Cahil, adamı zıvanadan çıkarır

26 Nisan 2018 Perşembe, 13:23

Cahil, adı üstünde bilgisiz kimse...

Bilmez, bildiğini sanır. Bildiğini sandığı için de bilgiçlik taslamaya kalkışır.

Başkasının bilgisi üstünden kendine pay çıkarmaya kalkışır.

Başkasının bilgisini kendi bilgisiymiş gibi kullanır; bilgisini kullandığı kişiyi kendi zannınca çekiştirmeye yeltenir.

Türkçe bir öğüt var, cahille ye iç, sohbet etme, diyor. Acaba niye? Bana kalırsa, cahille yiyip içmeyi bile kesmeli... Birlikte yiyip içme aslında bir bakıma sohbet ortamı da oluşturur. Eğer cahille sohbet ortamı oluşturmak istenmiyorsa onunla yiyip içmede de birlikte bulunmamak gerekiyor. Bilge şair Solon (640-588) bakın ne diyor: “Cahile ikram edip iyi davranmayın, sizi hafife alır.”

Cahil, kendisi bilmediği için muhatabını da bilgisiz çıkarmanın derdindedir. O, muhatabını dinleme yerine onun yanlışını bulmaya yoğunlaşır. Muhatap da ona cevap vermeye kalkıştığında, işte tam da, yandı gülüm keten helva! Burada totoloji başlar. Totolojinin başladığı yerdeyse yeni fikirlere ulaşılmaz. Totoloji, bir bakıma mantığın onanizmidir: kendi üstüne katlanır, ama bu çabadan ürün hâsıl olmaz...

Solon, cahillerle ilgili andığım cümlesini orada bırakmıyor, sürdürüyor. Cahile ikram etmeyin dedikten sonra “Şerli kimselerle irtibat kurmayın, onlarla düşman olursunuz” diyor. Böylece cahille şerli kimseyi aynı kişilikte buluşturmuş oluyor. Cahil kimse şerlidir de... Onunla tartışmak, bir mesele üzerinde konuşmak sonuç vermez. Sonuç vermemekle de kalmaz, kişiyi beklemediği bir şerle karşı karşıya bırakır. Ya cahille dalaşıp boşa vakit harcanmış olur, insan avara kasnak haline gelir; ya da durduk yerde sonuçsuz bir kavganın içine düşer...

Burada, tam da bir başka bilgenin (yanılmıyorsam İmam Gazali olmalı) sözünü anımsamanın yeridir. Şöyle söylüyordu: Benim cahillerle yaptığım tartışmalarda kazandığım olmamıştır!

Altına, insanın iki defa imza atası geliyor... Bilge kişi deseydi ki, ben cahillerle yaptığım tartışmaların tümünü kazandım! İşte o zaman şaşardım. Cahilin işi gücü demagojidir. Aristo’nun demokrasinin bozulmuş biçimine demagoji adını vermesi de, demagoji tanımlamasıyla bağlantılıdır. Mantık ya da yöntem düzgün olsa da, önerme yanlış bağlamda kullanılmaktadır. Hz. Ali’nin karşısına dikilen Hariciler de su katılmadık demagoglardı. Bu bozukluk bir bakışta fark edilmeyebilir. Cahil ya da demagog işte tam da bu noktada devreye giriyor. Yanlış bağlamın üstüne oturtulmaya çalışılan “fikir” adamı zıvanadan çıkarır.

Solon’un öğüdü şöyle sonlanıyor: “Eğer doğruluğa talip iseniz, zenginliğe güvenmeyin!” Bilge kişi acaba niçin böyle söylüyor? Doğruluk ya da hakikat, servetle kaim olan bir fenomen değildir. Zenginliğinizi, gücünüzü kullanarak bir yanlışı doğru haline getirmek imkân dışı bir yerde durur. Doğruluk, kendi iç değerleriyle birlikte varlık alanında yer ihraz eder. Bir yanlış itip kakmayla doğru haline getirilemez.

Edebiyatta yeteneksiz eleştirmeci! Siyasada cin olmadan adam çarpmaya kalkışan figür! Burada söylenenler biraz da sana: sen bu yazıyı görmesen, görsen de okumasını beceremesen de... (Yeni Şafak)