Daha Fazla İşgalci Asker Ölmeli ki...

16 Ağustos 2009 Pazar, 00:00

İşgalci ile işgal edilen ülkeler artık iyice dış politika literatüründe yer edinmiş durumda. Keza ‘işgalci’ ile özdeşleşen ülkeler de. Özellikle Eylül 2001 saldırılarını işgal için nimet sayan ABD ve İngiltere’nin başını çektiği işgal harekatları, masum insanlara verdirdikleri zayiatlarla orantılı bir şekilde kamuoyu desteğinin artmasında doping etkisi oluştururken; conilerin safında verilen her kayıp ise desteğin azalmasında benzer şekilde yine doping etkisi oluşturmaktadır.

Irak işgalinin ilerleyen zamanlarda istendiği mecrada yürümemesi ve işgal başkentlerine gönderilen tabut sayısında yaşanan artışlar, kamuoyu desteğinin düşmesine, hatta görülebilecek en alt düzeylere çekilmesine yol açmıştı.

Oysa hatırlanırsa gerek Afganistan işgali gerekse Irak işgalinin ilk yıllarında kimi zaman işgal karşıtlarının kitlesel boyutlara varan gösterileri olmuş olsa da hava bombardımanları ve peşi sıra başlayan kara operasyonlarında gerçekleştirilen kitlesel katliamlar, hem Amerikan halkının hem de İngiliz halkının yönetimlere olan desteğini olabilecek en üst düzeylere çıkarmıştı.

İşgal politikalarında hedeflerin tutturulamaması İngiltere’de Tonny Blair’i zora sokarken Amerika’da da Bush ekibinin tasfiyesine yol açmıştı.

Bush ekibinin tasfiyesine giden süreç, bugüne kadar uygulamalarına yansımamış olsa da Amerikan tarihi açısından rengiyle dikkat çektiği kadar söylemleriyle de dikkat çeken Obama’yı işbaşına getirdi. Obama’nın Irak konusunda katliam siyaseti yerine siyasi manevralara yönelmesi elbette şartların geldiği nokta ile izah edilebilir. Aynı Obama’nın her hal-ü karda barışçı bir misyonla yola çıkmadığı gerçeği de Afganistan’da yürüttüğü imha politikasıyla ortadadır. Irak’ta birbirini kovalayan Conilerin tabutlarından sonra “barışçı” bir dil ortaya koyan Obama’ya sunulan kamuoyu desteği, Afganistan’da daha fazla katliamlara yol açacak umutları arasında tekrar yükselişe geçti.

İşgal sahasına çevrilen Irak’ta durum nisbeten sakin geçerken Afganistan’a daha fazla kuvvetle yüklenerek ortalığı tuz buz edeceğinin mesajını veren Obama ve ek asker göndererek sivil katliamlarında karınca kararınca katkısını esirgemeyeceğini gösteren İngiltere’de kamuoyu noktasında herhangi bir sıkıntı mevcut değildi. Oysa son iki aydır düzenlenen “temizlik harekatı”nda istenilen sonuçların tutturulamaması ABD ve İngiliz kamuoyunda tekrardan gel-gitlerin yaşanmasına sebep oldu.

Bilindiği üzere içinde bulunduğumuz ağustos ayında kukla Karzai yönetimini meşru göstermek adına seçimlerin düzenlenmesi öngörülmektedir. Ancak başkent Kabil’in kapılarını zorlayan Taliban direnişinin artan vurucu gücü, seçim sürecini de seçimlerden hedeflenen Karzai yönetimine meşruiyet kazandırma çabasını da ciddi olarak tehdit etmekteydi. Hem kukla yönetime yönelik Taliban tehdidini hem de 2001’den bu yana tüm çabalara rağmen işgal koalisyonunun beceremediği direnişi tamamen kırıma uğratma gayesiyle ABD ve İngiliz kuvvetleri geniş çaplı bir “temizlik harekatı”na giriştiler. Ancak temmuz ayını aşıp ağustosa sarkan operasyonlarda işgal kuvvetlerinin ciddi manada zayiat vermesi Londra kulislerini altüst ederken ABD’de yeniden kamuoyu desteğini gündeme oturttu. Temmuz ayında ölen 24 İngiliz askeri ardından silahla bu işin üstesinden gelinemeyeceği söylemleri Londra’da şu sıralar en fazla kabul gören görüş haline gelmiştir. Üstelik İngiliz hükümeti ölen askerlerinin Afganistan’da neden savaşa devam ettikleri konusunda kamuoyunu tatmin edememesi ayrı bir sorun.

Amerika’da da son yapılan kamuoyu araştırmasından Obama’nın Afganistan politikasına olan destek günden güne azalmaya başladı. Geçen mayıs ayında Obama’nın Afganistan politikasına karşı olanların oranı % 48 iken, bu oran son yapılan araştırmaya göre % 54’e çıktı. Açıkçası ABD operasyonları başarısızlığa uğrayıp ölen asker sayısı arttıkça katliam politikalarına olan halk desteği de düşmektedir.

Batı toplumlarında hükümetlerin politikalarında halk desteği küçümsenemeyecek kadar etkilidir. İşgalin ilk yıllarında Şibirgan bölgesinde diri diri toprağa gömülenler, konteynırlara doldurularak havasızlıktan boğulanlar, boğulmamak için birbirlerinin terlerini emenler, Ceng Kalesinde tutulan esirlere yönelik katliamlar, Guantanamao’ya uzanan insan kaçakçılığında gösterilen acımasızlıklar döneminde ayyuka çıkan kamuoyu desteğinin conilerin ölmesinde dibe vurması, işgal bölgelerinde daha fazla coninin öldürülmesi gerektiği gerçeğini kaçınılmaz kılıyor.

Çünkü daha fazla işgalcinin ölümü, işgal politikaları üzerinde belirleyici özelliği olan halk desteğinin dibe vurması sonucunu doğuruyor.

 

DoğruHaber Gazetesi