Terörden Çok Daha Korkuncu

06 Eylül 2011 Salı, 14:45

CIA, 1950–1970 yılları arasında Orta ve Güney Amerika’da binlerce insanı katletti.

Vietnam savaşı boyunca Koknüs programını uygulayan CIA, resmi kayıtlara göre Milli Özgürlük Cephesinden 26363 kişiyi öldürdü.

Son sekiz yıl içinde CIA ve MOSSAD Iraklı 500 ilim adamını katletti.

CIA ve MOSSAD İran’da ve diğer İslam ülkelerinde bilim adamlarını katletmeye devam ediyor. 2010’da İranlı iki bilim adamına suikast düzenlendi. Bunlardan biri hayatını kaybederken, değire yaralandı.

2008’da ise İranlı bilim adamı Şehram Emiri, Hac farizasını yerine getirmek için gittiği Arabistan’da Suud polisi tarafından kaçırıldıktan bir müddet sonra ABD’ye teslim edildi. 23 Temmuz 2011’de İranlı bilim adamı Darviş Rızainejat CIA ve MOSSAD ajanları tarafından katledildi. Bu arada Siyonist rejimin istihbarat örgütü “Kara operasyonunun zor olduğu ülkelerde hedefleri terör etme en uygun yoldur” diyerek Siyonist devletin terörüne açıklık getiriyordu.

Bütün bu terör olayları insanlığa aykırı olup ilahi usullere ters gelişmelerdir. Batılıların Irak’ı kullanarak İran’a dayattığı sekiz yıllık savaşta yüzbinlerce Müslüman hayatını kaybetti.  Birçok inkılabi Müslüman dayatılan bu savaşta katledildi. Ancak bugün İslam dünyası insanların katledilmesinden çok daha yıkıcı ve tahrip edici terör savaşlarıyla karşı karşıyadır. Müslümanlar, İlahi düşüncenin yağmalandığı yumuşak diye adlandırılan kültürel kanlı savaşların odağında bulunmaktadır. Bu kültürel savaş onlarca savaştan ve binlerce katilden daha fazla ve daha ağır darbeler vurmaktadır. Bu kültürel katliamdaki öldürmeler sessizce ve hissettirilmeden devam edip gitmektedir. Her ev ve her oda savaş alanıdır. Evlerin derinliklerine nüfuz eden düşman genç nesli şiddetli ve yıkıcı darbelere maruz bırakmaktadır.

Vietnam savaşındaki öldürmeler, Halepçe katliamı, İran Irak savaşında Saddam’ın kullandığı kimyasal silahlardan dolayı meydana gelen toplu katliamlar uyanık vicdanların feryadını göklere yükseltiyordu. Diğer taraftan İran ve Iraklı bilim adamlarının katliamı şiddetle bir şekilde mahkum edilmeyle karşılık bulmaktadır. Ancak sözünü ettiğimiz kültürel katliamlardan çoğu görülecek cinsten değil. Ya da bazıları onları önemli ve tehlikeli olarak görmeye yanaşmamaktadır.

Çok sayıda kız ve erkek şehvet krizi, fesat, başıboşluk, ahlaksızlık, uyuşturucu müptelalığından dolayı gelişme ve kemale doğru hareket etmede yollarının önünde engel konulmuş, içinde düştükleri zor durumla kendilerinin, ülkelerinin ve İslam toplumunun önünü kilitlemişler. Bu durumda din ve takva yolunun hakimiyet ortamı bütünüyle ortadan kalkmaktadır.

Dün Endülüs’te kurulan tuzaklar, oyun ve hileler yeterli cevabı vermemişti. Ancak fesat ve ahlaksızlığı evlerin içine kadar götürme imkanı doğdu. Böylece hakkın hakimiyetinin taraftarlarının kendilerine tabi olmasına ve dini düşüncenin yok olmasına sebep oldular.

Bugün düşmanları İslam inkılabını yenilgiye uğratmak, İran’ı Endülüs haline getirmek, genç nesilleri fesada sürüklemek, böylece İslam inkılabında ve değerlerinde etkili rol almak için çabalamaktadırlar.

