun içinde değiliz. Hayatın güzelliklerindeki özlü yolculukta zaman geçirme üslubu. Hayatın güzellikleri insanı insan yerine koyma bilinci. Onun varlık nedeninin bilincinde birbirine eşlik etme sevgi bağı.

Biz, dünyayı kendine mülk edinmiş sultanlar karşısında boyun eğmeye kendimizi adarsak kendimize ve geleceğimize zulmetmiş oluruz. Hakikat çizgisinden zerre sapmadan, dünyalığımızı, nefsimizin sınırlarında yeteri kadarıyla edineceklerimizle yetinmekle yükümlüyüz. Aşkımız, dünyalık göbeği şişirme olmamalı. Bunlar geçici yükler. Hakikat çizgisinde obez olunamaz. Doyumsuzluğun sınırı olmaz. Kara toprak nasıl beslenmesi için sürekli yağmura, kara gereksinim duyuyorsa onda her şey bir ölçü ile o zaman doğa da normal yaşayışında olur. Fazlalıklar felâketlere neden.

Hakikatten zerre sapışlar ilerleyerek, zamanla açık ara uzaklaşmalara götürür. Bunun bir sınırı olmaz.

Bu yüzyılın insanı aldanışlar içinde. Renk ve tonlarıyla hakikat çizgisinde görünme onu gerçeğe götürmez. Özü ve ruhuyla orada olmayı gerektirir. Allah’ın zerre miktarı uyarısı bir ölçü. Zerreler bütüne doğru gittikçe bir azmana dönüşür. Günahlar, yanlışlar, çirkinlikler, zulümler insanı putataparlıklara sürükler. Putlar sadece somut olan nesnelerle sınırlı görülemez. İnsan nefsi, gururu, kibri putlaşmaya neden. Dünya tamahının sonsuzluğu da. (Milli Gazete)