Gülen Kaybetti, Erdoğan Güldü

01 Nisan 2014 Salı, 07:06

1987'den beri gazeteci olarak seçimleri takip ediyorum, teknolojinin ve medyanın bu kadar gelişmiş olmasına rağmen bu kadar tartışmalı bir seçime tanık olmamıştım. Anadolu Ajansı ile Cihan Haber Ajansı'nın özellikle ilk sonuçlarda birbirine taban tabana zıt rakamlar açıklaması nedeniyle oluşan kafa karışıklığının bedelinin çok ağır olacağını, Türkiye'nin uzun bir süre bu seçimlerin sonuçlarını tartışacağını düşünüyorum. Diğer bir deyişle olay karakolda biteceğe benziyor, ama işin acısı Türkiye'de sorunları, tartışmaları, anlaşmazlıkları çözebilecek herhangi bir "karakol" bulunmuyor. Bağımsız ve tarafsız yargı konusunda zaten kötü bir durumdaydık, 17 Aralık süreci hükümetin yaptığı müdahalelerle berbat bir hale geldik. Dolayısıyla özellikle kıran kırana yarışların olduğu seçim bölgelerinin sonuçları, hele iktidar partisi lehineyse, toplumun geniş bir bölümü tarafından kabullenilmeyecektir.

Kim kazandı, kim kaybetti?

Seçimler bu kadar tartışmalı olunca değerlendirme yapmak da zorlaşıyor. Bu satırları yazarken hâlâ kritik bazı bölgelerde sonuçlar belli değildi. Ancak elimizdeki kesin gibi görünen verilere baktığımda hızlı bir şekilde şu sonuçlara varıyorum:

* Bu seçimlerin ilk kazananlarından biri kuşkusuz AKP'dir. İktidar partisinin oyunu yüzde 45 civarında tutması hiç tartışmasız bir başarıdır, ama "zafer" olarak görülemez.

* Başbakan'ın, yolsuzluk iddialarının karar mercii olarak yargıyı değil de sandığı göstermesi stratejisi şu aşamada tutmuşa benziyor.

* Buna karşılık Cemaat'in ve onunla birlikte hareket edenlerin, bu seçimlerde Erdoğan'ı tasfiye hesaplarının tutmadığı açık. Zaten bir önceki yazımızda değindiğimiz gibi bu stratejinin çok da doğru olmadığı zamanla anlaşılmıştı. Bu nedenle "heybedeki büyük turp"un açıklanması vadedildiği gibi 25 MArt'ta gerçekleştirilmedi. Bu nedenle çok zaman geçmeden hükümet ve Erdoğan aleyhine kayıt yayınlarının kaldığı yerden devam etmesi kuvvetle muhtemel.

* Seçimin dikkat çeken galipleri arasına öncelikle BDP'yi, kısmen de MHP'yi katmak gerekir.

* Normal olarak yerel seçimlerde pek iyi performans göstermeyen MHP'nin Adana, Mersin, Manisa başta olmak üzere birçok ilde ve önemli ilçede elde ettiği başarının altını çizmek gerekiyor. Ayrıca İç ve Doğu Anadolu'da, kısmen de Karadeniz'de AKP'nin MHP ile başbaşa kaldığı bu seçimle iyice tescillendi. Bu durum, özellikle çözüm sürecinde Başbakan'ın elini epey zorlayacaktır. Diğer bir deyişle iktidar partisinin yaşayacağı herhangi bir kriz ve buna bağlı çözülmeden en fazla istifade edecek partinin MHP olduğu gözüküyor.

* BDP'nin elindeki il belediyelerini korumuş ve yenilerini AKP'den kazanmış olmasına ek olarak 5 yıl önceye kıyasla daha fazla ilçe belediyesi kazandığı anlaşılıyor. Bu da, her ne kadar sıkca şikayet etseler de çözüm sürecinin BDP'ye bayağı yaradığını, önünü iyice açtığını gösteriyor. Bununla birlikte Batı bölgelerinde devreye sokulmuş olan HDP'nin herhangi bir başarısına tanık olmamamız, bu proje üzerine zaten başlamış olan tartışmaların daha da kızışacağının işaretidir.

* Güneydoğu denince, daha yeni kurulmuş ve ilk kez seçime giren Hüda-Par'ın Batman, Diyarbakır başta olmak üzere bazı seçim bölgelerinde belli bir orana ulaşmış olmasına dikkat çekmeliyiz. Oranlar az görünebilir ama bu haliyle bile, Hizbullah'ın yasal uzantısı olarak görebileceğimiz bu parti BDP ve AKP'den sonra üçüncü siyasi güç olarak kendini gösterdi. Nasıl AKP'nin muhtemel krizi İç ve Doğu Anadolu'da MHP'ye yararsa, benzer bir durumda Güneydoğu'da Hüda-Par'ın kârlı çıkacağını öngörebiliriz. 

* CHP'ye gelince: Bu yazıyı yazarken CHP  İstanbul ve Ankara'yı kazanamıyor gözüküyordu. Bunlardan herhangi birini, hele ikisini birden kazanması halinde ana muhalefet partisinin başarısından söz edebiliriz. Ancak 5 yıl sonra, hele bu kadar yolsuzluk iddialarına rağmen CHP ülke genelindeki oy oranında ciddi bir ilerleme kaydedememişse ortada açık bir başarısızlık var demektir. Eğer ülke genelinde yüzde 25 civarında kalır, ne İstanbul ne de Ankara'yı alırsa CHP'de çok geçmeden büyük altüst oluşlar yaşanabilir. Böylesi bir durumda CHPnin fiilen ana muhalefet partisi olma özelliğini kaybedeceğini söyleyebiliriz.

* Seçimlerden bir gün önce Cemaat-hükümet savaşının 30 Mart'ta bitmeyeceğini ileri sürmüştüm. Ortaya çıkan sonuçlardan hareketle, CHP ile birlikte bu seçimlerin en büyük mağlubu olarak gözüken Cemaat'in durumu telafi edebilmek için kolları sıvayacağını ve elindeki diğer kozları pek geciktirmeden ortaya süreceğini tahmin ediyorum.

* Ancak inisiyatifin belki de ilk kez Başbakan Erdoğan'a geçtiğini de akılda tutalım. Sandıkta güven tazelemiş olan AKP liderinin yeni dönemde daha serinkanlı stratejiler geliştirmesi ve 17 Aralık'tan bu yana aldığı yaraları sarması mümkün.  (Vatan)