Dar kafa ile mankafa

30 Aralık 2018 Pazar, 13:30

Dar kafalı, ayın arka yüzünü görmediğinden onu yok diye düşünür, yok sayar. Bir de mankafalar var. Mankafa yalnızca ayın görmediği arka yüzünü inkâr etmekle kalmaz, kendi görme bozukluğu yüzünden Ay’ı da inkâr etmeye kalkışır. Dar kafalının dar görüşlülüğünü onun görüşünün dar açısıyla ilişkilendirebiliriz. Oysa mankafanın anlayış kıtlığı, idrak bozukluğu veya idrak yoksunluğu ile ilişkilidir. Dar kafalının görüş açısının genişletilmesi ve ona bazı şeylerin anlatılması, teorik olarak mümkündür. Mankafaya herhangi bir şey anlatamazsınız. Siz ekmek tahtası dersiniz, o bayram haftası anlar. Siz buna rağmen ekmek tahtası üzerine konuşmaya devam ederseniz, mankafanın kafası bayram haftasında olduğu için, anlatılanları birbirine bağlayamaz, kafası iyice karışmaya başlar. Mankafa, en basit konuları bile, bu bağlantı ve bağlam bozukluğu yüzünden birdenbire öyle çapraşık hale getirir ki, ona, neyi neresinden başlayıp anlatacağınıza karar vermede zorlanırsınız.

Bir mankafaya, bir konunun kendi bağlamı içinde nasıl düşünülmesi gerektiğini anlatmak için çene yormaya değer mi? Bir İslâm ülkesinde zımmilerin (eman altındaki gayrimüslim) şarap üretmek için üzüm yetiştirmesi, o üzümden şarap imal etmesi, bu şarabı içmesi ve kendi aralarında bu işin ticaretiyle meşgul olması İslâm hükümetinin güvencesi altında bulunur. Bir Müslüman onun şarabına zarar verdiğinde tazmin ettirilir. Müslüman’a: “İyi etmişsin, zaten haram bir işle uğraşıyorlardı, eline sağlık” denmez. Verdiği zarar ödettirilir. Bu durum, Müslüman indinde şarapla uğraşmayı meşru ve mubah göstermez; fakat bir arada yaşanılan insanların haklarına riayet edilmesi (onların bu alandaki uğraşlarının dikkate alınması) gerektiğini gösterir. Buradaki dikkat, haram fiilin zatıyla ilişkili değildir. Buradaki dikkat, bir arada yaşama dolayısıyla ortaya çıkan hukukun getirdiği sınırlara ilişkindir.

Hz. İbrahim’in putları kırması ile Resulullah’a (sav.) “Senin dinin sana, benimki bana” demesini buyuran ayeti kerimenin bağlamı da farklıdır. Her biri kendi bağlamı (context) içinde anlam taşır. Birinin kullanılacağı yerde ötekine müracaat edilirse yanlış olur. Şapla şekeri karıştırmaktan doğan

netice ortaya çıkar. Mankafanın yaptığı da budur:

şapla şekeri karıştırmak…

İneğe tapanı uyarma gereğinin bağlamı ile, ineğe tapan ile bir arada yaşıyorsak onun ineğe tapmadan doğan haklarına riayet etme hususu birbirinden farklıdır. Ve ineğe tapanın bu husustaki hakkının korunması da, İslâm ülkesinde, İslâm hükümetinin üzerine düşen bir görevdir. Durum, onun fetişini benimse bağlamında değildir; tümüyle farklı bir hukukun konusudur.

Tekrar dar kafa ile mankafa konusuna dönersek: bir dar kafa yalnızca bir dar kafadır; mankafa ise, mankafasının içinde aynı zamanda bir dar kafa saklar. Durum ironik görünse de böyledir… (Yeni Şafak)