Kazanan Kim?

04 Mayıs 2011 Çarşamba, 00:58

Ortadoğu değişiminin kazananı kim? Değişimin yönü nereye gidiyor? Ortadoğu’da başlayan değişim sürecinden bu yana bu sorular uzmanların gündemlerini teşkil etmektedir. Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da hızlı gelişen olaylar, siyasileri ve uzmanları şaşkınlığa sevk etti. Bu yüzden değişim hakkında çelişkili tahliller ve görüşler ileri sürülmektedir.

Şüphesiz bölgede meydana gelen değişimin sebeplerinden biri ekonomi problemlerdir. Bu problemler bölge halkının ezilmesinde de etkili olmuştur.Bu arada halkın itirazlarının net ve isteklerinin de müşahhas olması, büyük güçlerin bölgedeki oyunlarını deşifre etti. Halk kıyamları husussunda ilk başta Batı’nın tavrı himaye etme ve müdahil olma yönündeydi. Batı medyası da kendi devletlerinin resmi siyasetini takip ediyor, halk kıyamlarını görmezlikten gelip Arap yöneticilerinin zulümlerini örtme gibi bir siyaset izliyordu. Mısır, Tunus, Libya ve Yemen’de meydana gelen değişimin Batı medyası tarafında yeterince yansıtılmaması bu siyasetin gereğiydi.

Batı, ilk başta gelişen itirazları maişetle alakalı olarak yansıtmak istiyordu. Ancak zamanla kıyam eden halkların taleplerinin müşahhaslaşması, Batının siyasetini değiştirmesine sebep oldu. Amerika, kendisini şoke eden durumdan kurtulup askerlerin eliyle Mısır inkılâbını saptırmaya çalıştığı sırada milyonluk Cuma gösterileri ve İhvan’ın tehditleri; değişimin askeri ve siyasi uzmanların uykularını kaçıracak nitelikte büyük ve o kadar da girift olduğunu gösterdi.  

Ülke önemli bir değişime sahne olurken, Mısır Ordusu Amerika’nın isteklerini yerine getirme noktasında irade gösteremedi. Çünkü halk dikkatle Amerika’yı izlemekte ve icraatlarıyla ilgili orduyu uyarmaya devam etmektedir. Bu arada Mısır siyasetinde önemli bir aktör olan Vasat Partisi ise Amerika karşıtı bir politika izlemektedir.

Libya’daki değişimin her ne kadar başka ülkelere tesiri yoksa da Kaddafi ve Batının tavrı savaşın başlamasına ve uzun süre devam etmesine yol açmaktadır. Halk ve muhalifler NATO’ya olan inançlarını yitirdiler. Batılılar Libya’da iki yol kavşağında bulunmaktadırlar. Batı ya kenara çekilip Kaddafi’nin halkını öldürmesine izin verecek ki bu Batının itibar ve güvenirliğini sarsacak bir yoldur, ya da muhaliflerin Kaddafi’yi devirip ülkeye hâkim olabilmesi için yardım edecek. Bu da Batı için hazmı güç bir durumdur. Batı için deli bir Kaddafi, düzenli, akıllı ve halktan olan bir liderden daha iyidir.   

Bahreyn ve Yemen’deki halk kıyamlarının Suudi Arabistan’a tesir edeceğinin endişelerini taşıyan Batı, bu iki ülkedeki değişimleri Suudi Arabistan’ın emniyeti açısından ele almaktadır. Bunun için Suudi Arabistan, Amerika’nın onayı ile aleni bir şekilde Bahreyn’i işgal ederek acımasızca halk kıyamını bastırmak için cinayet işlemekte, cami ve kutsal yerlere saldırmakta ve hatta buralardaki Kur'an'ları ateşe vermektedir.

Bölge halkının kıyamını özellikle de Bahreyn ve Yemen'deki kıyamları mezhepsel ve kabilesel göstermek için çabalayan Suudi Arabistan, Şii-Sünni, Arap-İran ihtilaflarını körükleyerek olayları; Arap-Acem mücadelesi ya da Şii-Sünni ihtilafı olarak gösterme çabasındadır. Bu oyun, sekiz yıllık Irak-İran savaşında da sergilendi, ancak bir netice alınamadı.

Şüphesiz Yemen halkının inkılâbı yakında zafere ulaşacak ve bu inkılâbın kokusu Suudi Arabistan’ı baştanbaşa saracaktır. Her ne kadar Bahreyn kıyamı bastırılmış, buradaki halk Suudi Arabistan ve Bahreyn askerlerinin dipçikleri altında eziliyorsa da halkın yaşadığı bu mazlumiyet zaferi hızlandıracak. Hiçbir bölge ülkesi esen bu özgürlük rüzgârından mahrum kalmayacak. Amerika bölgede kazanan taraf olmayacağını herkesten daha iyi biliyor. Batının bölgenin halkı nezdinde güvenirliği kalmadığı gibi halkın kıyama kalkmasıyla Batının itibar ve haysiyeti de büyük ölçüde sarsıldı.

Baskı, korku ve vahşet halkı kıyamdan vazgeçiremeyeceği gibi bu itiraz ve kıyamların kazanan tarafı yine halk olacaktır.       

Kaynak: Ebtékar gazetesi

Yazar: Muhammed Ali Vekili

Çeviren: Sabri SALİH