Katar'dan sonra OPEC’in ve petrol'ün geleceği ne olacak?

Katar'dan sonra OPEC’in ve petrol'ün geleceği ne olacak?

Katar Ocak 2019’dan itibaren Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nden (OPEC) ayrılma kararını, OPEC üyeleri ile birlikte Rusya, Azerbaycan, Kazakistan ve Meksika’nın oluşturduğu “OPEC+”nın 6-7 Aralık tarihlerinde Viyana’da gerçekleştirilecek toplantısı öncesinde açıkladı.

Katar Enerji Bakanı El Saabi, Katar’ın OPEC’in kuruluşundan bir yıl sonra, 1961’de katıldığı örgütten çıkış kararının ekonomik; ülkenin küçük bir oyuncu olduğu petrol piyasasına, OPEC içinde kalarak kaynak ve zaman harcamamasının stratejik bir tercih olduğunu belirtti.

Toplam OPEC üretiminin yüzde 2’sinden az olan petrol üretimine karşılık, Katar dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatçısı konumunda yer alıyor. Katar’ın küresel enerji piyasasındaki önemi, petrolden değil LNG arz gücünden kaynaklanıyor. Ülke, LNG ihracatını bugünkü 77 milyon ton seviyesinden 5 yıl içinde 110 milyon tona çıkarmak istiyor.

Her ne kadar Katar yönetimi çıkış kararının tamamen ekonomik olduğunu belirtmiş olsa da, OPEC’in lideri konumundaki Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) 2017’den bu yana ülkeye uyguladığı ticari ve diplomatik ambargonun bu kararın alınmasında etkili olduğunu söylemek mümkün. 2017’den itibaren Körfez ülkelerinin OPEC toplantıları öncesi gerçekleşen buluşmalarında Katar dışarıda bırakılmış, OPEC içindeki etkinliği önemli ölçüde azalmıştı.

Katar’ın OPEC’den ayrılma kararının bir diğer nedeni olaraksa, örgütün küresel petrol piyasasındaki değişimler sonucunda değişen rolü ve azalan etkisi gösterilebilir. OPEC petrol piyasasındaki geleneksel rölünü son dönemde Rusya ve ABD’yle paylaşmak zorunda kaldı. Son 10 yılda, kaya petrolü (shale oil) teknolojisinin gelişimi ABD’yi dünyanın en önemli petrol üreticisi ve ihracatçılarindan biri konumuna getirdi. ABD’nin yanı sıra, 2017’de Sovyet dönemi sonrasının en yüksek ham petrol üretim miktarına ulaşan Rusya, küresel petrol piyasasının güç merkezini Ortadoğu’dan kaydırdı. OPEC, piyasa üzerinde geçmişteki tekel özelliğini kaybetti. Örgüt artık küresel piyasayı etkilemek için Rusya veya ABD ile anlaşmak zorunda.

Özellikle son dönemde Rusya’nın Suudi Arabistan’la anlaşarak aldığı kararlar, OPEC’in geleneksel karar alma yapısını bozmuş, örgüt içindeki küçük üreticilerin karar alma mekanizmalarındaki etkinliğini de önemli ölçüde azalttı. Özellikle ABD’nin İran yaptırımlarından sonra üretim artırımıyla ilgili alınan kararın üyelerin ortak iradesini yansıtmaması, Katar ve İran gibi üyelerde hoşnutsuzluk yaratmıştı. Katar’ın doğalgaz üretimindeki önemli ortaklarından olan İran’ın OPEC temsilcisi Hüseyin Kazempour Ardebili de, Katar’in örgütten ayrılmasını bu hoşnutsuzluğun “su yüzüne çıkması”’ olarak yorumladı.

Etkisi sınırlı kalacak ayrılık kararı sembolik açıdan önem taşıyor

OPEC içindeki diğer küçük üreticilerin Katar’ın yolunu izlemesiyse, bu aşamada oldukça güç görünüyor. Katar’ın doğalgaz kaynakları sayesinde sahip olduğu uluslararası etkiye ve ekonomik güce sahip olmayan ülkelerin, karar alma mekanizmalarındaki etkinlikleri azalsa da OPEC şemsiyesi altında kalmaya devam edecekleri öngörülebilir.

