Doğru tarafta olmayı başarabilmek

29 Ekim 2018 Pazartesi, 10:54

Her anlamda bulanık bir ortamda yaşıyoruz. Kafa karışıklığı had safhada… Birinin beyaz dediğine öbürü kara diyor. Fitne ortamı hiçbir zaman bu kadar müsait olmamıştı. Böyle zamanlarda şeytan ve dostları hak kisvesine bürünerek çok rahat bir şekilde hak ve hakikatleri tersyüz edebilir, iyileri kötü, kötüleri iyi gösterebilir. Mazlumlara zalim, zalimlere mazlum elbisesi giydirebilir. Doğru tarafta olduğunu sanan nice insan bilerek bilmeyerek şer güçlerin ateşine odun taşıyabilir. Böyle ortamlarda imanı korumak, hak üzere olmak gerçekten çok zordur. Hele hele bunu fert olarak başarmak, ailesini, çoluk çocuğunu muhafaza etmek imkânsız gibidir.

İşte böyle zamanlarda mücadeleleriyle, duruşlarıyla, söylemleriyle, yaşantılarıyla iyilerden olduklarını ispatlamış muttaki, vasat, vahdetçi, ehl-i kıble olan tüm Müslümanları bağrına basan, onları kardeş bilen, Müslümanlara karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı izzetli duruş sergileyen; tekfircilik, mezhepçilik, milliyetçilik gibi fikirsel hastalıklara bulaşmamış İslami kesimlerle, İslami camialarla birlikte hareket etmek elzem olmaktadır.

Kendince hatta olarak gördüğü basit bazı şeyleri bahane ederek bu iyi insanlarla birlikteliği, birlikte oturup kalkmayı sonlandırmak Allah muhafaza kişinin, ailesinin, yakınlarının dünya ve ahiret saadetini tehlikeye atabilir.

Kim kiminle oturursa onun rengine boyanır, onun inançlarının, ahlakının ortağı olur. Peygamber boşuna mı diyor, kişi sevdiğiyle beraberdir; kişi sevdiğinin dini üzeredir…

İyilerden olmak istiyorsak eğer iyilerle beraber olmalıyız, onlarla oturup kalkmalıyız. Onların sohbetlerine, derneklerine, etkinliklerine katılımda bulunmalıyız; onlardan uzak durmamalıyız.

Şeytan pusuda bekliyor. Şeytanın dostları da pusuda bekliyor. Şeytan ve dostları kuzu postuna bürünmüş olarak bize yaklaşıyorlar. Masumane görünen isteklerle, masumane görünen tekliflerle yaklaşıyorlar bize… Ortam onlardan yana, imkânlar onlardan yana, ideolojiler onlardan yana, eğitim sistemi onlardan yana, sokaklar onlardan yana, mağazalar onlardan yana, medya onlardan yana, sanat onlardan yana… Ateş bacayı sarmış, bin başlı günah ejderhası evlerimizin başköşelerine kadar girmiş. Ufak bir gafletimizi kolluyor; bizi, çocuklarımızı yutmak için… İnsanlar cehennem odunu olmak için adeta birbirleriyle yarışıyorlar. Gün gevşeklik günü değil. Ufak tefek bahanelerin, sorunların arkasına saklanarak iyilerden uzaklaşma günü değil…

İyilerden olmak istiyorsak eğer iyilere güç vermeliyiz! Onların arkasında, onların öncülüğünde birbirimizle kenetlenmeliyiz. Söylemlerimizle olduğu kadar eylemlerimizle de onlarla olmalıyız. Dilimizle iyiliği ve iyileri övüp onlardan uzak duruyorsak, kötülerin onları güçsüz bırakmalarına, ezmelerine, marjinal bırakma gayretlerine göz yumuyorsak; hatta maddi kaygı ve endişelerle, makam ve mevki hırsıyla kötüleri destekliyorsak, kötülerin partilerine, ideolojilerine hammadde oluyorsak; Resulullah'ın aziz torununu yarı yolda bırakan nankör Kufelilerden ne farkımız kalır?

Ne yazık ki Iraklıların bu ahlakı günümüzde de var. Ben buna Kûfelileşme ahlakı diyorum. Bizi zalimlere yem yapan ahlak bu ahlaktır. Allah katında amellerimizi heder eden, kötüleri cesaretlendirip küstahlaştıran, koyun sürüleri gibi zorbalara boğazlattıran ahlak bu ahlaktır.

Kim kimi severse, kim kiminle beraber olursa onun dini üzeredir! İyilerin yolu peygamberlerin yoludur! Kur'an'ın yoludur! Rabbani ulemanın, İslam şeriatını kendilerine şiar edinenlerin yoludur! Kim iyileri severse, iyilerle beraber olursa onların dini üzere olur. İyilerin dini üzere olmak sonsuz kurtuluşu elde etmek, ebedi cenneti kazanmak demektir! Şunu unutmamak şartıyla; iyilerle beraber olmak onlarla birlikte bedel ödemeyi göze almak demektir! Gerektiği zaman onlarla birlikte elini taşın altına koymak demektir… (Doğruhaber)