Sekiz yıllık savaştan sonra ülkenin onarılmaya başlandığı dönemde de aynı yolu denediler. Halkın dünyaya yönelmesine, mal ve mülkün ardına düşmesine böylece ortamı ekonomik ve cinsi fesat için uygun hale getirmeye çalıştılar. Islahat döneminde ise inançları bozma kazmasını genç toplulukların tepesine indirdiler. 2009 fitnesi bu hedefin fiiliyata dönüştürülmesinin en bariz örneklerindendi. İnanç ve değer kalelerini fethetmeyi amaçlıyorlardı. Böylece Müslüman İran halkından ve İmam Humeyni’den intikam alacaklardı.

Bu karışıklıkların arkasındaki eller, bozguncu bir akım oluşturarak toplumda fesat ve ahlaksızlığı yaygınlaştırmak için ortamı hazırlamaya, bozgunculukları farklı bir şekilde toplumun sırtına yüklemeye çalıştılar.

Mossad, CIA ve istikbar dünyasının siyaset oyuncularının tümü Müslüman İran gençliğini maneviyat ve ilimde yükselme yerine fesat, tuğyan ve ahlaksızlaştırmak için sahneye indiler.

Şehriyari ve Rızainejat’ın katleden kurşunların sesi yüksek olup bunların etkisini görmek kolaydır. Ancak binlerce Şehriyari ve Rızainejat, benim ve bizlerin inanmadığımız ve tehlikesini hissetmediğimiz bir alanda ahlaksızlık, fesat ve uyuşturucu ile yüz yüze bulunmaktadır. Bereket versin ki İslam ve insanlık düşmanlarının bütün bu saldırıları karşısında uyanık ve bilinçli vicdanlar varlığını sürdürmeye ve kalkan olmaya devam etmektedir.

İç ve dış düşmanların internet siteleri, uyduları ve propaganda araçlarıyla saldırı selini fark etmeli tesettürün, iffetin ve gayretin ne durumda olduğunu görmeliyiz.

1981 ve 82’de İmam Humeyni’nin feryatlarını önemsemeseydik, bugün düşman nerelerde olacaktı? Bugün İslam Cumhuriyetinden bir eser kalacak mıydı?

Düşmanın bugünkü hile ve tuzaklarına karşısında durmak için ciddi girişimlere ihtiyacımız var. Müslüman halkın sahneye hareket etmesi gerekir. Muhammed Resulullah (sav) ordusunun ayağa kalkması gerekir. Hepimizin tek tek ayağa kalkması ve İslam düşmanlarının kültürel savaşına karşı durmamız gerekir.

Yarın çok daha geç olacak. Bilinçli olmak zorundayız. Bu alanda yaralıların, esirlerin ve öldürülenlerin feryadını duymuyorsak, en azından İslam İnkılabına yüreği yananların feryatlarına kulaklarımızı çevirelim. Düşmanın planlarına karşı duralım. Kültürel alanlarda saldırılara maruz kalanların feryadına koşalım.

Bu alanın yaralıları olan bazıları tuzağa düşmekten ve gelişmeden alıkonduklarından gafildirler. Topluca harekete geçmeye ihtiyacımız var. Belki böylece gafiller kendilerine gelirler de, gençlerin, kız ve erkek çocukların tuzağa düşmelerine sebep olmazlar.

Yumuşak savaş meydanlarındaki seslerin çoğunu duymak zordur. Bazıları düşmanın tuzağına düştüklerine inanmıyorlar. Bazıları ise düşmanı dost görebiliyorlar. Dünya peşindeki bazıları ise hedefi göremiyorlar. Bazıları ise hedefi tamamen kaybetmişler.

Ben ve biz de onlara katılırsak, savaşı ciddiye almazsak, bazı kalelerin düştüğüne inanmazsak o zaman neler olacak?

Gelin karar verelim ve bunlara bütünüyle inanalım. Dikkatle, basiretle, düşmanın sahne gerisindeki elini gözetleyelim. Bu gizemli ve fesat kaynaklı eli keselim.

Yine de toplumsal bir inanca ve harekete ihtiyacımız var. Genel bir seferberlik karanlığı, fesadı ve ahlaksızlığı yok etmeye muktedirdir. El ele verip hep beraber meydanlara inmeliyiz. Bu olmayacak bir iş değil. Benim ve bizlerin bir araya gelmesiyle olacak. Çok fazla geç olmadan karar verip harekete geçmeliyiz.

Kaynak: Keyhan Gazetesi

Yazan: Ali Şirazi

Çeviren: Ahmet Dağcı