3. ABDÜLHAMİT DÖNEMİ!

30 Aralık 2018 Pazar, 00:04

Mehmet Akif merhum 82. Vefat yıl dönümü nedeniyle hayırla anıldı. Ancak bu münasebetle 2. Abdülhamit'e olan muhalefeti de özellikle sosyal medyada gündeme geldi. 2. Abdülhamit'in hasta adam denilen Osmanlı devletini 33 yıl bütün tehdit ve tehlikelere rağmen ayakta tutmayı başardığı bir hakikattir. Ancak böylesine kudretli bir padişahın 3-5 Yahudi veya Ermeni'nin muhalefeti ile yıkılamayacağı göz ardı edilmemelidir. Gerek 2. Abdülhamid’in hal fermanı ile tahttan indirilmesi gerekse koca imparatorluğun kısa sürede paramparça olmasında muhalefetin içinde yer alan ve bu gün samimiyetinden şüphe etmediğimiz önemli şahsiyetler de vardı. Yani bünye asıl zararı dışarıdan değil içeriden almıştı. Çünkü dış mihrakların etkisi bazen bünyenin kendi içerisinde dayanışmasına ve güçlenmesine de sebebiyet verir. Ama maalesef bünye içeriden yara alıyor bünyenin dışarıya karşı mukavemetini düşürüyordu.

Bu günlerde Müslüman kamuoyu topyekun ümmetin zarar görmesinden sorumlu tuttukları her iki tarafa yönelik suçlamalarda bulunmaktadır. Kendince suçlu gördüğü tarafa kızmakta diğer tarafı masum göstermeye çalışmaktadır.

Oysa taraflara kızmadan, hakaret etmeden tezlerini, karşı karşıya gelme nedenlerini tahlil etmekte yarar vardır. Benim üzerinde durmak istediğim konu herhangi bir tahlilden öte olup bitenden çıkaracağımız ibretle/dersle ilgilidir.

Kanaatimizce şimdi de benzer bir süreçten geçiyoruz. Üstad Bediüzzaman, Said Halim Paşa ve M. Akif gibi samimiyetinden şüphe etmediğimiz insanların Abdülhamid'e uyarılarını dikkate alınmadığı bir gerçektir. İmparatorluğun çöküşü ile başta Abdülhamid ve ailesi olmak üzere İslami kaygıya sahip muhalifleri de enkazın altında kalmaktan kurtulamamışlardır. Muhaliflerin sonradan pişman oldukları iddialarını kabul etsek bile son pişmanlık fayda vermemiştir.

Hemen herkesin 2.Abdülhamit dönemine benzettiği bu sürecin de benzer şekilde sonuçlanmasından endişeliyiz. İKAZLARINDA AZICIK SESİNİ YÜKSELTMEK İSTEYENLER ÜSTAD GİBİ ADETA TIMARHANE İLE TEHDİT EDİLMEKTEDİR. HER KES SESİNİ KISMIŞ; HAFİYELER (İSTİHBARAT BİRİMLERİ) SAMİMİ MÜSLÜMANLARIN HAYATINI ZEHİR ETMEKTEDİR.

Kimi korkudan kimi samimiyet ve iyi niyetinden dolayı gidişattan yöneticiyi değil de çevresindekileri sorumlu tutuyor. Ancak özellikle iktidar içeriden bir rahatsızlığın ve çürümenin başladığını bünyenin yara aldığını görmezden gelmektedir. Bir köpeğe atılan tekmeyi gören ve bakanlık düzeyinde tepki gösteren yönetim kamu vicdanını kanatan 28 Şubat ve FETÖ yargısı mağdurlarının çığlıklarına karşı körler ve sağırları oynamaktadır.

Hasılı kelam 3. Abdülhamit dönemi diyebileceğimiz bu sürecin ikinci bir Abdülhamit faciasına dönüşmesinden ciddi anlamda endişeliyim. Çevremdekileri olası bu tehlikeye karşı uyarmak/uyandırmak isterdim ancak görüyorum ki uyumuyor uyuma numarası yapıyorlar. Ayak seslerini duyduğum ve sadece Anadolu coğrafyası ile sınırlı kalmayacak bir felakete karşı Rabbime sığınmaktan başka elden bir şey gelmiyor. (Hacı Hisarlı - HÜRSEDA)