Cehenneme Arka Kapıdan

12 Eylül 2014 Cuma, 12:03

Amerikan yönetiminin Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) yeni adıyla İslam Devleti’ne (İD) yönelik operasyon planlamasının en çetrefilli tarafını Suriye oluşturuyor. Irak’ta kurgulanıp kısmen pratiğe aktarılan oyun planını Suriye’ye olduğu gibi taşımanın ciddi handikapları var. Irak’ta ordu, orduyla ortak hareket eden Şii milis güçleri ve peşmerge havadan operasyonla yetinen ABD’nin aradığı kara unsurlarına karşılık geliyor. Sünniler ve Kürtlerin katılımıyla kurulan yeni hükümetin olumlu adımları sayesinde İD’le uyumlu hareket eden küskün Sünni aşiretler de saf değiştirebilir. Sünni grupların İD’e karşı koalisyona katılması bir yere kadar ilintili oldukları Körfez ülkeleri ve Türkiye’nin alacağı tutuma da bağlı.

Sünni kesimlerde devam eden belirsizliğe rağmen ABD açısından Irak’ta öngörülebilir bir ortaklık şeması ortaya çıkıyor. Suriye’de ise durum hepten karışık. Hem üç yıldır ABD’yi Beşşar Esad yönetimine askeri müdahaleye ikna için farklı yolları denemiş bölgesel müttefiklerin yarım kalan arzuları hem Suriye’de kara unsurları olarak gündeme gelen muhalif örgütlerin durumu işi zorlaştırıyor.

VEKALET SAVAŞINA FORMAT

Irak’ta İD’e karşı başarı için kuşatıcı merkezi otoritenin şart olduğunu düşünen ABD Başkanı Barack Obama Suriye’de farklı davranıyor. Obama, Esad yönetimi ile ortaklığı dışladığı gibi rejim güçleri ve mevzilerini hedef almayı da öngörmüyor. Bu yüzden öne çıkan seçenek 2011’den beri denenen ama başarılı olamayan vekâlet savaşının yeni sürümü sayılabilir. Radikal unsurları bitirme adına ABD ve müttefikleri muhalifleri eğitip silahlandırarak hem İD’le hem rejimle savaşı sürdürecek. Bu, Irak’ta işbirliği yaptığı İran’la Suriye’de karşı karşıya gelmeye devam edeceği anlamına geliyor. İD, Kürdistan sınırlarına dayanıncaya kadar kılını kıpırdatmayan ABD, cerrahi müdahaleyle bir bakıma üç yıldır kendinden beklenen dış müdahaleyi farklı bir formatla devreye sokacak. Tabii Suriyeli muhalifleri eğitme ve silahlandırma planı Türkiye ve Körfez ülkelerini koalisyona katılmaya zorlamaya dönük karşılıksız bir vaat değilse…

ABD'NİN SURİYE'DE OLASI ORTAKLARI
İD’den boşalan boşluğu kimin nasıl dolduracağına dair Amerikan operasyonunun öngörülemeyen sonuçları olacak. Suriye’deki pirinç öyle kolayca ayıklanacak türden değil. ABD’nin ‘ılımlı’ diye nitelediği grupların gücü ya da ittifak ilişkileri ile ilgili ciddi sorunlar var. Bir kere ABD’nin muhatap aldığı ya da silahlandırarak yeniden çekim merkezi haline getirmeyi hedeflediği grupların çoğu terör listesinde yer alan Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi ile birlikte hareket ediyor. Suud’un verdiği akılla ılımlı İslamcı ya da seküler gruplara yanaştırılarak yeni bir ambalaja sokulan ılımlı selefi ya da radikal selefiler de anlayış ve vaat ettikleri bakımından Nusra’dan bir kıl geride sayılır.

Eğer ılımlı-Selefi ya da Kaideci ayırımı gözetilmeden yardım yapılmayacaksa sahada ABD’nin potansiyel ortaklarının kimler olduğu sorusu hayati önem arz ediyor. Yüzlerce grup olsa da öne çıkan birkaç çatı örgütü var.

- Muhatap yolsuzluklara bulaşıp içinden bolca savaş ağası çıkararak gücünü yitirmiş Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) Genelkurmay Başkanlığı mı?

- Hem rejime hem İD’e karşı savaşan ama Nusra ile sorunu olmayan ve kendini seküler olarak tanımlayan Suriye Devrimciler Cephesi mi?

- Hem rejimle hem İD’le savaşan ve Nusra ile ortak hareket eden selefilerin en güçlü çatı örgütü İslami Cephe mi?

