Saygıdeğer zenginlik

13 Ocak 2019 Pazar, 13:32

İnsan, nefsiyle var olan bir varlıktır. Nefsin bazı istek ve arzuları, insanın dünyadaki yaşantısını etkilediği bir gerçektir. İnsanın nefsi tatmin olmak ister. Dünya mutluluğunu bu tatminde bulur. Bu tatmin maddi olabileceği gibi manevi boyutu da içerebilir. Sonuçta insan beden ve ruhtan yaratılmış bir varlıktır. Hem bedenen hem ruhen tatmin olma arzusu her insan için gereklidir.

İnsan yeme, içme, giyinme ve barınma gibi temel ihtiyaçları gidererek zorunlu tatmin noktasına varır. Bu temel ihtiyaçların giderilmesi insanın asgari yaşamı için fizyolojik tatmin eşiğidir. Bu eşiğin altı insanın hayatla olan bağının koparılması anlamına gelir. O yüzden bu toplumsal yapı insanın bu eşiğin altına düşmesini engelleyecek önlemler almalıdır. Devlet, sivil toplum kuruluşları, akraba, komşu, aile ya da vicdan sahibi herhangi bir fert bu sorumluluğa sahiptir.

Zorunlu eşiğinin üstünde de insan tatmin olmak ister. Buna yönelik insanı tatmin eden değişik yollar vardır. Mesela başkaları tarafından saygı duyulmak önemli bir tatmin aracıdır. Saygınlık elde etmek, öncelikle insanın kendinden bağımsız olması düşünülemez. Çünkü insanlar arasında saygınlık kazanmak önemli bir meziyet ve ahlaki olgunluk ister. Bu insanın kendisiyle alakalı bir durumdur. Bir de çevre faktörü vardır. Yani insanların toplumun diğer üyeleri tarafından nasıl algılandığı da önemlidir. Toplumsal kabul, meziyeti ve ahlakı yüksek insanlara karşı saygı duymayı gerektirir. 

Bunun yanında bir de zoraki olarak dayatılan “saygınlık” vardır. Biz bunu saygınlık kazanmak olarak anlayamayız. Ancak bu durum saygı görmeyi gerektirecek şartları oluşturmakla izah edilebilir. Yani ortada kişinin kendisinden kaynaklı bir meziyeti ya da ahlaki olgunluğundan dolayı elde edilmiş bir saygınlığı yok. Bunun yerine topluma sunulan farklı bir değerden dolayı talep edilen bir saygınlık söz konusu.

Bu zoraki saygınlık araçlarının en önemlisi ve göze çarpanı mala ve makama sahip olmaktır. Toplum içerisinde meziyeti ve ahlaki olgunluğu ile saygınlık kazanamayanların seçeneği mal ve makamın saygınlık aracı olarak kullanılmasıdır. Bu saygınlık kişinin özelliklerinden değil maddi anlamda sahip olduklarından kaynaklanıyor. 

Servet ve makam kişilik olarak var olamayanların varlık reçetesidir. İlimde, sanatta, edebiyatta, siyasette, ahlaki olgunlukta ya da adamlık notunda toplum içerisinde yer edinememiş kişilerin saygınlık için uğrak yeri servet ve makamdır. Bu tür insanlar eksikliklerini maddi unsurlarla telafi etmeye çalışır.

Zenginliğin ve makamın saygınlık aracı olarak kullanılmasının neticesi sonradan görmeliktir. Etrafımızda gördüğümüz malını ve makamını insanların gözüne sokanların zihinsel arka planında insanlığa sunabilecekleri bir meziyetleri ya da değerleri olamayışı yatmaktadır. Bu insanların kişilikleri değil mal ve makamları ön plandadır. Kişinin yaptığı ya da kişiye yapılan tüm atıflar malına ya da makamınadır.

İnsanın şahsi meziyet ve ahlaki olgunluğundan kazandığı saygınlık ömür boyu sürer. Hatta ölümünden sonra hatırası üzerinden bu saygınlığın devam ettiği görülür. Fakat mal ve makam üzerinden saygınlık elde edenlerin bu saygınlığı mallarının ve makamlarının ömrü kadardır. Mal ve makam kişiyi terk ettiğinde sözde saygınlıkları da kaybolur. (Milli Gazete)