Fransa Yemen’de savaş suçlarında suç ortağı mı oluyor?

Fransa Yemen’de savaş suçlarında suç ortağı mı oluyor?

Fransa’nın silah ihracatına dair ayrıntıların yer aldığı yıllık rapor kısa bir süre önce yayımlandı. Yemen’de sivil halka yönelik saldırılarda kullanılan Fransız silahları nedeniyle meselenin ahlaki boyutunun da ele alındığı rapor kamuoyunda sert tepkilere neden oldu.

Her yıl Fransa Parlamentosuna sunulan Fransa’nın silah satışlarına ilişkin yıllık rapor kısa süre önce açıklandı. Buna göre Fransa’nın 2018’deki silah ihraç hacmi 9.1 milyar avro oldu. Raporda bir önceki yılın ihracat hacmi olan 6,9 milyar avro ile karşılaştırıldığında, ihracatta %30’luk bir artış olduğu göze çarpıyor. Bu da Fransız silah ihracatının şimdiye dek görülmemiş rakamlara ulaştığını gösteriyor. Daha doğrusu, Fransız Hükûmeti’nin deyimiyle “savaş malzemeleri” ve bu malzemelerin satışının getirdiği “harika sonuçlarla” “Fransa 20 yılda en iyi üçüncü performansını gerçekleştirdi.” Silah ihracatında Almanya ve Çin’i geride bırakan Fransızlar, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya’dan sonra 3. büyük silah ihracatçısı oldu.

2018 yılındaki ihracatın %50’si Orta Doğu’ya yapıldı. Bu oran 2017’de %60 idi. Suudi Arabistan 2009 ve 2018 yılları arasında 11,3 milyar avroluk Fransız silahı satın aldı. Ülke, Hindistan’dan sonra Fransa’nın en büyük ikinci müşterisi durumunda. Yalnızca 2018 yılı için Riyad yaklaşık 1 milyar avroluk devriye gemileri sipariş etmişti. Fransız silahlarının üçüncü en büyük müşterisi ise son on yılda 11 milyar avrodan daha fazla silah satın alımı gerçekleştiren Katar oldu. Körfez ülkesi aynı zamanda 1,5 milyar avro değerindeki helikopter ve 1,1 milyar avro değerindeki Rafale Savaş uçakları siparişiyle Fransa’nın 2018’deki en büyük müşterisi olmuştu. Mısır ise 2015’te 7,5 milyar avro değerindeki Rafale Savaş uçağı siparişiyle Fransa’dan en çok silah alan ülkeler listesinde 4. sırada bulunuyor. Rapor ayrıca Fransa silah sanayisinin, 200 bin iş alanı ile endüstriyel mesleklerin %13’ünü oluşturduğunu ortaya koyuyor. Fransız Hükûmeti, Avrupa’nın önceki yıllarda ortalama %10 ile karşılaştırıldığında toplamın %25’inden fazlasını temsil eden küresel silah ihracatındaki payını da vurguladı. Savunma Bakanı Florence Parly, “Bu sayı Avrupa savunmamızı inşa etmek için gösterdiğimiz sürdürülebilir çabalarımızı yansıtıyor.” dedi. Dolayısıyla bu Avrupa ihracatının arkasında, Emmanuel Macron’un da önerdiği “Avrupa’nın stratejik özerkliğinin daimî inşası” fikri yatıyor.

Yemen’deki Savaş Suçlarında Fransa’nın Rolü

Yukarıda verilen rakamlar “Fransız malı” silah endüstrisinin şaha kalktığını göstermesi için yeterli görünüyor. Ne var ki, Fransa’nın müşterileri arasında başta Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de olmak üzere Yemen’e karşı yürütülen savaşa müdahil ülkelerin de yer alıyor olması son birkaç aydır sert eleştirilere neden oluyor. Hâlen kesin olmayan rakamlara göre insan kaybının 10 bin ila 60 bin arasında olduğu bu savaş, BM tarafından “dünyanın en kötü insanlık dramı” olarak tanımlanıyor.

Sivil toplum kuruluşları Yemen’de Fransız silahlarının kullanımını kınarken, Fransa’nın savaş suçlarına ortak olma tehlikesi de mevcut. Bu nedenle Fransa’ya dört yıldan uzun süredir devam eden “dünyanın en kötü insani krizlerinden birine tepkisini ortaya koyma ve Yemen halkının yaşadığı acılara suç ortağı olmaktan vazgeçme çağrısında bulunuyorlar.

