Kalbin aklı

07 Aralık 2018 Cuma, 16:07

İrlandalı şarkıcı Sinead O’Connor Müslüman olduğunu Tvitter üzerinden yaptığı şu ifadelerle duyurdu: “Müslüman olduğum için gurur duyuyorum. Bu her akıllı ilahiyatçının doğal olarak varacağı bir sonuç. Tüm kutsal kitaplar bizi İslam’a götürüyor…” İslam’a sonradan tabi olan kişilerin açıklamalarından da anlaşılacağı üzere kalbin aklı ile maddi akıl aynı değildir. Onlar yaşamlarının bir döneminde kalbin aklına tabi olup hakikate ulaşmış şanslı kişilerdir.

Hayata ve olaylara materyalist bir bakış açı ile bakan günümüz insanı maddi aklı ve parayı her şeyinde tutuyor. Çünkü maddi akıl ona dünya üzerinde kazanmanın yollarını gösteriyor, bu konuda pratik çözümler üretiyor. Kalbin aklı ise kişiye sadece dünyada değil ebedi âlem de kazanabilecek formüller sunuyor. Maddi akla tapanlar ormanı görünce ağaçtan elde edebilecekleri parayı tasavvur ederken, kalbin aklına itimat eden kişiler ağacın maddi faydalarını düşünürler fakat bunun yanında ormanı var eden Varlığı tefekkür eder, ağacın hikmetini de okurlar. İslam’ın ilk yıllarında tefekkür ve tezekkür kavramlarına daha geniş yer verilmiştir. Peki, nedir tefekkür ve tezekkür? Tezekkür kişiyi, doğruyu yanlıştan ayırt edebilmesi ve duyularla algılanan varlıklar üzerine düşünüp hakikate ulaşabilmesi için teşvik ve telkin etmektir.

Buna göre akletmenin merkezi beyin değil kalptir. Bu anlamda kalp, içimizde barınan dev bir hazinedir.

Necip Fazıl, “Boşuna gezmişim yok tabiatta içimdeki kadar iniş ve çıkış” ifadesi ile asıl zenginliğin dışarıda değil kişinin iç dünyasında olduğunu özetliyor. Fakat biz manevi aklı değil maddi aklı öncelediğimizden bu zenginliği göremiyoruz.

Fahreddin Razi kalbi, hakkın batıldan, doğruyu yanlıştan ayırt edebilen bir istidat olduğunu ifade eder. Kadim kültürümüzde de bu düşünceyi destekleyen bir yaklaşım sergilenmiştir. Buna göre akıl kalbin düşünce sistemidir, vicdan ise hissetme yetisidir. Aklını doğru kullanan kişi hakikate giden yolu bulur ve hiç tereddüt etmeden tabi olur. (Milli Gazete)