Arz yönünden bakıldığında OPEC üretiminin yüzde 2’den az bölümünü üreten Katar’ın örgütten çıkma kararının piyasalar üzerindeki etkisi oldukça sınırlı olacaktır. Bununla beraber, 60 yıla yakın süredir bir Körfez ülkesinin ilk defa OPEC’den ayrılması sembolik olarak önemli bir etki yaratacaktır. OPEC petrol ihracatı anlaşmaları dışında, bölge ülkeleri için bir diyalog zemini sunma özelliği de taşıyordu. İran-Irak Savaşı sırasında, daha sonra Irak’ın Kuveyt’i işgalinde bile OPEC, tüm tarafların masada kaldığı bir platform olmuştu. Bu açıdan bakıldığında Katar’ın bu kararıyla, Körfez ülkeleriyle arasındaki diyalog zeminini kaldırarak, dış politikada olduğu gibi petrol politikasında da Körfez komşularından bağımsız hareket edeceği söylenebilir.

Uluslararası arenada LNG ihracat kapasitesiyle önemli bir etkinliği olan Katar’ın Rusya ve Suudi Arabistan’in liderlik ettiği, kendi etkisinin ise azaldığı “yeni” OPEC içinde yer alma ihtiyacının da kalmadığı düşünülebilir.

Viyana OPEC+ Toplantısı ve Petrol Fiyatları Öngörüsü

6-7 Aralık tarihlerinde Avusturya’nın başkenti Viyana’da gerçekleştirilecek OPEC + toplantısında, örgütün 2019 için üretim politikaları belirlenecek. Toplantının ana gündeminin, üretimin kesilerek petrol fiyatlarını artırma, en azından fiyatların daha fazla düşmesinin engellenmesi konusunda anlaşma arayışı olması bekleniyor.

Örgütten ayrılık kararına rağmen, Katar yönetimi de toplantıya katılacağını ve 2019 için toplantıdan çıkacak ortak karara uyacağını açıkladı. Piyasa toplantıdan üretim kesintisi kararının çıkmasına kesin gözüyle bakıyor. Tartışmanın merkezini ise, kesintinin miktarı ve üyelerin kesinti hacmini nasıl paylaşacaklari başlıkları oluşturuyor.

Yüksek petrol fiyatlarının, ABD ve akaryakıt fiyatlarının yükselmesiyle başlayan ‘’Sarı Yelekliler’’in talepleri doğrultusunda zamları askıya alan Fransa’yı memnun etmeyeceği gözönünde bulundurulursa, OPEC’in üretim kesintisi kararı piyasa şartlarına bağlı olduğu kadar siyasal dengelere de bağlı olacak. Suudi Arabistan ve Rusya liderliğindeki ülkeler ekonomik nedenlerle üye ülkelerin istediği kesinti miktarı ile özellikle ABD ve Fransa’daki akaryakıt fiyatlarını olumsuz yönde etkilemeyecek bir denge arayışına girecek.

ABD ve Çin, Buenos Aires’teki G-20 zirvesinde, 90 gün boyunca birbirlerinin ürünlerine ek vergi konmaması yönünde anlaşmaya vardı. Uzmanlar tarafından “’ticari ateşkes” olarak tanımlanan anlaşma, petrol piyasası tarafından küresel talebin artacağına yoruldu ve Brent petrolün fiyatı, hafta başında 60 doları aştı .

ABD ve Çin’in anlaşmasına ek olarak, yine G-20’de Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in samimi görüntüleri de, petrol piyasalarına iki ülkenin Viyana’da gerçekleşecek OPEC+ toplantısında üretim kesintisi konusunda anlaşacakları mesajını verdi. Yeterli oranda olacak kesintinin (piyasanın beklentisi günlük 1 – 1.4 milyon varil arasında), anlaşmanın detaylarının açıklanmasıyla beraber fiyatları 2019 Ocak başında 65-70 dolar arasına taşıması bekleniyor.

2014’te olduğu gibi, piyasanın beklentisine karşı anlaşmanın gerçekleşmemesi veya detaylarının piyasayı tatmin etmemesi halinde ise petrol fiyatlarının, oluşacak panikle birlikte (5-10 dolar arasında) düşeceği söylenebilir. OPEC’in, dolayısıyla Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin petrol piyasaları üzerindeki geçmiş etkisini Rusya ve ABD’yle paylaştığı, çok kutuplu bir petrol piyasası dönemine geçildi. (Medyascope.tv)