“Disclose” adlı bir haber sitesinin Askerî İstihbarat Başkanlığına (DRM) ait, Suudi Arabistan’a yapılan silah transferlerini gösteren gizli bir belgeyi yayımlamasının ardından duyulan rahatsızlık üzerine 3 gazeteci Fransız İç İstihbarat Birimi’ne (DGSI) ifadeye çağrılmıştı. Hiç şüphesiz gazetecilerin yayımladığı Fransız silahlarının Yemen’de kullanıldığını gösteren rapor bomba etkisi yarattı. Raporda, Fransız silahlarının “Yemen’deki savaşta yoğun olarak” özellikle de “sivillere karşı” kullanıldığına atıfta bulunuluyor. Suudi Arabistan liderliğindeki askerî bir koalisyon, 2015’ten beri Yemen’deki Husi isyancılarını bombalıyor. Disclose sitesi yayımladıkları raporda 2018 sonbaharında yürütmeye iletilen ve “Fransa’da üretilen pek çok silahın sivil bölgeler de dâhil olmak üzere Yemen’de kullanıldığını” belgeleyen bir rapora başvuruyordu. “Gizli savunma” notuna göre, bu rapor Silahlı Kuvvetler Bakanı Florence Parly’e iletilmişti. Ancak Bakan 2019 ocak ayında yaptığı açıklamada “[Fransız] silahların doğrudan Yemen’de kullanıldığının farkında olmadığını” iddia etmişti.

Örneğin Uluslararası Af Örgütü’ne göre, Fransız kara silahları Birleşik Arap Emirlikleri tarafından birçok sivilin hayatını kaybettiği Hudeyde savaşında kullanılmış. On farklı sivil toplum kuruluşu bu nedenle Fransa’ya derhâl Suudiler ve Birleşik Emirliklere yapılan tüm silah transferlerini durdurma bildirisine imza attı. Bildiride hükûmete “ekonomik çıkarları sivillerin hayatından üstün tutmaktan” vazgeçmesi ve “uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmesi” çağrısında bulunuldu.

Bir diğer ahlaki sorunu ise Mısır’a yapılan silah ihracatı teşkil ediyor. Bu konuda sivil toplum kuruluşları Mısır güvenlik kuvvetlerince Mısır sokaklarında kullanılan MIDS zırhlı kolluk araçlarının kullanımına dikkat çekiyor. Fakat, Fransa sadece Mısır silahlı kuvvetlerine silah tedarik ettiğini konusunda ısrarcı.

Diplomatik ve Hukuki Tartışmalar

Teoride yurt dışına silah satışı yasak. Bu nedenle devlet, ihracat sözleşmelerini sıkı bir şekilde kontrol edip onaylıyor. Ne var ki bu işlemler, harici inceleme ya da şeffaflık olmadan gerçekleştiriliyor. Hükûmet anlaşması olmadan bir satış sözleşmesinin imzalanması mümkün değil, zira savaş materyallerinin nakliye (Avrupa Birliği içerisinde) ya da ihracat (üçüncü dünya ülkelerine) izinleri Başbakan tarafından imzalanıyor. Bunun için ise üç bakanlık, Avrupa ve Dışişleri, Silahlı Kuvvetler, Ekonomi ve Finans Bakanlıkları ile Savunma ve Ulusal Güvenlik Genel Sekreterliği her sözleşme için ayrı ayrı görüş bildirmesi gerekiyor. Oldukça ağır işleyen idari bir süreç.

Gözlemcilere göre Fransa’nın takındığı tutumun arka planında ekonomik ve diplomatik nedenler yatıyor. Her şeyden önce, işin ticari boyutu önem arz ediyor. Fransa için silah endüstrisi hâlen yabancı ülkelere ekipman satabildiği az sayıdaki sanayi alanlarından birini oluşturuyor.

Diğer argüman ise diplomatik: Fransa ile Körfez emirlikleri arasında, Libya’da General Halife Hafter’den Mısır’da Sisi’ye verilen desteğe kadar Fransa’yı çeşitli konularda gözle görülür biçimde bağlayan stratejik ve politik ittifaklar bulunuyor.

Fransız silahlarının satışı ve transferi çok katı bir yasal mevzuat çerçevesinde gerçekleşiyor. Uluslararası düzeyde Fransa 2 Nisan 2014 tarihinde Silah Ticareti Antlaşması’nı onayladı. Antlaşma, satıcı konumundaki ülke hükûmetinin bu işlemle ilgili riskleri değerlendirmesini şart koşuyor. Ayrıca, uluslararası insani hukukun ciddi bir şekilde ihlal edilme riskinin bulunduğu yerlere silah satışını yasaklıyor.

Silah satışını düzenleyen bir başka metin ise Avrupa ortak tutumu. 2008’de Avrupa Birliği Konseyi, askerî teknoloji ve teçhizat ihracatının kontrolüne yönelik ortak bir pozisyon aldı. Söz konusu metinde, “Üye devletler, uluslararası baskı ya da çatışmalarda kullanılabilecek ya da bölgesel istikrarsızlığa katkıda bulunabilecek askerî teknoloji ve teçhizat ihracatını önlemeye kararlıdır,” ifadesi yer alıyor. Ancak gözlemcilere göre mevcut uluslararası antlaşmalar yaptırımlardan ziyade engelleyici tedbirleri öngördüğünden yeterince bağlayıcı değil.

