Türkiye'de Faizlerin düşmesi mümkün olabilir mi?

Türkiye'de Faizlerin düşmesi mümkün olabilir mi?

İzmir’de iş dünyasının temsilcileriyle bir araya gelen Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, ekonomide toparlanmanın hızlı bir şekilde devam ettiğini belirterek, faizlerin daha da düşeceğini söyledi.

İzmir’de iş dünyasının temsilcileriyle bir araya gelen Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, ekonomide toparlanmanın hızlı bir şekilde devam ettiğini belirterek, faizlerin daha da düşeceğini söyledi. Albayrak, “Faizler daha düşecek mi, daha yeni başladı. İyi, çok iyi ama yeterli değil. İş dünyası için faizlerin daha çok düşmesi lazım. Sadece kamu bankalarımız değil özel bankalarda da gerek mevduat gerek kredi faizlerindeki düşme sürecini takip ediyorsunuz. Ama daha durun yeni başladı.” diye konuştu.

Bankaların ve reel sektörün likiditeye erişimi için tüm imkanları seferber ettiklerini dile getiren Albayrak konuşmasında, "Ocak ayı kredi kanallarının, yapılanmaların artık yavaş yavaş hareketlenmeye başladığı bir ay olurken şubat ve martta bu sürecin daha da ilerlediğini çok net göreceğiz. İkinci çeyrekle birlikte, nisan ayıyla birlikte birçok alanda rahatlamanın çok daha güçlü hissedildiğini, özellikle enflasyonun baz etkisiyle birlikte, enflasyonun çok daha hızlı ve güçlü düşmesi ve bununla faizlerin de çok daha hızlı ve sert düştüğünü göreceğiz.” dedi.

“Türbülansı geride bıraktık”

Albayrak, "Ocak ayı sonu itibarıyla 12 aylık cari denge rakamları, cari açık rakamları belki de 20 milyar doların altına düşecek. Türkiye, cari açıktan cari fazlaya geçiş dönemine hızla yol alıyor" diye konuştu.

Geçen yılın ağustos ayından bu yana yaşanan finansal dalgalanmaların ekonomiye olan etkilerini en aza indirmek adına çok güçlü bir duruş sergilediklerini vurgulayan Albayrak, "Ekonominin her alanında tüm kurumlarımız ile güçlü bir koordinasyon içerisinde girdiğimiz mücadelede kimsenin tahmin dahi edemediği bir süreçte bu türbülansı geride bıraktık. Ancak ekonomide yerinde ve kararlılıkla sürdürdüğümüz politikalar ve önümüzdeki dönemde atacağımız adımlarla yaşanan ekonomik sıkıntıların program dönemi içerisinde, hatta ve hatta daha da önce aşılacağına olan inancımız tamdır.” İfadelerini kullandı.

Tüm göstergelerde iyileşme

Bakan Albayrak, "Sadece ağustos ayından bugüne kadar kurda yaklaşık yüzde 30'a yakın iyileşme yaşadık. Türk lirası, dünyadaki bütün gelişmekte olan ülkelere kıyasla en yüksek pozitif performans gösteren para birimi oldu. Risk primimiz, 570 puanlara çıkmıştı, bugün geldiğimiz noktada 300'ün altını gördük. 2 yıl vadeli devlet tahvil faizleri, piyasa 950 baz puan, yaklaşık yüzde 10'luk düşüş gösterdi. 5 yıl vadeli devlet kağıtları bin 200 puan, yaklaşık yüzde 12'lik düşüş gösterdi. 10 yıl vadeli devlet tahvilleri 23-24'lerden 14'lere indi, 13'leri gördü. Şu anda 13-14 sınırında gidiyor geliyor. Yaklaşık yüzde 10'a yakın düşüş gösterdi." diye konuştu.

