YDG-H Kime Hizmet Ediyor?

23 Ekim 2013 Çarşamba, 11:57

Dün gece YDG-H nin Cizre’de aylardır yaptığı barbarlığa bir yenisi daha eklendi. Cizre Nur mahallesinde ikamet eden Nur Eğitim-Der ve Hür Dava Partisi üye ve gönüllülerine yönelik önce taşlı, sopalı ardında da silahlı saldırı düzenlendi.

PKK nın sözde gençlik yapılanması diye adlandırılan ve kaos ortamından beslenen YDG-H ismindeki çetenin Cizre’de adını duyurduğu günden beri ilçe merkezi ve kenar mahallelerde huzur namına bir şey bırakmadığı tüm Cizre halkının malumudur.

Sahi ne istiyor kimin güdümünde olduğu belli olmayan bu çete(ler)? Kime hizmet ediyor.

Cizre’de hırsızlardan, serserilerden ve soytarılardan oluşan bu çetenin amacı nedir?

Bayram arefesinde fakir Cizre esnafının ekmek teknelerini yakıp küle çeviren, yol ortasında babaları yaşındaki insanlardan hesap soran, zorla kepenk kapattıran, milletin işyerlerini molotoflayan, PKK/KCK/YDG-H adına haraç toplayan, kendilerince bir şeyler yapan/yapmaya çalışan ama giriştikleri her eylemi yüzüne/gözüne bulaştıran, dindar insanların evlerine gece yarısı ses bombası atan ve araçlarını yakan, Cizre halkının nefret ve tepkisini çeken YDG-H, amacına ulaşamamış, Cizre halkının gönlünde ancak nefret tohumu ekmeyi başarmıştır!

YDG-H son eyleminde Nur Mahallesinde ikamet eden Nur Eğitim-Der ile Hüda-Par üye ve gönüllülerini hedef seçmesini ben şahsen iki nedene bağlıyorum.

Bunlardan birincisi Hüda-Par’ın tüm doğu-güneydoğu da olduğu gibi Cizre’de de yerel seçimlere girmesi, buna karşın PKK’nin, YDG-H aracılığıyla özelde Cizre Hüda-Par genelde ise tüm Hüda-Par çevresine bir mesaj vermesi ve tahammülsüzlüğünü şiddetle dile getirmesi…

İkincisi ise YDG-H’nin Cizre’de en son 32 esnafın işyerlerini yakmasıyla BDP içerisinde YDG-H’nin feshedilmesine yönelik yükselen sesler…

YDG-H, yükselen bu sesleri dindirmek, kendi çevreleri tarafından dahi kendilerine yöneltilen eleştirilerin ve tepkilerin dozajını düşürmek ve hizmet ettiği karanlık yapılara kendilerini affettirmek için Hüda-Par üyelerine silahlı saldırı düzenledi.

 Çünkü bayram arefesinde Cizre’de 32 esnafın işyerleri yakıldıktan 2 gün sonra, geçmişi hırsızlık ve soytarılıkla dolu YDG-H mensubu bir şahıs, dörtyol civarında bulunan dalmış pasajına yakın çay ocağında oturduğu bir esnada, son eylemden bu yana özellikle Cizre esnafları tarafından partiye yönelik şiddetli eleştirilerin olduğunu, bundan dolayı parti üst yönetimi tarafından YDG-H’nin feshedilebileceğini ağzından kaçırmıştır.

Olay sonrası Cizre esnaflarının bu konuda Cizremedya.com’a verdiği röportajda H.A. "Çeklerimiz, taksitlerimiz, borçlarımız var. Zaten bölgede habur sınır kapısının kapanmasıyla hayat durma noktasında. İnsanların istihdam edileceği bir fabrika bile yok. Bunun için tek geçim kaynağımız olan günlük kazancımız da, kepenk kapattırma ve düzenlenen olaylar nedeniyle elimizden alınmak isteniyor. Artık bu sorunu bir çözüm istiyoruz. Bıktık bu gösterilerden ve anlamsız kepenk kapatma eylemlerinden..." ifadelerine yer verirken, O.C. adındaki Cizre'li esnaf ise "Biz, senelerdir düzenlenen gösteriler ve tertiplenen kepenk kapattırma eylemlerinden dolayı yaşadığımız mağduriyetin giderilmesini artık devletten beklemiyoruz.Bu sorunun çözümünü artık milletten, Cizre esnafından, Cizre halkından bekliyoruz.Cizre halkının, bu olaylara ve gösterilere, huzur ortamını bozmak ve toplumda kaos çıkarmak isteyen fitne odaklarına karşı artık 'DUR' deme vakti gelmiştir. Bu tepki ister sözlü olsun, ister fiili olsun isterse de seçimde olsun...Çünkü biz esnaflar olarak özellikle her sene bilinçli bir şekilde BDP'nin kepenk kaparttırmasıyla çok mağdur durumdayız.Neden kazancımız artmasını düşündüğümüz her bayram arefesinde kepenk kapattırıp gösteri yaparak halkı tedirgin ediyorlar. Geçen sene de Bayrama 5 gün kala 3 gün üst üste kepenklerimizi açamadık... Buna sebep olanları kınıyorum." İfadelerini sarfetmişlerdi.

BDP/DTK çevrelerinin ise bu konu herhangi bir açıklama yapmamaları gerçekten düşündürücüdür.

Ayrıca hükümet çevresinin bu konuda bir açıklama yapmaması ve emniyet birimlerinin faillere yönelik yakalama girişiminin olmaması ayrı bir merak/yazı konusu…

Bazen suskunluk onay anlamına gelmektedir…

BDP, 2014 yerel seçimlerde siyasi arenada yerini alan Hür Dava Partisi’nin seçimlere aday olmasıyla kapıldığı endişe ve tahammülsüzlüğünü illegaliteye dökmek ve YDG-H aracılığı ile Güneydoğu’da eskiden olduğu gibi silah zoruyla halkı sindirmeyi amaçlamaktadır.

BDP cenahı yıllarca devletin tahammülsüzlüğü, tek tipçi, asimilasyoncu ve baskıcı tutumundan dolayı feryatlar kopardı ve derin Kemalist kesimlere yaranmak için;

Biz Güneydoğu’da laikliğin teminatıyız.”

Biz olmasak Güneydoğu’da bir Kürt Hamas’ı kurulur

Apo’da Atatürk gibi kadınları din afyonundan kurtarmış ve kadını özgürleştirmiştir

Sözlerini sarfetmekten geri durmadı. Peki şuan BDP ve ona yakın çevrelerin, yıllarca devletin kendilerine uygulamış olduğu baskı ve dayatmayı başkalarına yapıyor olmaları ne ile ifade edilebilir. Bunun akılla bağdaşan bir izahı var mıdır?

Son 3 ay içerisinde Hüda-Par il/ilçe teşkilatlarına, üye ve gönüllerine yönelik sayısız bombalı, Molotoflu saldırı ve kundaklama girişimi oldu. Buna karşın Hüda-Par’ın sağduyulu yaklaşımı ve üyelerini karşılık vermemeleri konusunda tembihlemeleri, geçmişte olduğu gibi şimdi de kimin şiddet ve olay yanlısı, kimin de huzur ve refah yanlısı olduğunu göstermeye yeterli değil midir?

Bölgede çıkacak olan olası bir çatışmanın iki taraf açısından fayda vermeyeceği aşikardır. Özellikle buna sebep olan ve kaos tan beslenen BDP ile olan yakın çevrelerin bundan daha fazla zarar göreceği herkesin ve her kesimin malumudur…

(Hüseyin Ebuliz)