Ahlâk nizamı

02 Ocak 2019 Çarşamba, 12:41

Bu yazıları “Âmentü’ye inananlar” için yazdığımı söylemiştim. İnanmayanların canı sağolsun.

“İman” Rahman ve Rahim olan Cenab-ı Hakk’ın insanoğluna bir lütfudur. “Allah size imanı sevdirmiş ve onu kalplerinize zinet yapmıştır. ... Bu Allah’tan bir lütuf ve nimettir” (Hucurat 7-8). İnsan bu lütuf sayesinde var olur (kul olur). Kur’ân-ı Kerim’de “Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet ve kulluk etsinler diye yarattım” (Zâriyat 56) buyruluyor.

Peki “kulluğumuzu ve ibadeti” nasıl yerine getireceğiz? Cenab-ı Hak kendi ruhundan üfleyip eşref-i mahlukat kıldığı insana yine lütfunun eseri olarak peygamberler göndererek doğru yolu gösterdi. Hz. Peygamber Muhammed Mustafa (s.a.v.) ile “Hak yol” (İslâm) tamamlandı.

Allah’ın kanunu olan “Hududullah” ile bunun uygulaması olan “sünnet”i tarif etmiş, daha önceki yazılarımızda Hz. Peygamber’in örnek hayatını dile getirmiştik.

İmandan “ahlâk” doğar. Müslüman olmak İslâm ahlâkına sahip olmak demektir. Hakk’a kul olmaya gelince, bu hususu Abdülaziz Bekkine’nin veciz ifadeleri ile dile getirelim:

“Her şeyde olduğu gibi Hakk’a kulluğun da bir şekli ve sureti, bir de ruhu ve mânası vardır. Hakk’a kulluğun ruhu ve mânası, kendisine layık olan mevkiini teslim ettirebilecek derecede Hakk’ı tanımaktır ki buna iman deriz. Şekil ve suretine gelince o da Hakk’ın emrine uyarak kendisi de dahil olmak üzere bütün halkına hizmet etmekten ibarettir ki, buna da ubudiyet veya ibadet deriz. (Bu iki kavram için ileride izahat verilecek).

Hülasa Hakk’a kulluk için halka hizmet yol olduğu gibi, Hakk’ı bilen için de halka hizmet borç olmuştur. (Nurettin Topçu, İslâm ve İnsan, Hareket Yay., 1969).

Ahlâk İslâm dininin özü, esası ve bizzat kendisidir. Müslüman olmak İslâm ahlâkına sahip olmaktır. Ahlâk dinden, din ahlâktan ayrılmaz.

Ahlâkın ilkelerini nerede arayacağız?

Bu meçhul bir mesele değildir.

Elbette ki bu ilkeler dinin Hz. Peygamber’e vahyolunan âyetlerinden, kısacası Kur’an-ı Kerim’den, uygulaması Hz. Peygamber’in sünnetinden çıkarılır. Muhammed Mustafa’nın ahlâkı yukarıdaki soruya verilecek cevaptır. Ve tartışmaya mahal bırakmayacak kadar açık ve berraktır.

Diğer bir kaynak ise kâinatın tüm unsurlarıdır. Kainat kitabını okumak, Cenab-ı Hakk’ın kurduğu düzenin işleyişini, tabiatın eşsiz âhengini temaşa etmek, bu âhenge katılmak imanı ve ahlâkı olgunlaştırır. Bu sebeple Yunus Emre:

“Yaratılmışı severiz Yaradan’dan ötürü” diyor. Ve ardından Hucurat (13) sûresine atıf yapan dörtlüğünü söylüyor.

“Gelin tanış olalım

İşi kolay kılalım

Sevelim sevilelim

Bu dünya kimseye kalmaz”

Burada kastolunan Allah korkusu ile Allah sevgisini aynı kalpte birleştirerek yaradılmış ne varsa her şeye sevgi ile yaklaşmanın doğuracağı ahlâktır.

İslâm’ın tüm insanlığa ve tüm zamanlara teklif ettiği, Hz. Peygamber’in temsil ettiği düzenin adı bu sebeple “Ahlâk Nizamı” olmalıdır.

Aslında kelimelere takılmamak lazım denebilir, niyetimiz ve maksadımız bellidir. Lakin konuşup anlaşmak hususunda, i’mal-i fikir için kendi kavramlarımızı karşılayacak kelimeler (ıstılah) bulmalıyız.

Bu kelimeler vardır, asırlardan beri kullanılıyor, kütüphanelerimizi dolduran binlerce kitap şahidimizdir. Doğru mu? Doğru, lakin o dil ayrı bir tahsil ister. Ayrıca dünyaya bir söz söyleyecek olursak kullanımda olan uluslararası lügati de gözden uzak tutamayız.

Daha da önemlisi bu yazıların gazetede yayımlanması, umuma hitap etmesi ve anlaşılır olmasıdır. Kavram tartışması niyeti taşımıyoruz.

“Ahlâk Nizamı” diye adlandırdığımız düzen öncelik sırasına göre beş unsurdan oluşuyor. Birbirini vareden bu unsurları ayrı ayrı ele alıp önümüzdeki haftalarda izaha gayret edeceğiz. O beş unsur şunlardır:

1. Ahlâk

2. Hakimiyet

3. Meşveret

4. İktisat

5. Bu dört unsuru da kapsayan adalet. (Yeni Şafak)