Ekrem Şama’dan Davutoğlu, Gül ve Babacan’a zor sorular

Ekrem Şama’dan Davutoğlu, Gül ve Babacan’a zor sorular

Milli Gazete Yazarı Ekrem Şama, parti kurmaları beklenen Ali Babacan, Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu’na bazı sorular yöneltti.

Bunlar mı parti kuracak?

Geçen ay yazmıştık, “Davutoğlu konuşur mu?” diye!

Yaptıkları ve yapılanlar sırasındaki sorumlulukları “külliyyen” kelimesi ile karşılanabilirken, o “cüziyyen” kelimesinin karşılığı kadar ancak konuşabildi.

Parti kuracaklar diye isimleri dolaştırılan diğer zevat da öyle. Abdullah Gül de, Ali Babacan da konuştu. Ama onlar da kısmen ve cüziyyen konuştular. Yarım ağız veya sosyal medyadan attıkları bir iki mesaj ile.

Önce Davutoğlu’na bakıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti eski Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Başbakanlığı döneminde kendisine: “Sen başbakan gibi görün ama başbakan olma. Başbakanmış gibi rol yap ama yetki kullanma” denildiğini söyledi. Ayrıca Suriye politikasındaki “bagajlar” hep bizim sırtımıza yüklenmeye kalkışıldı! Düşük profilli olmam istendi. Benden her şey olur, ama “düşük profilli” olmaz, dedi.

Hatırlıyoruz da, 2014’ten 2016’ya kadar Başbakan olmuştu. Yani 2 yıla yakın bir süre. Bu 2 yıllık süreden önceki uzun yıllar Dışişleri Bakanlığı, ondan önceki yine uzun yıllar iktidarın Dışişleri Danışmanlığı.

Sayın Davutoğlu Hoca’ya söylenecek çok söz var. Mesela sırtınıza yüklenecek “bagaj” sadece Suriye yanlışlığı mı? Cidde’de İslam Birliği fikrine balta vurulması olayındaki bagajlar ne olacak? Bugün başımıza kendi ellerinizle Annan’a uyarak çorap ördüğünüz Kıbrıs, Ege ve Akdeniz tavizlerinin bagajı ne olacak? Afganistan, Irak, Libya, Mısır bagajları ne olacak? Sıfır sorunlu komşuluk diye yutturulan politikaların bagajları? Yemen’deki karışıklığın barış tarafında değil de, katliama kapı aralayan tarafında durmanın bagajları? Suriye’de savaş üretmek için Rus uçağının düşürtülmesi, 4 adam gönderip Suriye’den 8 füze attırıp savaş çıkarılması senaryolarının bagajları? FETÖ ile pazarlık için Pensilvanya’ya gidişin bagajları? Avrupa’da vizesiz dolaşma avuntusu ile verilen tavizlerin bagajları?

Davutoğlu “benim elimde hiçbir yetki yoktu, Başbakan gibiydim ama Başbakan değildim, Dışişleri Bakanı gibiydim ama değildim, Danışman gibiydim ama danışman değildim” demek istiyor galiba?

İyi de bütün bu görevleri kim yürütüyordu o zaman? Ne diye ortaya konuşur acaba? Ne diye “cüziyyen” konuşur acaba? Daha bagajların asıl sahibinin kim veya kimler olduğunu bilmeyen ya da bildiği halde söyleme cesareti olmayan, isim telaffuzundan bile korkan bir Hoca, yeni bir parti kuracak, yeni bir lider olacak, Türkiye’yi kurtaracak öyle mi? Hangarda bu kadar kurşun gibi ağır bagajlar varken, bu bagajların kendine ait olmadığını titrek seslerle iddia eden Davutoğlu, daha bagajların asıl sahibi olduğunu ima ettiği partisinden bile ayrılamazken, kurtarıcılığa soyunuyor. Hayret yahu!

Ya parti kuracak diye ismi dolaştırılan Abdullah Gül? O da ancak “cüziyyen” kelimesinin kapsamı kadar konuşuyor. Şu dediğine bakar mısınız?

“İslam dünyasında itibarlı ülkelerin sayısının çoğalması lazım. İtibarlı olabilmek için de herkesin evinin içi düzenli olması lazım. Bununla neyi kastettiğim de gayet açık; insan haklarının, demokrasinin, hukukun üstünlüğünün, diyalogun, huzurun... Bütün bunların sağlanması gerekir.”

AKP iktidarının en tepesinde en uzun süre görevler yapmış bir kişinin bu kadarcık konuşması yeterli midir? Bu dile getirdiği eksikliklerin baş sorumlularından birisi kendisi değil midir? Onun da bu konularda oluşmuş kurşun gibi ağır bagajların sahibi kendileri değilse, asıl sahibinin kim veya kimler olduğunu açıklaması gerekmez mi? Parti kuracakların arasında zikredilen bir kişi, ortada bu kadar ağır veballer varken, hiç konuşmadan ima yollu mu anlatacak parti kurmaya teşebbüs etmesinin asıl sebeplerini?

Ya Babacan?

”Hukuk dibe vurdu. Hukuk dibe vurunca ülke ekonomisi perişan oldu. Korku toplumu oluşturuldu. Kalitesiz işler yaptılar ve hâlâ yapıyorlar. Hatalı adamlarla çalıştılar. Çözemeyeceğimiz problemimiz yok” diye bir “cüziyyen” de o açıklama yaptı.

Ortada duran bagajlar. Muhatabı olmayan ithamlar. Ülkenin bu hale gelmesinde en büyük sorumlulukları olup, hiçbir kabahati olmadığını ima etmeler.

Bunlar parti kuracak, hem Türkiye’yi, hem İslam dünyasını kurtaracaklar öyle mi?

Hadi canım sen de!

HOCANIN BAGAJI

Hoca eğil de bak, lastik patlak,

Motor demode, ibre nakısa!

Uçmaya çok heveslisin mutlak,

Bagajın kurşun gibi, pist kısa! (Milli Gazete)