Ortadoğuda İslam Düşmanlığı

02 Mayıs 2011 Pazartesi, 13:29

Sömürgeci güçlerin İslam dünyasına yönelik sultası uzun yıllara dayanmaktadır. Bu sulta, normal seyrinde devam etmemiş, birçok yerde İslami değerleri ve kutsalları da hedef alacak bir içerik taşımıştır. İslam korkusu bahane edilerek özellikle 30 kusur yıldır İslam dünyasında yoğun bir şekilde İslam düşmanlığı yürütülmüştür.

Müslümanların ilk kıblesi Beyt’ul Mukaddesin alt tarafı Siyonistler tarafından oyulmuş, yıkılma sınırına kadar getirilmiştir. Bu da İslam’a düşmanlığının ulaştığı boyutları göstermektedir.

Amerikalı Huntington’in “Medeniyetler Çatışması” kitabını ya da Fukuyama’nın “Medeniyetlerin Sonu” kitabı, İslam düşmanlığını yaygınlaştırmaya yönelik çalışmalardı. Bütün bunlar, Batılı düşünce adamlarının nazariye geliştirip İslam düşmanlığını teorize etme ya da kendilerini masum gösterme çabalarıydı. Ancak uygulama alanında sömürgeci güçler ya da onlara bağlı askerler bu siyasetin farklı merhalelerini uygulamaya koydular. Irak ve Afganistan’da Batılı güçlerin işgalinden sonra Müslümanların kutsallarına defalarca hürmetsizlik yapıldığına tanık olduk. Guantanamo’da terörizmle mücadele adı altında Müslümanların değerlerine ve mukaddes kitabına yapılan ihanetler belleğimizdeki yerini korumaktadır.

Irak’ta Müslümanların dini ve mukaddes mekânlarının bilinçli bir şekilde tahrip edildiğine defalarca şahit olduk. Amerika güçleri bu ülkede Allah’ın kitabını ateşe vermeye ve Müslümanlar arasında çatışma çıkarmaya kadar yoğun faaliyetler geliştirdiler. Amerika’da yaşanan bu tip olaylar özellikle Hıristiyan-Yahudi birlikleri tarafından geliştirildi. Amerika hükümeti ise, özgürlüğü bahane ederek Müslümanların mukaddesatına hakaret edenlere dokunmadı.

Ancak bu günlerde Bahreyn’de hepimizin tanık olduğu gelişmeler Batı ve Uluslararası Siyonizm’in İslam düşmanlığı siyasetinin zirveyi yakaladığını göstermektedir. Bu defa İslam düşmanlığı projesi kendilerini İslam’ın “ummu’l-kura”sı ya da “hadim’ul-haremeyn”i görünler tarafından fiiliyata sokuldu.

Suud’un Bahreyn’e asker gönderdiği ilk gün başlayan bu girişim, burada gelişen İslami harekete karşı Suud ailesinin İslam düşmanlığının göstergesiydi. Bu arada Al-i Suud ve Al-i Halife’nin işledikleri cinayetler, Siyonist rejimin ve Amerika’nın yaptıklarıyla büyük benzerlikler taşımaktadır. Örnek verilecek olunursa, İslami grupların faaliyetleri bahane edilerek bir ülkeye ordu gönderip işgal ederek İslami faaliyetleri önlenmeye çalışılıyor. Gözaltına alınanların evleri tahrip edilip yağmalanıyor. Bu da Siyonist rejimin Filistin’deki sıradan uygulamalarıyla büyük benzerlikler gösteriyor.

İslam’a düşmanlığın diğer bir boyutu, askerlerin mescitleri yakıp yıkmaları ve burada bulunan Kur’anları ateşe vermeleridir. Batıdaki gibi İslam’ın mukaddesatına saldırı bütün hızıyla sürüyor. Önceden programlanmış şekilde camiler yerle bir ediliyor ve Kur’an’lar ateşe veriliyor. Tıpkı Filistin’de Siyonistlerin yaptığı gibi.

Al-i Suud ve Al-i Halife’nin işlediği bu cinayetler, Siyonist rejimin düşünce odalarında şekillendirdiği ve Arap bozguncu rejimlerinin yönlendirilmesinde asıl pay sahibi olduğunu ortaya koymaktadır.

Üzüntü verici şey, mescitlerin yıkılması ve Allah’ın kitabının ateşe verilmesi kendilerini Müslüman olarak vasıflayanların elleriyle gerçekleşmektedir. Ancak onların hesabını yapamadıkları bir şey var. İslam ümmetinin öfkesini her geçen gün kabarmasına yol açan bu cinayetler, zalim ve diktatör rejimlerin ömürlerini her gün biraz daha kısaltmaktadır.

Bu zulümler Müslüman halkların, özellikle bugünlerde büyük zulümlerle karşılaşan Müslüman Bahreyn halkının yürüyüşünü durduramayacak. Suud ve Halife Ailelerinin Bahreyn kıyamını Şii olarak nitelendirip dışarıdan yönlendirildiğini ileri sürmeleri ve bunu cinayet sebebi saymaları kendilerini kurtaramayacak. Herkes biliyor ki Lu’lu meydanında toplanıp kıyam edenler, zulmün sona ermesini isteyenler ve bu uğurda şehid verenler hem Şiilerdi hem de Sünnilerdi. Bugün zindanlarda her iki mezhebe bağlı Müslümanlar işkence altında bulunmaktadır. Her iki mezhebin âlimleri zulme karşı çıkmaktadır.

Zulüm sahnelerine tanık olan Müslümanların Suud ve Halife Ailelerine yönelik gün geçtikçe artan nefretleri ve kinleri aynı zamanda onların müttefikleri Siyonist rejim ve Amerika’ya yönelik nefrette de zirve yapmasına yol açmaktadır. Bütün bu zulümler Müslüman halklar arasında süratli bir şekilde İslami uyanışa yol açmakta, gelişmeler Siyonist rejimin ve Amerika kuklalarının bölgedeki sonunu hazırlamaktadır. Zalimler zulmetse de gelecek kesinlikle Müslümanların eliyle kurulacak.

Yazan: Hasan Abidini

Kaynak: Kudüs Gazetesi

Çeviren: Ahmet Dağcı