Mezhepçiliği Eleştireyim Derken Mezhepçilik Yapmak

05 Şubat 2019 Salı, 00:53

Son zamanlarda çok önemli bir keşifte bulunmuş gibi Batılıların Müslümanlar arasında mezhep ihtilaflarını kışkırttıkları bu nedenle de mezhep çatışmalarının ümmeti zayıf düşürdüğü iddiaları yaygınlaşmaktadır.

Bu düşünce maalesef medyanın algı operasyonları ile genel ve yaygın bir kabul görmektedir. Özellikle bu iddia sahipleri “mezhepçilik” karşıtı göründükleri için düşüncelerini muhataplarına kabul ettirmekte zorlanmamaktadırlar.

Oysa bu düşünce sahipleri bilerek ve ya bilmeyerek Batının tuzağına düşüyorlar. İşin aslı iddia edildiğinin aksine küresel Siyonizm’e hizmet edenler ve buna direnenler arasındaki mücadeleden ibarettir. Ancak olaylara “mezhep” kamuflajı giydirilerek Müslümanların “iç ihtilafı” gibi gösterilmektedir.

Her ne kadar kavganın görünürde tarafları Müslüman olsalar da savaş Müminler ile coğrafyamızın sömürgecileri kâfirler arasında yaşanmaktadır. Bölgenin asli sahipleri Şehit ecdadın kanları ile sulanan toprakları düşmana çiğnetmemek adına şehitler vermeye devam ediyor, işbirlikçilik yapmak suretiyle saltanat sürenler saltanatlarını korumak adına efendilerine uşaklık etmeye devam ediyorlar.

Küresel Siyonizm’e karşı direnenlere “direniş cephesi” diyoruz. Bu cephede her mezhepten her ırktan Müslümanlar olduğu gibi karşı cephede de her ırk ve mezhepten insanların olduğu tartışmasızıdır.

Bu cephelerde saflar giderek netleşmektedir. Başını Suudi’nin çektiği Mısır BAE Ürdün şimdilerde Sudan vb. ülkeler açıktan İsrail’in emrinde ve hizmetinde olduklarını deklere etmekte İsrail’in güvenliğini kendi güvenliklerinden üstün görmekte İsrail’in hasımları olan İhvan, Hamas ve Hizbullah’a var güçleri ile saldırmaktadırlar.

Bu mücadele asla İran-Suudi mücadelesine indirgenemez. Her bir Müslüman ülkede her iki cephenin taraftarları mevcuttur. Örneğin Ülkemizde Milli Görüş- FETÖ karşıtlığı bu cephelerden bağımsız düşünülemez. Her iki tarafın da Sünni olduğu tartışmasızdır. Bütün Arap devletlerinde İhvan hareketi direnişin yanında yer alırken gerici Arap rejimleri Siyonizm’in saflarında yer almış ancak aynı ırk ve mezhebe mensupturlar.

İngiliz Şia’sı olarak bilinen Londra merkezli Şiilerin Siyonizm’e yaptığı hizmet Suud’lularınkinden az değildir. İran’a karşı Batının maşalığını yapan halkın Münafıkları örgütü mezhep olarak Şii, kavim olarak ekserisi Farslardan oluşmaktadır.

“Venezuela İstanbul konsolosluğu önünde bir basın açıklaması yaparak, Türkiye direniş cephesi dostlarının desteğini özgür Venezuella halkı ve meşru devlet başkanı Maduro'ya mektup ile ileteceğiz. Yaşasın küresel anti emperyalist ve anti siyonist dayanışmamız!” diyen Kudüs Der’in Maduro’nun dini mezhebi ve ya ırkı ile ne ilgisi var. Maduru Muahlefet liderini devlet başkanı olarak tanıyan İsrail ve yandaşlarının da bu kukla ile ırk din mezhep birliği yoktur.

Hâsılı kelam bu mücadeleyi kavimler, mezhepler, uluslar, fırkalar, partiler arası mücadele olarak görmek ve göstermek gaflet değilse ihanettir. Bu mücadelenin adını doğru koymak gerekir. (Hacı Hisarlı - HÜRSEDA)