- Hem rejim hem İD’le savaşan ama Nusra’yla da paslaşan Suriye Devrimci Genelkurmay Konseyi mi?

Nusra dışındaki bu grupların her birinin altında onlarca örgüt var… Bir şapkanın altında onlarca şapka…

SELEFİYE ILIMLI CİLASI

Selefiler ve ılımlı İslamcıların seküler gruplarla yeniden harmanlanmasıyla ortaya çıkan yeni bir koalisyonun muhatap alınması güçlü bir ihtimal. Bu noktada manidar bir zamanlama ile oluşturulan Suriye Devrimci Genelkurmay Konseyi’ne dikkat çekmek istiyorum. ÖSO Genelkurmay Başkanlığı’nın yapamadığı sahadaki koordinasyon ve birliği sağlama hedefiyle 3 Ağustos 2014’te 18 örgütün katılımıyla oluşturulan bu konseyin şapkası altında bakın kimler sığabildi:

- Suud istihbaratının kontrolündeki İslam Ordusu.

- Sene başında ABD’nin yardımlarına mazhar olan seküler kanattan Cemal Maruf’un liderliğindeki Suriye Devrimcileri Cephesi.

- ABD’nin TOW tanksavar füzelerini verdiği Hazm Hareketi.

- İD’e karşı İslamcıların koalisyonu Mücahitler Ordusu.

- İslamcı Şukur-uş Şam.

- Geçen yıl demokratik sistemi reddeden ve şeri devlet kurmayı hedefleyen bir deklarasyonla selefi örgütleri bir araya getiren İslami Cephe’nin en büyük bileşeni Ahrar-uş Şam da konseye 31 Ağustos’ta katıldı.

9 Ağustos’ta İdlib’teki saldırıda lider kadrosunu yitiren Ahrar-uş Şam’ın kurucularından Ebu Halid el Suri, Kaide lideri Eymen el Zevahiri’nin Suriye temsilcisiydi. Ahrar-uş Şam Kaide ile ılımlı selefi güçler arasında bir denge unsuruydu. Sene başında IŞİD’ı Halep’teki kurtarılmış bölgeden çıkartan çatışmada İslami Cephe ile Suriye Devrimcileri Cephesi birlikte hareket etmişti. Bu türden bir ortaklık sayesinde IŞİD geriletilebilmişti.

Suriye Devrimci Genelkurmay Konseyi’nin perde arkasında ABD ve Suud Arabistan tarafından İD’e karşı muhatap bir çatı örgütü olarak kurgulanmış olma ihtimali var. Aksi takdirde Obama’nın ‘birkaç silah göndererek hem Esad rejimini hem cihatçıları devirme fikrinin fantezi olduğunu’ söyledikten sonra ılımlılar üzerinden operasyon geliştirme planı da fantezi olmaktan öteye gidemez.

Kaldı ki İD’e düşman olsalar da bu ılımlılar arasında Kaide’yi dert edinen fazla yok. Nitekim nisanda Amerikan TOW’ları ile poz vererek dikkat çeken Hazm Hareketi’nin komutanlarından Asım Zeydan, Los Angeles Times’a demecinde “Nusra bize karşı savaşmıyor. Biz gerçekte onların safındayız” diyerek sahadaki durumu çok güzel özetledi.

ABD’nin en gözde ılımlısı Cemal Maruf da nisanda Independent'a Nusra ile sorunu olmadığını, Yebrud’da bu örgüte cephane yardımında bulunduklarını söylemişti. Nusra-ÖSO, Nusra-İslami Cephe hatta güneyde ÖSO-IŞİD arasında oluşan işbirliğine dair çok sayıda itiraf mevcut. Yine ılımlılara verilen silahların nasıl İD’in eline geçtiğine dair ziyadesiyle veri var.

Bu türden bir vekâlet savaşı ister ılımlılar ister Selefiler üzerinden geliştirilsin meyvesi yine Kaidevari yapılar olacak. Bu farklı coğrafyalarda defalarca tecrübe edildi. Ayrıca doğru koalisyonlar kurulsa bile askeri operasyonların İD ve benzeri örgütleri tamamen ortadan kaldırma şansı da yok. İD’i besleyen koşullara odaklı uzun vadeli çalışmalara ihtiyaç var. Bunun için de önce bu tür örgütleri para, militan ve zehirleyici-ayrıştırıcı fikirleriyle besleyen ülkelere format gerekiyor. O ülkeler de ABD’nin sadık müttefikleri!

(Radikal)