Kabile Devletlerinin Şeytani Rolü

18 Nisan 2011 Pazartesi, 14:26

Güpegündüz bir kişinin cebine giren hırsız, yakalanmamak için “Ey ahali! Hırsız! Hırsız!” Diye bağırarak sanki hırsızı kovalıyormuş gibi kaçar. Bunu duyan insanlar, hırsızı yakalamak için onun peşinde koşmaya başlarlar. Bu şekilde hırsız hedef saptırarak yakalanmaktan kurtulur.

Bu vaka Körfez İşbirliği Konseyine tıpa tıp uymaktadır. Onlar 'Al' ile başlayan birkaç ailenden müteşekkil bir topluluktur.  En gerici ve çağdışı yönetimlerle bu aileler,  bazı Arap bölgelerinde hüküm sürmektedirler. Halk kıyamlarının sürdüğü bu günlerde Libya ve Yemen’de arabuluculuk rolüne soyunarak diktatörleri kurtarma, diktatörlük rejimlerine benzer rejimlerin kurulmasına zemin hazırlama, bölgede Amerika’nın çıkar ve nüfuzunu sağlamlaştırma ve sömürgeci başka bir gücün hâkimiyetini oluşturmak için sahneye çıktılar.  Kendi halkları tarafından da nefretle bakılan bu aile diktatörleri, birkaç sabah daha meşum ve kirli saltanatlarını sürdürmek ve halkın yanında olduklarını göstermek için para ve ulufe dağıtmaktadırlar. Fakat kendileri de biliyorlar ki, Arap halklarının kıyam dalgası onları da kenara atacak, taç ve tahtlarını tarih müzesine kaldıracaktır. Kendi halkları karşısında konumlarını güçlendirip halka; hükümetlerinin güçlü,  kendilerinin de Arapların en muteber şahsiyetleri olduklarını ve başka ülkelerin sorunlarını de çözmeye çalıştıklarını göstermeye çalışmaktadırlar. Körfezin güneyindeki kabile devletleri ve Suudi Arabistan'ın televizyon ve radyo propagandalarını dinleyen ve izleyen herkes görüyor ki bunlar içe yönelik jestlerdir. Arap milletleri bu birkaç bozguncu, maşa, ayyaş ve diktatör devlete değer vermedikleri gibi gerçekten onların söz söylemeye hakları olmadığına da inanıyorlar.

Yemen halkı son gösterilerinde kendi ülkelerinin içişlerine karışan Körfez İşbirliği Konseyi aleyhinde aşağılayıcı sözlerle slogan attı. Bu da gösteriyor ki bu birkaç kabile devletinin bölge halkları nazarında en küçük bir değere sahip olmadıkları gibi Yemen, Libya, Mısır ve Yunus diktatörleri gibi kendilerinin de meşruiyeti yoktur. Diğer halklar gibi Yemen halkı da, kendi ülkelerinin içişlerine karışan Körfez İşbirliği Konseyinin Amerika'nın emriyle bölgenin diktatörlerini kurtarmak ve inkılapları saptırmak niyetinde olduklarına inanıyor. Açıkçası İşbirliği Konseyi, Amerika’nın hedeflerini gerçekleştirmek için Batının Arap ülkelerindeki hâkimiyetini korumaya çalışıyor.

Yemen halkı; Amerika'yı şeytan, İşbirliği Konseyini de bölgede Amerika'nın çıkarlarını koruyan, kendi halklarının nezdinde herhangi bir meşruiyete sahip olmayan diktatörler olarak görüyor. Bundan dolayı ilk başta bu diktatörlerin kendi akıbetlerini düşünmeleri ve işlerine karışmamaları gerektiğini söylüyor.

Sağlam bir temel ve itibara sahip olmayan Körfez İşbirliği Konseyi, Saddam rejiminin İran’a saldırmasından sonra Irak’a yardım ve İran İslam Cumhuriyeti ile mücadele etmek için kuruldu. İşbirliği Konseyi, Suudi’de Alé Suud ailesi, Behreyn’de Alé Xalife ailesi, Kuveyt’te Alé Sabah ailesi, Emaret’te Alé Nahyan ailesi, Katar’da Alé Sani ailesinin yönettiği devletlerden oluşmaktadır. Kuruluş amacı İslam İnkılâbının kendi ülkelerine yönelik nüfuzunu engellemek ve saltanatlarının devamlılığını sağlamaktı. Ancak Irak İran savaşı bahane edilerek Irak’ı desteklemek için kurulduğu iddia edilmektedir. Bu kabile devletleri, halklarının bir gün bilinçlenerek bu aile hanedanları aleyhinde kıyam edip istibdat ve sömürü saltanatlarını yıkacağından korkuyorlar.                 

Kaynak: Cumhuriyé İslami Gazetesi

Çeviren: Sabri Salih