Ateşkes Mursi'yi Mübarekleştirir mi?

25 Kasım 2012 Pazar, 18:24

İsrail'in Gazze'ye karşı 'Bulut Sütunu Operasyonu' ve 8 gün sonra gelen ateşkes anlaşması bölgesel aktörlerin gücünü ve 'Arap Baharı'yla oluşan yeni vaziyeti biraz daha billurlaştırdı...

İsrail’in Gazze’ye karşı ‘Bulut Sütunu Operasyonu’ ve 8 gün sonra gelen ateşkes anlaşması bölgesel aktörlerin gücünü ve ‘Arap Baharı’yla oluşan yeni vaziyeti biraz daha billurlaştırdı. Kahire’deki ateşkes süreciyle Filistin davasında Türkiye ‘yardımcı oyuncu’ rolüne itildi, Mısır ise bölgesel aktör olarak yerini sağlamlaştırdı. Peşinen söyleyelim Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye düşen rol ‘bağımsız’ veya ‘oyun kurucu’ bir rol değil ‘İsrail’i koruma’ ve Hamas’ı ‘dizginleme’ rolüdür. Ateşkesin garantörü olmasının gereği bu. Ancak Mursi’yi Hüsnü Mübarek’ten farklı kılan Müslüman Kardeşler’in Filistin uzantısı Hamas’ı döverek değil himaye ederek dizginleyecek olması. Mursi’yi iktidara taşıyan halkın beklentisi en azından İsrail’le barış anlaşmasını gözden geçirmesiydi. Bu fasıl kapandı.

Asya ve Afrika’ya odaklanan ABD, Mursi’den mofidiye edilmiş bir Mübarek çıkartıp İsrail’in güvenliğine endeksli Ortadoğu politikasını sürdürmek istiyor, Filistin davası lehine statükoyu bozacak hamle değil. Haliyle ateşkesle Mursi’nin bölgesel liderliği test edilecek. ABD Mursi’ye dizdiği övgüyle avansını da verdi. Tabii Filistinlilerin gözünde Mursi’nin vereceği sınav başka. Mursi’nin ablukanın kaldırılmasına gücü yetecek mi? Hamas’ı ‘müzakere edilebilir’ bir örgüt olarak uluslararası topluma taşıyabilecek mi? Gazze-Batı Şeria bölünmüşlüğüne çare bulabilecek mi?

Mısır’ın Camp David’le birlikte silikleşen gücünü yeniden kazanması Mursi’nin beklentilere yanıt vermesine bağlı. Burada ilk eşik ablukanın kaldırılması. Daha önceki ateşkeslerde İsrail ablukayı hafifletme sözünü tutmadı. Son anlaşma ateşkesten 24 saat sonra sınırların açılması konusunda müzakerelerin başlamasını öngörüyor. İsrailliler ise ‘abluka sürecek’ diyor. Abluka kalkmaz, hiç olmazsa Refah kapısı tam anlamıyla açılmazsa ilk kaybeden Mursi olur.

İsrail neden ateşkes yaptı?

Ateşkesin İsrail açısından anlamına gelince: Üç faktör İsrail’i 2008’deki gibi işgalle operasyonu genişlemekten caydırdı.

1- Hamas’ın Demir Kubbe Kalkanı’nı delip Tel Aviv’i vurması şok etkisi yaptı. “Halkımı korumaya muktedirim” diyenlerin ‘güvenlik efsanesi’ sarsıldı. Ayrıca Tel Aviv’i vuran Fecr 5 füzelerinin İran teknolojisiyle Gazze’de üretildiğine dair ifşaatla İsrail’in “Hamas’ın roket stokunun % 90’ını yok ettik” açıklaması anlamını yitirdi. Bir kez daha anlaşıldı ki İsrail’in imha politikası işe yaramıyor ve yaramayacak. Ama cephede yerini alan Fecr redeniyle İsrail, İran’a karşı kampanyasını büyütme bahanesini de buldu.

2- Mısır’da değişen siyasi iklim İsrail üzerinde baskı oluşturdu. Mısır Başbakanı, ardından Türk ve Arap Dışişleri bakanlarının Gazze ziyareti bir nebze ‘canlı kalkan’ etkisi yaptı. Mübarek böyle bir dayanışmaya izin vermezdi.

3- ABD Başkanı B. H. Obama, İsrail’e kalkan olsa da operasyonun uzamasını istemedi ve H. Clinton’ı bölgeye gönderdi. İsrail’in kazancı ise Gazze’yi Mısır’ın sırtına yıkması, ABD desteğini yedeklemesi ve İran’la olası savaş öncesi Demir Kubbe’nin zaaflarını görmesi oldu.

İran ve Türkiye’nin yeri

Filistin açısından ise çatışma Hamas’ın 3 yılda silah gücünü takviye edebildiğini gösterdi. Hamas konumunu güçlendirdi, “Teröristleri muhatap almam” diyen İsrail’i yine masaya oturmaya mecbur etti. Ne var ki Hamas zaferini kendisini Suriye-İran ekseninden koparmaya çalışan ülkeler değil İran’a borçlu. Gazze cehennemi, Suriye rejimine desteği nedeniyle mevzi kaybeden İran’ı sahneye geri getirdi.

İslami Cihad lideri M. Şallah’ın “Filistin’in laflara ihtiyacı yok. Silah gönderin” çıkışı ve Hamas lideri H. Meşal’in İran’ı övmesi anlamlı. Hizbullah lideri Nasrallah’ın şu çıkışı Suriye ile ilgili tartışmalara da etki edecek türden: “Suriye’ye muhaliflere silah gönderen Arap ülkeleri nerede? Gazze’ye bir tek mermi göndermeye cesaretleri yok çünkü orada düşman İsrail.” Bu krizde sahnedeki yeri tartışılan ülke Türkiye oldu.

Clinton’ın sadece Mısır’a teşekkür etmesi dikkat çekti. Elbette Gazze’ye sınırı olan Mısır’ın arabuluculuktaki önceliği tartışılmaz. Türkiye de Mısır’ın yerini dolduramaz. Silahlı direnişin Batı Şeria’dan Gazze’ye kaymasıyla arabuluculuk rolü Ürdün’den Mısır’a geçmişti. Mursi, müzakereyi reddeden eski tavrının aksine İsrail’le konuşarak bu rolün devamlılığını sağladı.

Ayrıca Mursi ile birlikte Hamas’ın Türkiye’ye ihtiyacı azaldı. Sorun ‘Filistin’i kurtaracak ülke Türkiye’ imajının yaratılmış olması.