Suriye'de kim kazandı?

09 Mayıs 2017 Salı, 15:59

Suriye iç savaşı İslam ümmetine çok şey kaybettirdi. Bu savaştan hiçbir Müslüman ülke, cemaat, hiçbir İslam mezhebi kârlı çıkmadı. Dünya Müslümanlarının bin bir acı ve çabayla elde ettiği kazanımlar büyük darbe aldı. Bu savaş sonrası Müslümanlar gelecek adına derin endişe içine düştüler. İslami hareketlere yönelik algı operasyonları çok daha kolay bir şekilde yapılır oldu. İslam kardeşliğinin yerini Müslümanlar arası fitne ve tekfir hastalığı aldı. Müslümanlar birbirlerine düşmanca bakar oldular. İslam mezhepleri birbirlerini ötekileştirme yarışına girdiler. Kısacası Müslümanlar arasında kapanması çok zor derin uçurumlar oluştu.

Suriye iç savaşı Müslümanlara en büyük darbeyi cihada bakış konusunda vurdu. Tarih boyunca, özellikle de son iki asırda cihadın sayesinde dış düşmana karşı kendilerini, vatan ve namuslarını, din ve özgürlüklerini koruyabilmiş olan Müslümanlar cihat kelimesini ağızlarına almaktan korkar oldular. Emperyalist güçlerin Suriye iç savaşından en büyük kazanımları ümmet evlatları arasındaki cihat bilincine darbe vurmaları oldu. Afganistan ve Irak'ta yaşananlardan sonra cihada şüpheyle bakan Müslüman kitleler, Suriye iç savaşıyla cihat kavramından korkar hale geldiler.

Emperyalist medyanın güçlü propagandasının da etkisiyle cihat denilince insanların gözleri önünde kesilen kafalar, diri diri yakılan insanlar, bombalanan cami ve Pazar yerleri, sivillerin arasına dalıp kendilerini patlatan gençler, etrafa saçılmış kadın ve çocuk cesetleri canlandı. Cihat ile şiddet, dehşet, terör kavramlarının yan yana anılması kanıksandı, normal hale geldi.

Oysaki bu fitnelerden önce cihat denilince Müslümanlar arasında büyük bir sevda ve özlem peyda olurdu. Müslüman halkların gönlünde taht kurmuş özgürlük, direniş ve adalet önderleri akla gelirdi. Her biri birer destan olan, Müslüman halkları esaret ve zulümden kurtarmak için canları pahasına meydanlara atılan, Müslüman halkların sevgilisi, işgalci düşmanların korkulu rüyası Şeyh Şamil'ler, Ömer Muhtar'lar, İmam Rabbaniler, Şeyh Said'ler, Şeyh İzzettin el Kassam'lar, Şeyh Abdulkadir es Senusiler, Şamil Basayev'ler, Cevher Dudayev'ler, Abbas Musavi'ler, Fethi Şikaki'ler, Şah Mesut'lar, Mirza Han'lar ve daha niceleri akla gelirdi.

Suriye iç savaşı Müslüman ülke ve cemaatlere, direniş hareketlerine çok zarar verdi. Ümmete ümit aşılayan ülke ve hareketler ümmetin gözünde düşman kategorisine düşürüldü. Müslümanlar birbirleri yerine düşmanlarıyla işbirliğine girer oldular. Birbirlerine karşı düşmanlarını dost ve kurtarıcı görür oldular. En azgın şeytani güçlere, İslam ümmetini yok etme projelerine trilyonları harcayan Amerika ve israil gibi haydut devletlere bile reva görmedikleri hakaret ve saldırıları, küfür ve aşağılamaları birbirlerine yapar oldular.

Türkiye, İran, Hizbullah, İhvan, kim bu savaştan kârlı çıktı? Şii ve Sünni, hangi İslam mezhebi bu savaşın kazananı oldu? Türkiye, tarihi boyunca hiç olmadığı kadar dış tehdit altında… Sınır güvenliği diye bir şey kalmadı. Milyonlarca muhaciri barındırma mücadelesi bir yana iç savaşın kendi topraklarına sıçraması korkusuyla yatıp kalkıyor. Ülke içinde yaşayan farklı kesimler arasındaki güvensizlik ve düşmanlık korkutucu boyutlarda… İran'ın da Türkiye'den aşağı kalır yanı yok. İran, Amerika'yla komşu oldu. İşgal korkusunu iliklerine kadar yaşıyor İran…

Suriye fitnesi direnişi de vurdu. Suriye fitnesi israil'e karşı verilen destansı mücadeleyi ümmete unutturdu. Hizbullah birçok Müslüman gurubun gözünde ötekileştirilip düşmanlaştırıldı. Hamas ise adeta kaderine terk edildi. Mısır ve diğer Amerikancı, gerici Arap rejimlerinin zindanlarını dolduran İhvan mensuplarının feryatları ise hiçbir kulağa erişmiyor.

Şii ve Sünni, tüm Müslümanlar vahdet ve uhuvvet içinde Suriye fitnesine, Irak'taki karmaşaya dur demek için ne gerekiyorsa yapmalılar. İnisiyatifi Amerika ve diğer haydutların ellerine vermemeliler. Özellikle ümmet için hala ümit olmaya devam eden Türkiye ve İran bu defa Astana anlaşmasını gerçek bir fırsat ve barışa dönüştürmek için güç ve enerjilerini mutlaka birleştirmeliler. Yoksa ne ümmet onları affeder ne de Allah… (Doğruhaber)