İslam’i Cemaat

15 Haziran 2009 Pazartesi, 00:00

Anadolu’da İslam cemaatini ezilmişlerin, mahrum bırakılmışların, aldatılanların ta bağrından çıkaran Rahman, bu cemaatin gerekliliğini ne kadarda yerinde ve zamanında var etmiştir.

 

80 küsür sene önce, halkına en acımasızca dayatmalarla özünden çevirmeye çalıştığı, ihanet ettiği, öz değerlerinden koparmaya çalıştığı, her türlü zulmü reva gören anlayış, hukuk tanımazlık, kontrolsüz, sınırsız yetkilerle bölge halkına çektirilen eziyetlerin haddi hesabı yoktu. Devran içinde kimsesizlerin kimsesi olan yüce Rahman, bu kandırılmaya çalışılan, rant pazarına çevrilen mazlum halkı koruyacak, hamisi olacak, ona yol gösterecek, kendi bağrından aziz İslam evlatlarını çıkardı. Ben Kürt değilim ama Kürtlerden, açıkçası İslam’a gönül verecek, bunu kendine dava sayacak  oluşumların olabileceğine ihtimal vermiyordum. Taki bu cemaati tanıyana kadar. Yıllar önce Şeyh Said’lerin torunları olan bu topluluk, aziz İslam’ın temellerini yeniden, her ne pahasına olursa olsun atmaya çalışmaları, karşılaştıkları bela, musibet ve ağır imtihanlar sonucu davalarından vazgeçmemeleri, beni çok derinden etkiledi. Irkçı birisi değilim, ama küçüklüğümde  İslam’ı, Arapların malı sayardım, onu korumak müdafaa etmek, yaşatmak onların görevi sayardım. Şimdide bakıyorum da Araplar oturuyor, Kürtler İslam’ı sahipleniyor. Hem de damarlarında taşıdıkları o kahraman, mert, yiğit asillikleriyle... Bu durum insanı duygulandırmaz mı? İnsanın, o İslam’a sahip çıkan Kürtlerin, ayaklarını öpesi geliyor. Evet, ben şahsen o İslam eri olan Kürtlerin, ayaklarını öperim.

30 yıldır, TC’nin zulmü, mürtedler v.b yapılanmalarıyla mücadele eden bu mustazaflar, bu gün Allah’ın izni ile epey mesafe kat ettiler. Bölgenin en etkin ve söz sahibi olma yolundalar. Çok değil, belki önümüzdeki 5–10 yıl içinde, çok şeyi de değiştirebilirler, İslam adına. Yitik değerleri sahiplendiler, dağıtılmış umutları topladılar, hayal edilmezlere ulaştılar, yeniden hayat verdiler Kürdistan’a. Bölgenin dengesini, rengini şekillendirdiler.

2000’li yılların başında, haklarında atılan iftiraların, yapılan operasyonların  ardı arkası kesilmiyordu. Bir yandan sayısız baskın ve tutuklama, bir yandan medya gücüyle karalanma, devletin kontrası gibi aşağılık ve ağır ithamlara maruz kaldılar. Birçok cemaati araştıran ve bunlar hakkında da epey araştırma yapan ben, bunların güneş gibi hakikat, süt kadar ak olduklarını biliyordum. Onların samimiyetlerine inanıyordum, onlardaki İslam’ın görünmez ruhunu görmüştüm. Öyle inanıyordum. Bir gün Resullullah’ı rüyamda gördüm, bu cemaati ona sordum. Bu cemaatin İslam cemaati olduğunu ve mutlaka zafere ereceğini söyledi. Geçenlerde yine haklarında iftira yaygaraları koparıldı. Yine benzer bir surette, Peygamber Efendimizin genç bir surette onların tertiplemiş oldukları, Peygamber Sevdalıları Platformu na geldiğini gördüm. Bir otobüsle gelmişti ve yanlarında Peygamber Sevdalıları Platformundan üyelerde vardı. Ardından gaipten bir ses işittim O’nunla gelenler her ne kadar platform üyeleriyse de aslında onlar Peygamberin akrabalarıdır diyordu. Efendimiz, otobüsten inip aralarına karıştı. Emin olmuştum ki bu Kürtler, gerçekten Efendimizin yarenleridir. Gelecek onlarla şekillenecektir.

Ülkeme, hayır ve bereket umuduyla Efendimizin yarenlerine çok şey borçluyuz. İslam’i kimliği ortaya çıkaran, İslam’i neferler var eden, sahiplenen olduğu için, ey kendilerinden bu kadar gayret beklenmeyen  Kürt olan İslam’ın yarenleri, sizlere selam olsun. Sizlerden çok şey öğrendik, sizlere minnettarız. Allah, sizleri zafere erdirsin.

 

Mahmut Kevser