“Büyük bir tsunami yaşadık”

Bakan Albayrak’ın açıklamalarını VOA Türkçe’ye değerlendiren İzmir Ekonomi Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Küçüközmen, Eylül 2018’de Merkez Bankası’nın yüzde 6,25’lik faiz artırımına gittiğini hatırlattı. Küçüközmen, “O dönemde yabancı yatırımcılar faiz indirimi için Nisan ayını işaret etmişlerdi. Sanırım o noktaya doğru gidiyoruz. O zaman hem seçim sonuçları netleşmiş olacak hem de alınan önlemlerin meyveleri alınmaya başlayacak. Ancak biz o kadar büyük bir tsunami yaşadık ki sular maalesef yavaş yavaş çekiliyor. Sular çekildikçe yaşanan zarar da görülüyor. Bundan sonra hükümetin gündeminde yapısal reformlar olacaktır, bunun sinyalleri veriliyor. Ancak sorunun kısa sürede çözülebileceğini söylemek pek mümkün değil.” değerlendirmesini yaptı.

“Likiditenin nereye gideceği denetlenmeli”

Türkiye’nin ciddi bir dış borcu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Küçüközmen, üretimden başka bir şans olmadığını kaydetti. Küçüközmen, “Yaşanan şoktan dolayı üretim çok ciddi yara almış durumda. Şu an için alınan önlemler gerekli ama yeterli değil. Sıkıntıların seçim öncesi yaşanması uzun vadeli ve kalıcı önlemlerin alınmasına, kemer sıkmaya yönelik önlemlerin alınmasına uygun bir ortam sağlamıyor. Köprüler, otoyollar gibi bazı garantilerin verildiği yatırımlardan kaynaklanan kara deliklerin kapatılması da hukuki nedenlerle söz konusu olamıyor. İşin pozitif tarafına baktığımızda ise özellikle turizmde bu yıl önemli bir gelir artışı bekleniyor.” dedi.

Küçüközmen piyasaya sağlanacak likiditenin yatırıma yönelmesi için mutlaka devlet tarafından kontrol edilmesi gerektiği uyarısında da bulundu ve “Sağlanacak likiditenin birikmiş borçlara gitmesi, dövize yönelmesi gibi riskler de söz konusu.” dedi.

“Şu anki faizler normal değil”

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Atilla Acar da, yüzde 20’lerde seyreden faiz oranlarının Türkiye ekonomisi açısından normal olmadığını söyledi. VOA Türkçe’nin sorularını cevaplayan Acar, Merkez Bankası’nın daha önce müdahale etmesi halinde ağustos ayındaki yüzde 6,25 gibi yüksek bir faiz artırımına gitmek zorunda kalmayacağını ifade etti. Acar, “Beş, on yıllık tahvillerde şu anda yüzde 14-16 faiz oranları konuşuluyor. Bu oran bile yüksek. Ben şimdi Merkez Bankası’nın temkinli bir şekilde faizleri geri çekmesini bekliyorum. Yılsonuna kadar 200 baz puan düşebileceğini tahmin ediyorum.” dedi.

“Hasta tamamen iyileşmedi”

Berat Albayrak’ın “türbülansı atlattık” ifadesini fazla iyimser bulan Acar, “Ekonomide bir düzelme var. Ancak faiz ve enflasyon rakamları düşmeden bunu söylemek biraz erkenci bir tavır olur. Türkiye acil servise gelmiş bir hasta gibiydi. Ateşi düşürüldü, kanaması durduruldu, ağrısı kesildi. Ama bu hastanın tamamen iyileştiği anlamına gelmez. Türkiye’nin jeopolitik riskleri ve uluslararası yatırım ortamı da önemli. Amerika’nın faiz artırımından vazgeçeceği yönündeki haberler bizim için olumlu. Ancak Venezuela krizi petrol fiyatlarını artırabilir.” Diye konuştu.

Prof. Dr. Acar hükümetin 2018’de yaşananlardan ders alarak yerel seçimler sonrasında daha dikkatli, daha temkinli ve üretici yanlısı politikalar izleyeceği öngörüsünde bulundu: ve “Hükümetin teşviklerle, kredilerle, arazi tahsisleriyle belki ucuz yakıtla üretime daha ciddi eğileceğini düşünüyorum.” dedi. (VOA)