Gerçek pehlivanın gelişi

15 Haziran 2009 Pazartesi, 00:00

Köyün birinde kendini herkesten daha iyi olduğunu, daha güçlü olduğunu anlatıp duran sahte bir pehlivan vardı. Dili o kadar etkiliydi ki ondan etkilenmeyen, korkmayan kimse yoktu. Hal öyle olmuştu ki yaptığı propaganda sonucu kimse onunla güreş tutuşmaya bile cesaret edemiyordu.

Birisi niyet edipte güreş etmeye kalksa, ya kendisi yâda halktan biri aman ha ne yapıyorsun bu en büyük pehlivandır, seni yener maskara olursun! Neme lazım bu işten vazgeç derlerdi. Zavallı, kendi öz gücüne güvenen güreşçide bu işten vazgeçerdi. Taki köye aklı, kuvveti yerinde, korkudan uzak, ferasetli ve iyi, gerçek bir pehlivan gelmiş. Bu pehlivan, gösterişten uzak sade hayat yaşayan reklâmı sevmeyen biriydi. Yine kendini bilmez kendini yücelten sahte pehlivanla karşılaşmış. Sahte pehlivan övülmekten hoşlanırmış. Gittiği yerlerde yok mu karşıma çıkabilecek bir pehlivan? Haayt! Kimdir çıksın bakalım? deyip herkese hava atarmış. Köye yeni gelen iyi pehlivanda, bu pehlivanın halinden epey rahatsız olmuş. Sahte pehlivan, gerçek pehlivana hey sen, gel bakalım güreş benimle, yoksa korkuyor musun ha? deyip gülerek eğleniyormuş. Bütün köyün meydanında, amacı halka karşı kendini övmek ve insanları rencide etmekti. Gerçek pehlivan olur güreşelim deyince sahte pehlivan şok olur ve afallar. İstemeye istemeye güreşe tutuşurlar. Hakiki pehlivan, bir hamlede sahtesini yere serer. Halk şaşırır ve gülmeye başlar. Meğer adam bir hiçmiş, hepsi palavraymış. Ne olduğunu şimdi anladık deyip, ön yargılardan kurtulur köy halkı ve hakiki pehlivana teşekkür ederler.

İşte ey  Müslüman adı kullanan sahte pehlivan fesatçılar! Gerçek pehlivanlar geldi, yalanlarınız göz boyamalarınız nereye kadar! Kopardığınız fırtına, sahte oluşunuzun açığa çıkmasından korktuğunuz içinmi?

 

Mahmut Kevser