Altın çağ hızla yaklaşıyor!

30 Mayıs 2017 Salı, 12:53

İslam ümmeti bazı dönemler büyük acı ve musibetlere uğramış, zorlu sınavlarla baş etmek zorunda kalmıştır. On dört asırlık İslam tarihi bu kısa süreli musibetlerle karanlık, acı dolu zamanlar yaşamış ama her defasında tekrar toparlanmayı başarıp yoluna devam etmiştir. Büyük dirilişler, büyük kurtuluş hareketleri hep bu karanlık dönemlerden sonra zuhur etmiş, İslam ümmeti en sıkıntılı zamanında, her şeyin bittiği sanıldığı anda büyük önderler yetiştirmiş, ortaya çıkarmıştır. Bu önderlerin elleriyle düşmanı püskürtmüş, İslam uygarlığı tekrar tüm ihtişamıyla dünyaya hükmetmiş, halkları adalet ve özgürlüğe kavuşturmuştur.

Selahaddin Eyyubi'nin ortaya çıkışı, altı asır dünyaya hükmeden Osmanlının kuruluşu hep bu karanlık dönemlerden sonra olmuştur. Müslümanlar Allah'ın izniyle İran İslam Devrimi ve Afgan Cihadıyla başlayan yeni bir diriliş sürecine girmiş, zamanın Firavn'u Amerika ve aveneleri bu diriliş ve toparlanış sürecini tersine çevirmek, akamete uğratmak, yolundan saptırmak için bin türlü şeytani tuzak ve hile yoluna başvurmuştur. Ilımlı İslam projesi, tekfirci akımların varlığı, kör mezhepçilik, ulusal çıkarların ümmetin maslahatının önüne geçirilmesi, ümmet gençliğinin modernist, seküler, makyevelist kültüre mahkûm edilme çabası, hazcı nesillerin yaygınlaştırılması, bütün bunlar dirilen İslam medeniyetini durdurma mücadelesinin ürünüdür.

Altın çağ hızla yaklaşıyor. İslam'ın dünyaya hükmedeceği barış ve huzur dolu günler sanılanın aksine çok yakın. Birçok insan umutsuz, artık her şeyin bittiği zehabına kapılmış. Hâlbuki ferasetle olaylara, olup bitenlere, dünyanın gidişatına bakıldığı zaman görülecektir ki Batı uygarlığı, vahşi kapitalist sistem artık can çekişiyor. Batı artık hasta adamdır ve tedavi maksatlı tüm reçeteler bu hasta adamı iyileştirmek yerine hastalık ve ızdırabını daha da artırıyor.

Büyük İslam âlimleri, ferasetli Müslüman bilgeler Batının bu önlenemez çöküşünü çok daha önce görmüşler, bunu kitaplarında, makalelerinde, konuşmalarında ve diğer çeşitli vesilelerle ifade etmişlerdi. Bu değerli, ferasetli zatların öngörüleri belki daha önce birçoğumuza afakî hülyalar gibi gelmişti. Ama zaman geçtikçe bu sözlerin ne kadar isabetli olduğu bir bir ortaya çıkıyor. Artık bizzat vicdanlı Batılı aydın ve siyasetçiler de bu gerçeği, Batının hasta adam olduğu gerçeğini, Batı uygarlığının can çekişmekte olduğu gerçeğini itiraf etmek zorunda hissediyorlar kendilerini.

Batının bu kadar agresifleşmesi, azgın boğalar gibi sağa sola salyalar akıtarak saldırması, inandığı, taptığı tüm değerlerini ayaklar altına alıp faşistleşmesi bu gerçeğin farkına varmasındandır. Batı can çekişiyor. Can çekişirken de ömrünü uzatmak için çırpınıyor, bu uğurda dünyayı ateşe atmaktan da çekinmiyor.

Ama nafile, ne yapsa boşuna… Varisi olduğu Roma İmparatorluğu, ikiz kardeşi olduğu Sovyet İmparatorluğu gibi ölecek barbar Batı Modernizmi ve dünya halkları için tek umut kaynağı İslam Medeniyeti bir güneş gibi doğacak. Değil bir Trump, bin Trump da olsa ve değil bir israil ile Suud hanedanı, bunlardan binlercesi de olsa; ele ele verip bin bir türlü hile ve tuzak peşinde koşsalar da altın çağın zuhurunu engelleyemeyeceklerdir.

Ümitvar olunuz, en gür seda İslam'ın sedası olacaktır! İstikbal İslam'ındır! Şii veya Sünni, Türk veya Arap, Fars veya Kürt, her kim bu hakikat doğrultusunda yürüyüp ümmetin vahdet ve ittihadı için çalışır, kardeşine omuz verirse kazanan o olacaktır. Ve her kim büyük şeytan Amerika, barbar Batı, Siyonist israil ve paralı uşaklarının, yerli kölelerinin peşinden koşarsa kaybeden de o olacaktır.

Bu, bizzat yüce Peygamberin müjdesidir. İşte o yüce önderin on dört asır önce bugünler için verdiği müjde: “ Hilafet otuz yıl sürecek, sonra ısırıcı sultanlık dönemi, ondan sonra da mutlak küfür dönemi gelecek. Mutlak küfür dönemi bir müddet sürdükten sonra da tekrar İslami hükümetler dönemi gelecek. İslam dünyaya hâkim olacak.” (Doğruhaber)