Fransa, bu iki metne bağlı kaldığını iddia etse de sivil toplum kuruluşları başından beri Fransız silahlarının Yemen’de sivil nüfus veya altyapıya karşı kullanılması riskinin bulunduğunu vurguluyor. Bu nedenle resmî pozisyon bu antlaşmaların arkasına gizlenmiş durumda: Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, “Titizlikle saygı duyduğumuz uluslararası bir anlaşma olan silah ticareti antlaşmasıyla yüzde yüz uyumluyuz.” derken, Başbakan Edouard Philippe de Ulusal Meclis’te yaptığı açıklamada “Fransa uluslararası yükümlülüklerine saygı duyuyor; bunlar teorik yükümlülüklerden ibaret değil.” diyerek teminat verdi.

Gelişmeler karşısında harekete geçen ilk ülke Almanya oldu. Yemen’e karşı yürütülen savaş ve bilhassa Kaşıkçı cinayeti sonrası Almanya geçtiğimiz sonbaharda Suudi Arabistan ve  Birleşik Arap Emirlikleri’ne yaptığı silah ihracatını dondurma kararı aldı. Bu durumdan hoşnut olmayan Emmanuel Macron Almanya’nın tutumunu “salt demagoji” olarak nitelendirmişti. Ancak, Almanya’nın aldığı karar Fransız silah satışlarını da etkileyebilir, zira Avrupa silahlanma iş birliğinin gelişmesiyle birlikte, bazı Fransız mühimmatların üretiminde Alman üretimi parçalar kullanılıyor ve bunların ihracatı tüm üretici ülkelerin onayını gerektiriyor. Havadan havaya bir füze çeşidi olan MDBA Meteor Füzesi satışı için yapılan bir sözleşmede, sürücü sistem Alman Bayern-Chemie tarafından üretilmiş olduğundan Almanya veto oyu kullandı. Suudi Arabistan’a silah satmış İspanya, Almanya ve Danimarka gibi tüm ülkeler bu tartışmaya müdahil oldu. Amerika Birleşik Devletleri’nde Temsilciler Meclisi bile, Suudi Arabistan’a yapılması Donald Trump tarafından onaylanan birkaç milyar dolarlık silah satışını engellemeye çalıştı. Alt meclis tarafından gerçekleştirilen bu girişim, o dönemdeki Kaşıkçı davasına tepki gösteren Senato’nun başlattığı başka bir engelleme girişiminin ardından gündeme gelmişti. Trump yönetimi mayıs ayı sonunda Riyad ve Dubai’ye 8,1 milyar dolar değerindeki 22 ayrı silah satışını doğrudan onaylayabilmek için olağanüstü yetkiler kullanarak Senato’yu devre dışı bıraktı.

Orta Doğu’ya Silah Satışında Hükûmetin Tutumu

Yakın zamana kadar Fransız Parlamentosundaki seçilmiş vekiller sanki bu konu hakkında hiç söz sahibi değillermiş gibi meseleye hiç değinmedi. Her yıl konu hakkında parlamenterlere rapor verilmesine rağmen, STK’lar bu hususta şeffaflık olmadığına dikkat çekiyorlar. Ayrıca bakanlık raporlarında yapılan sözleşme türleri ve işlemler gibi konunun yalnızca finansal yönlerine değinildiği, fakat hangi silahların satıldığına dair spesifik bilgilere yer verilmediği aktarılıyor.

Kamuoyundaki tartışmalarla birlikte hükûmetin bu konuya gösterdiği ilgi de arttı. Öyle ki, sessizliğini koruyan Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, konuyla ilgili verdiği nadir bir röportajda Le Point dergisine “Neden silah ihraç ediyoruz? Çünkü bu, askerî teçhizat alanında bağımsızlığımızı güvence altına alabilmemiz için gerekli. Eğer bağımsız bir savunma sanayisi ve teknolojik altyapıyı güçlendirmek istiyorsak, ihracat yapmak zorundayız.” diyordu. Fransa’da silah satışlarında büyük artışın yaşandığı 2015 yılında François Hollande’nin Savunma Bakanı olarak “ihracatta 17 milyar avroluk tarihî bir rakama elde eden” Jean-Yves Le Drian silah endüstrisinin süper satış temsilcisi olarak nitelendirilmişti.

Silahlı Kuvvetler Bakanı Florence Parly, Fransa’nın takındığı pozisyonu stratejik çıkarlar gerekçesiyle meşru görüyor. Raporun önsözünde, “Bugün endüstriyel mesleklerin %13’ü silah ve cephane sektöründedir” ve bu ihracat politikası, “diplomasimiz için hayati öneme sahiptir.” ifadeleri yer alıyor. Ancak Fransa’nın bir gün savaş suçlarına ortak olmakla suçlanması hâlinde bu argümanların çok etkili olmayacağı da bir gerçek. (Perspektif)