Müzevire inananın vay haline!

04 Mart 2018 Pazar, 09:49

Bir kere daha Hz. Mevlana’ya müracaat edelim. Onun Mesnevi’deki kıssalarından biri, yeryüzünde kol gezen fitne ve terör ortamına ışık tutuyor. Hikâye şöyle:

Hz. Süleyman bir gün büyük çadırını kurunca kuşlar gelip hünerlerini birer birer sayıp dökmeye başladılar. Her biri hünerini anlatıyor, sonra diğeri geliyordu. Nihayet sıra Hüthüt kuşuna geldi. Hüthüt:

“Ey ulu padişah, dedi, ben size küçük bir hünerimden bahsedeceğim.”

Hz. Süleyman:

“Buyur söyle, seni dinliyorum.” deyince, Hüthüt:

“Yükseklerde uçarken baktığımda yerin derinliklerindeki suyu görürüm, o suyun ne kadar derinlikte olduğunu, renginin nasıl olduğunu, topraktan mı, yoksa taştan mı kaynadığını görür, bilirim. Ey ulu padişah sefere girersen beni yanına al. Sana konaklayacağın yer konusunda faydalı olurum” dedi.

Hz. Süleyman da:

“Ey güzel arkadaş, susuz ve uçsuz bucaksız çöllerde bize arkadaş ol, böylece bize faydalı olursun” dedi.

Bunu duyan karga araya girdi:

“Bu zavallı yalan söyleyip yüzünü kara etmektedir, dedi, çünkü eğer böyle bir hüneri olmuş olsa önce yerdeki tuzağı görüp ona yakalanmaz ve kafeslerde mahkûm olmazdı.”

Bunun üzerine Hz. Süleyman:

“Ey Hüthüt yaptığını beğendin mi, bizim huzurumuzda yalan söylemek olur mu?” diye Hüthütü azarladı.

Hüthüt:

“Ey yüce padişah, benim hakkımda karganın söylediklerine inanma. Ben huzurunuzda yalan söylemedim. Dediklerim doğrudur. Benim tuzağı görmeyişimin sebebi kaza ve kaderin gözümü kapatması, aklımı bağlamasıdır. Yoksa elbette ki yerin üstündeki tuzağı görürüm. Fakat ne yazık ki, kaza gelince bilgi uykuya dalar, ay tutulur, gün kararır” dedi. (Mesnevi’de Geçen Bütün Hikâyeler, Hazen Y.).

Bu meselde geçen Hz. Süleyman, Hüthüt ve Karga yerli yerine konarak okunduğunda, günümüz ortamını açıklayabilecek çeşitli ipuçları elde edebiliriz. Hz. Süleyman halkın yerine konursa, o da kendine rehber olarak Hüthüt’ü seçerse, Hüthüt, “kaza ve kader” ona gözünü kapattırmadıkça doğru yoldan şaşmaz. Ama onu doğru yoldan çıkarabilecek, yolunu şaşırtabilecek tuzaklar her zaman bulunabilir.

Bu durumda da, Süleyman’ın uyanık davranıp karganın sözüne kanmaması gerekir. Aksi takdirde karga Süleyman’ı kandırabileceği gibi, Hüthütü de tuzağa düşürebilir. Ama Karga kim? Süleyman’a bir türlü, Hüthüt’e başka türlü görünen bir Karganın kim olduğunu bir bakışta teşhis etmek kolay mı? Karga da şeklen güzel bir kuş; onu şeklinden teşhis etmek kolay olmayabilir; ama pislikte eşinirken görüldüğünde kolayca teşhis edilebilir. (Yeni Şafak)